[Söyleşi]: Kerem Erginoğlu ile “Gereksiz Taramalar” Sergisi Üzerine

Goba Art & Design’da açılan “Gereksiz Taramalar” başlıklı sergisiyle uzun yıllara yayılan eskizlerini izleyiciyle buluşturan mimar Kerem Erginoğlu, gündelik gözlemlerden kişisel hafızaya uzanan çizimlerini bir araya getiriyor. Erginoğlu ile serginin çıkış noktasını, eskizlerin üretim süreçlerini ve mimarlık pratiği içindeki yerini konuştuk.

Serginin başlığı “Gereksiz Taramalar” nereden geliyor? Gerçekten “gereksiz” mi bu çizimler?

Gençliğimizin efsane dergisi Gırgır’ın kurucusu Oğuz Aral, dergiye yollanan karikatürler hakkında birtakım yorumlar yapar ve çoğunlukla da “gereksiz taramalarından kaçının” derdi. Serginin adının ilhamını buradan aldım. Benim yaptığım çizimler veya karalamalar aslında herhangi bir amaca yönelik değil. Bazılarının içinde küçük bir mizah gizli, bazıları o anki duygu durumumu yansıtıyor ya da görüp etkilendiğim bir Ege manzarasının kâğıda yansıması olabiliyor. Bu eskizler hafızamın değerli parçaları olduğu için benim için gerekli. Başkaları için ne kadar gerekli bilemiyorum ama beğenenler olmasından mutluluk duyuyorum. 

Gençliğimizin efsane dergisi Gırgır’ın kurucusu Oğuz Aral, dergiye yollanan karikatürler hakkında birtakım yorumlar yapar ve çoğunlukla da ‘gereksiz taramalarından kaçının’ derdi. Serginin adının ilhamını buradan aldım.

“Gereksiz Taramalar” Sergisi

Uzun zamandır biriken bu eskizleri paylaşma ve bir sergiye dönüştürme fikri nasıl doğdu?

Goba Art & Design’ın sahibi Esin Kalender pandemiden önce bir sergi teklifi ile gelmişti. Sonra malum gündem değişti ve sergi fikri de askıya alındı. Geçen yıl bir görüşmemizde artık zamanın geldiğini düşündük ve tarihe karar verdik. Öncelikle yakın geçmişte hatta daha çok pandemi döneminde yaptığım işleri bir araya getirdim. Sergi tarihi belli olunca daha fazla üretmek için motivasyonum biraz daha arttı. Sergi öncesi bir seçki yapıp yaklaşık 250 eskiz arasından 120 tanesinin sergide olmasına karar verdik. 

Sergideki eskizler hem yapım tekniği hem zaman hem de konu olarak çeşitlilik gösteriyor. Bu çeşitlilik içinde bir hikâye yaratmaya çalıştık.

Sergide yer alan eskizler farklı zaman ve mekânlarda üretilmiş. Bu seçkiyi oluştururken nasıl bir seçme/eleme süreci izlediniz?

İlk başta tek bir tema üzerine yoğunlaşmayı düşünmüştük ama Esin eskizlerin tamamını gördükten sonra farklı temaların sergide yer almasını istedi. Hatta çok sevdiğim sanatçı Ahmet Doğu İpek’in o sıralarda Galeri Nev’deki “Çekmecedekiler” sergisinden bahsetti. Biz de biraz bu sergideki seçkiden ilham ve cesaret alarak farklı temalardaki karalamalarımı bir kürasyonla sergilemeye karar verdik. Biraz “İsim, Şehir, Hayvan, Bitki” oyunu gibi bir seçki aslında. Sergideki eskizler hem yapım tekniği hem zaman hem de konu olarak çeşitlilik gösteriyor. Bu çeşitlilik içinde bir hikâye yaratmaya çalıştık. Bu süreçte ailem ve arkadaşlarımın da fikirlerine sıkça başvurdum.

“Gereksiz Taramalar” Sergisi

Eskizlerin üretildikleri bağlamdan çıkarılıp bir galeri mekânına taşınma kurgusu nasıl şekillendi? 

Özellikle sergilenme biçimleri konusunda bizim daha önce 30. yıl sergimiz Zaman Cetveli’nin de küratörü olan Meriç Öner vakit ayırdı ve sağ olsun çok değerli fikirler verdi. Ofisteki mimar arkadaşlarımızdan Beyza Başaran ile sergi alanının maketi üzerinde sergileme denemeleri yaptık.  Eskizlerin temaları, çerçevelenmesi, defterlerin ve kullandığım materyallerin sergilenmesi gibi fikirleri de birlikte geliştirdik. Ardından Lamarts’tan Sevim Sancaktar ve Berkan Çanta’nın titiz çalışmaları ile son aşama da tamamlandı. Goba’nın tarihi atmosferi içinde hafızamı oluşturan eskizlerimin sergilendiğini görmek benim için gerçekten heyecan verici oldu. 

