(Kalyon Kültür)’de Doğa Temalı Dijital Sanat Sergisi: “Flora”

Ryoichi Kurokawa, lttrans_ctx-2, Kalyon Kültür, Flora

Kalyon Kültür, dijital sanatın en önemli temalarından biri olan doğa ve sanat ilişkisine odaklanan “Flora” başlıklı karma sergiye 16 Nisan’a kadar Nişantaşı Taş Konak’ta ev sahipliği yapıyor. Ceren ve Irmak Arkman küratörlüğünde Anna Ridler, Clement Valla, François Quévillon, Mat Collishaw, Mustafa Hulusi, Pascual Sisto, Quayola, Ryoichi Kurokawa, ve Sabrina Ratté’nin işleri sergide sanatseverlerle buluşuyor.


“Flora”
Sergi

Küratörler: Ceren Arkman, Irmak Arkman
Katılımcılar: Anna Ridler, Clement Valla, François Quévillon,
Mat Collishaw, Mustafa Hulusi, Pascual Sisto, Quayola,
Ryoichi Kurokawa, Sabrina Ratté
Tarih: 19 Ocak – 16 Nisan 2022
Yer: Kalyon Kültür, Şişli / İstanbul


Sanatın farklı disiplinlerine yer açan Kalyon Kültür’ün “Flora” isimli sergisinde, bilgi sistemleri ve veri kümeleri ile çalışan İngiliz sanatçı Anna Ridler, “Mozaik Virüsü 2018 – 2019 (Mosaic Virus 2018 – 2019)” adlı çalışmasıyla, 3 ekranlı GAN video enstalasyonunda tarihin farklı noktalarından kapitalizm, değer ve çöküş üzerine fikirleri bir araya getiren bir seriyi sanatseverle buluşturuyor.

İsmini lale soğanına zarar veren mozaik virüsünden alan ve 17. yüzyıl lale borsasından yola çıkan eserde, sanatçı doğaya ekonomik bir değer koymaya çalışmanın tuhaflığını vurguluyor. Yarattığı modellerde, virüs gibi davranan ve çiçeğin dış yüzeyinin çizgili veya düz olmasını kontrol eden değer olarak günümüzde bir yatırım aracı olarak resmi para birimlerinden bile daha değerli görünen Bitcoin’deki dalgalanmaları kullanıyor.

Amerikalı sanatçı Clement Valla, Kalyon Kültür’de sergilediği eserlerinde resim yapma, görme ve okuma konusunda insanlarla bilgisayarların giderek daha fazla iç içe olduğu gerçeğine dikkat çekiyor. Kalyon Kültür’de sergilediği “Nokta Bulutu Bahçesi” adlı eser, izleyicilere sanal ortamda yarattığı sonsuz bir bahçede gezme imkânı veriyor.

Algoritmalar ve görüntüler arasındaki ilişkiler gibi çağdaş medyayı etkileyen değişimlerin yanı sıra gezegensel değişiklikleri de ele alan Kanadalı sanatçı François Quévillon, sergide teknolojinin insan bilişini, kültürü, çevreyi, uzayla, zamanla ve birbirimizle olan ilişkilerimizi nasıl değiştirdiğini araştırıyor.

Görsel sanat alanında adından övgüyle söz edilen İngiliz sanatçı Mat Collishaw “Whispering Weeds” isimli eserinde, Albrecht Dürer’in 1503 yılına ait başyapıtı “Great Piece of Turf”tan ilham alıyor. Eserde Dürer’in ünlü suluboya çalışmasına hayat veriliyor. Dürer’in doğa çalışmalarının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen bu eser, esasen Bavyera çayırlarının detaylarını gözlemlemek ve kopyasını çıkartmak için bir araç olarak kullanılıyor ve Dürer’in 16. yüzyıldaki doğa temsilini 21. yüzyıla taşıyan bir düzen ve sakinlik duygusu veriyor.

Çalışmalarında resim, fotoğraf, video ve yerleştirme gibi çeşitli medyalar kullanan Londra merkezli, Kıbrıs-Türk kökenli kavramsal sanatçı Mustafa Hulisi, “Flora” sergisinde melez kimlikleri ve yerinden edilmiş kendi kültürel geçmişini araştırıyor. Eserlerinde Doğu Akdeniz köklerinden ilham alan sanatçı, Kıbrıs’ın flora ve faunasını sıklıkla kullanıyor.

