Vuslat’ın Yeni Sergisi “Emanet” (Baksı Müzesi)nde!

Chus Martinez küratörlüğünde düzenlenen Vuslat’ın “Emanet” adlı müze bünyesindeki ilk kişisel sergisi, 13 Haziran – 30 Kasım tarihleri arasında Baksı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.


“Emanet”
Sergi

Sanatçı: Vuslat
Küratör: Chus Martinez
Tarih: 13 Haziran – 30 Kasım 2023
Yer: Baksı Müzesi, Bayraktar / Bayburt


Emanet kavramı, Vuslat’ın sergisinde ve felsefesinde neredeyse sihirli bir güce dönüşüyor. Onun için ‘emanet’, güven duygusunu anlatmanın ötesinde, daha ileri bir yaşam biçiminin ilham kaynağı; yeni bir düşünce sistemini yansıtan cazip bir fikir. Vuslat, bu fikrin peşinde, samimi bir çabayla geçmiş nesillerle, toprakla ve geleneklerle bağ kuruyor. Diğer insanların geçmiş ve bugünkü deneyimlerine kulak verip duyularımızı açarak; açgözlülüğe ve kayıtsızlığa karşı çıkarak ve nihayet bizi içimizde neşe ve şefkat uyandıran bir kültüre çağırarak…

Chus Martinez

Vuslat‘ın sergisindeki eserler (metin, heykel, çizim, ses, enstalasyon) çevresinde, güven, bağlılık, derin bir sadakat ve koruyuculuğun değerini ifade eden “emanet” kavramının tezahürlerini keşfetmeye davet ediyor. Sanatçının heykel ve desen çalışmaları etrafında şekillenen serginin temel konusu “form” olgusundan öte bir malzemenin ve belirli formların ilettiği “dinamik güçler”e dayanıyor. Sanatçı, sergi aracılığıyla eserler ve mekân; eserler ve insanlar; eserler ve onları etkileyen anlatılar arasında bir akış, ilişki ve bağ yaratmayı amaçlıyor.

Güçlü birinin emanetine sahip çıkmak, hepimiz için çok olası. Ancak görmezden gelebileceğimiz birinin, bazen küçücük bir serçenin emanetine sahip çıkmayı çoğu zaman göz ardı ederiz.

Peki, hayatın size emanet ettiği ve sizin bu emaneti göz ardı ettiğiniz, yeterince koruyup kollamadığınızı fark ettiğiniz ne var? 

Sizi kendinize bu soruyu sormaya davet ediyorum.

Vuslat

Bayburt’ta yer alan Baksı Müzesi’nin konumu, doğal özellikleriyle -topografyası, ırmağı, bitkileri, tarihin izleri ve gelenekleri- sanatçının eserlerine yön veriyor. Sergi mekânının merkezinde konumlanan “Yaşamın Göbek Bağı” adlı eser; nehrin akışından, bir yaşam taşıyıcısı olarak “su”dan, doğuyor; desenler ise bölgedeki rüzgârın enerjisinden besleniyor; bölgenin yerel taşlarından yapılmış kaideler üzerinde yerleştirilen sığır kuyruğu bitkilerinden yaratılan eserler şifa olgusunu esas alıyor; kilden heykellerin kökeni ise toprağa dayanıyor. Sanatçı eserlerin hepsini bağlayıcı bir şekilde bir araya getirerek bir yöntem oluşturuyor ve izleyicinin onları tek bir bütün gibi algılamasını amaçlıyor.