“Gereksiz Taramalar” Sergisi

Mimarlık pratiğinde eskizin rolündeki değişimi nasıl yorumlarsınız? Sizce dijital araçlarla ilişkiler bu alışkanlığı dönüştürdü mü?

Günümüzde yapay zekâ ve dijital araçlar ile üç boyutlu görselleştirme işleri çok geliştiği için eskizin değeri yok mu oluyor diye sorgulamak çok doğal. Özellikle bir mimar için eskizin maksadı bir fikri ya da bir öngörüyü çizimle anlatmak ve karşınızdakinin hayalini hızlı bir şekilde görselleştirmek. Ben de zaman zaman yaptığım çizimleri yapay zekâya yükleyip birtakım komutlarla çok daha foto-gerçekçi bir hâle dönüştürebiliyorum. Özellikle profesyonel çalışmalarda teknolojiyi kullanmak ve işleri hızlandırmak için bu tür araçlardan yararlanmak önemli. Yani bence eskizin önemi hâlâ geçerliliğini koruyor ama doğal olarak uygulama yöntemleri değişiyor. 

Özellikle profesyonel çalışmalarda teknolojiyi kullanmak ve işleri hızlandırmak için bu tür araçlardan yararlanmak önemli. Yani bence eskizin önemi hâlâ geçerliliğini koruyor ama doğal olarak uygulama yöntemleri değişiyor. 

Sizin mesleki pratiğinizde ve gündelik hayatınızda, çizmenin ve eskizin nasıl bir yeri var? Çizim ile ilişkiniz zaman içinde dönüştü mü?  

Küçüklükten beri kâğıt kalemle haşır neşirimdir. Benim için oyuncaklarımdan önce onlar gelirdi hep. Mimarlıkla birlikte gündelik hayat dışında profesyonel hayatımın da bir parçası oldu kâğıt kalem. Bu sergi yalnızca mesleki üretimime odaklanmıyor. Gündelik hayat içinde gözlemlediklerimi, anılarımı ve o ana ait izlenimlerimi kaydettiğim kişisel bir çizim arşivi niteliğinde. Benim için eskiz, bir nevi mekânı ve duyguyu hafızamda canlı tutmayı sağlayan bir araca dönüştü diyebilirim. 

Bu sergi yalnızca mesleki üretimime odaklanmıyor. Gündelik hayat içinde gözlemlediklerimi, anılarımı ve o ana ait izlenimlerimi kaydettiğim kişisel bir çizim arşivi niteliğinde.

Çizimlerinizde şehirler, insanlar, mekânlar ve nesneler iç içe geçiyor. Bu çeşitlilik içinde kesişen veya yinelendiğini fark ettiğiniz temalar var mı?

Evet var. Sergi için seçkiyi yaparken işlerim arasında benzerlikler olduğunu fark ettim. Mesela bir dönem yeni bir teknik ya da üslup denemesi yapmışım ve  birbirine benzer işler üretmişim. Bu son derece kişisel bir yolculuk olduğu için duygu durumum, gördüğüm ve etkilendiğim mekânlar ya da olaylar bir şekilde eskizlere yansımış. Bu da belli dönemlerde bir dil birliği olmasını sağlamış. 

Bu son derece kişisel bir yolculuk olduğu için duygu durumum, gördüğüm ve etkilendiğim mekânlar ya da olaylar bir şekilde eskizlere yansımış.

Bu sergide sizin için özel bir yeri olan eskiz hangisi ve neden? 

Çocuklarımın eskizleri benim için en kıymetlisi. Sergi hazırlıkları sırasında onlardan birer tane çizimlerini paylaşmalarını rica ettim. Hatta Londra’da mimarlık eğitimi alan oğlum Ömer o sırada burada olmadığı için çekmecesindeki eskizlerden birini seçmemi istedi. Ben de onun Ortaköy Camii’nin içini resmettiği “İbadet” isimli eskizini sergiye koydum. Kızım Suzan ise bu sergiye özel “Bulutların Üstünde” adlı bir çizimini paylaştı. Her ikisi de benim için çok değerli.

Bu söyleşi Fibrobeton katkılarıyla yayınlanmıştır.

“Gereksiz Taramalar” sergisinin bi_özet‘te yayınlanan detaylı haberine buradan ulaşabilirsiniz:

Kerem Erginoğlu’nun Eskizleri “Gereksiz Taramalar” Sergisinde Sanatseverlerle Buluşuyor!