İspanyol sanatçı Pascual Sisto, “En Plein Air” isimli eserinde, yaygın olarak benekli defne veya altın tozu bitkisi (Aucuba Japonica “Variegata”) olarak bilinen özel bir ev bitkisine özgü organik olarak oluşan işaretleri örnekliyor. Örneklenen altın tozu deseni, arka galeri video enstalasyonunun motifi haline gelerek seçilen bitki örtüsüne benzeyen simüle edilmiş bir sanal ortam yaratıyor.

Halı ve koku tasarımlarıyla tamamlanan bu mizansende, doğal düzenin hiyerarşileri, endüstriyel desen tasarımının makine yapımı kökleriyle kaynaştırılıyor. Hepsi bulanıklaştırılarak ve birleştirilerek, orijinali kopyalarından ayırt etmenin zorlaştığı bir noktaya ulaşılıyor.

İngiliz sanatçı Quoyola, “Doğa 1-2-3 (Natures 1-2-3)” başlıklı serisinde siyah bir fonun önünde dramatik bir şekilde aydınlatılmış ve filme alınmış bitkilerin yakın çekim görüntülerini, dijital alemdeki gerçekçiliğin muğlaklığını irdeleyen bilgisayarda üretilmiş materyallerle birleştiriyor.

Kırılgan, narin, romantik çiçek yapraklarının, yaprakların ve gövdelerin hafif bir esintide titreştiğini eserinde izleyici ile buluşturuyor. Tanık olunan hareket son derece tanıdık, sunumu ise tamamen soyut: video görüntüleri, hareketlendirilmiş bir 17. yüzyıl Hollanda natürmortunu andırıyor ve meditatif bir izlenim veriyor.

Japonyalı sanatçı Ryoichi Kurokawa Ittrans isimli sessiz, iki kanallı video yerleştirmesinde, hareket ve durağanlık arasındaki zıtlık ve yakınlığa odaklanıyor. Son olarak Kanadalı sanatçı Sabrina Ratté; Donna J. Haraway, Ursula K. Le Guin ve Greg Egan’ın yazılarından ilham alan “Floralia” isimli eserinde, izleyiciyi soyu tükenmiş bitki türlerinin örneklerinin korunduğu ve sanal bir arşiv odasında sergilendiği kurgusal bir geleceğe sürüklüyor. “Floralia”, geçmiş ve geleceğin, şimdinin sürekli bir gerilimi içinde bir arada var olduğu, teknoloji ve organik maddenin kaynaşmasından doğan ekosistemlerin bir simülasyonunu oluşturuyor.

Sergi serisinin bir sonraki etkinliği 17. İstanbul Bienali‘ne paralel olarak Eylül ayında gerçekleşecek. Günümüzün en önemli problemlerinden biri olan iklim krizine dikkat çeken sergi, “İnsan Eli Değmiş (Touched by Mankind)” ismi ile insanların doğa üzerindeki etkilerine odaklanacak.

Flora sergisi insanların sanat çerçevesinde doğayı nasıl yorumladığına odaklanırken, bitki tasvirleri özelinde dijital sanatçıların doğaya getirdiği yenilikçi ve değişik yorumlara eğiliyor. Uluslararası 9 sanatçıyı bir araya getiren sergi, Kalyon Kültür’ün Nişantaşı Taş Konak binasının her iki katında ziyaret edilebilir.

Sergi ve etkinlik programları ile ilgili detaylı bilgilere www.kalyonkultur.org İnternet sitesi üzerinden ulaşılabilir.


Kalyon Kültür
Nişantaşı’nda, tarihi ve mimari öneme sahip Taş Konak’ta yer alan Kalyon Kültür, kendini kültürel üretimi destekleyen, dijital sanat, yeni medya ve performans sanatları başta olmak üzere çok disiplinli programlar geliştiren genç bir kültür kurumu olarak tanımlar.

Sanat ve Etkinlik direktörlüğünü Ceren-Irmak Arkman’ın üstlendiği Kalyon Kültür, kültürel üretimi belirli bir mekâna bağlı kalmadan, işbirlikleri geliştirerek desteklemeyi ve gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.