[Söyleşi]: Mağaza Tasarımında Disiplinlerarası Etkileşim: Boyner Cadde

Soldan Sağa: Ayşegül Tuğtepe, Neslihan İmamoğlu, Mustafa Toner, Filiz Bayrak, Deniz Sağdıç. Fotoğraf: Sahir Uğur Eren

Şaşkınbakkal’daki mağazası ile 1998 yılından bu yana Bağdat Caddesi’nde hizmet veren Boyner, 3 Eylül Cuma gününden itibaren yeni binasında ziyaretçilerini ağırlıyor. Daha sürdürülebilir, daha yenilikçi, daha yaratıcı, daha doğa dostu bir mağazacılık anlayışıyla yola çıkan Boyner, Boyner Cadde’nin tasarım sürecinde farklı disiplinlerden uzmanlarla birlikte çalışmış.

Erenköy’de, inşaatı 2020 yılının başında tamamlanan iş merkezi, aynı yılın sonunda Boyner tarafından kiralanarak mağazaya dönüştürülmüş. Yaklaşık 10 ay süren tasarım ve yenileme süreci, Toner Mimarlık ile yürütülmüş. Eski malzemelerin ileri dönüştürüldüğü, atıkların geri dönüştürülerek yeniden kullanıldığı bir yaklaşım ile israf ve karbon ayak izinin minimuma düşürülmesi amaçlanmış.

Mimarlığın yanı sıra Boyner, döngüsel ekonomiyi ve sanatı destekleyen bir yaklaşımla farklı sanat ve tasarım disiplinlerini de sürece dahil etmiş. Sanatçı Deniz Sağdıç’ın Boyner’in depolarındaki ticari değerini kaybeden denimleri dönüştürerek ürettiği koltuk, lambader, sehpa ve halı gibi fonksiyonel tasarımlar; yeni medya sanatçısı Decol’ün iç mekandaki dev ekranda gösterilen yerleştirmesi; Mural İstanbul tarafından yapılan cephe graffitileri dikkat çekiyor.

Boyner Cadde’yi, projenin mimarı Mustafa Toner ve Boyner Büyük Mağazacılık Yatırımlardan Sorumlu ​Genel Müdür Yardımcısı Filiz Bayrak ve sanatçı Deniz Sağdıç ile konuştuk.*


Bu tür yeni yaşam alanlarını tasarlarken müşteri içgörüsünü çok önemsiyoruz.

Boyner ve Toner Mimarlık’ın yolu nasıl kesişti? Uzun yıllara dayanan birlikte çalışma deneyimi ortaya çıkan işi ve süreci nasıl etkiliyor?

Filiz Bayrak: “Çarşı”dan Boyner’e geçiş yaptığımız dönemden bu yana Toner Mimarlık ile çalışıyoruz. O dönüşümü de Mustafa Bey ile birlikte gerçekleştirmiştik. Sonrasında da tüm mimari işlerimizde birlikte yol aldık. Bu birikim yapılan işe yansıyor. Biz mevcut bir çalışmada ne yapacağımıza, nasıl ilerleyeceğimize Mustafa Bey ile birlikte düşünüp karar veriyoruz. Bu proje de böyle hayata geçti. Herkesin büyük bir enerji ve istekle bir araya gelerek çalıştığı ve kalbini bıraktığı bir proje oldu.

Mustafa Toner: Boyner Cadde mağazası herkesin bitirilmesi gereken bir iş olarak yaklaştığı değil, keyifle görev aldığı bir çalışmaydı. Bu da sanıyorum mağazanın bu kadar başarılı bir şekilde ortaya çıkmasını sağladı. Tabii kendi açımızdan firmayı tanımamızın ve uzun süredir birlikte çalışmamızın da katkısı büyük. Boyner’in yaklaşımını, ihtiyaçlarını ve birlikte nasıl çalışacağımızı çok iyi biliyoruz. Bu tür yeni yaşam alanlarını tasarlarken müşteri içgörüsünü çok önemsiyoruz. Uzun yıllardır birbirimizi tanımamız, birlikte düşünmemiz ve müşteri içgörüsü birleşince ortaya mükemmel projeler çıkıyor. Bu da işleri daha keyifli ve verimli hale getiriyor.

Boyner’in yeni vizyonunu yansıtacak, yeni mağazacılık anlayışına uygun bir binaya ihtiyacımız vardı.

Boyner ile Bağdat Caddesi’nin ilişkisi de 1998 yılına kadar uzanıyor. O günden bugüne hem mağazacılık anlayışı hem de caddenin dinamiği çok değişti. Bugün bir değişim, dönüşüm sürecinde olan Bağdat Caddesi’nin yeni koşullarının ve mağazanın yeni yerinin projeyi şekillendirmedeki etkisinden bahseder misiniz?

F.B: Bağdat Caddesi, Boyner için hep çok önemliydi. Çok uzun yıllar burada müşterilerimizle, komşularımızla buluştuk, onlara hizmet verdik. Öyle ki, artık Boyner mağazası Cadde’nin buluşma noktası olmuştu; fakat eski mağaza hem alan bakımından hem de Boyner’in mağazacılık yaklaşımı açısından artık yetersiz gelmeye başlamıştı. Boyner’in yeni vizyonunu yansıtacak, yeni mağazacılık anlayışına uygun bir binaya ihtiyacımız vardı. Böylece bu yapıya geçmeye karar verdik.

“Caddeyi Büyük Yaşa, Cesur Yaşa” mottosuyla çıktığımız bu yolda Boyner Cadde’yi hayatı dolu dolu yaşamak isteyenler için cesur, tüm klişeleri yerle bir eden yepyeni bir konseptle yarattık. Geleceğin mağaza konsepti Boyner Cadde; cesareti, öncü kimliği, tavrı ve tarzıyla Boyner’i çok iyi anlatıyor. Kusurlarıyla mükemmel, sürdürülebilir, doğa dostu bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyoruz. Bu nedenle koşulsuz müşteri mutluluğuna odaklandığımız ve müşteri deneyimini en öne koyan mağazamızda yüzümüzü “geleceğe dönüyor”, geleceğin deneyim mağazacılığını getiriyoruz. Beş duyumuzun ötesine hitap eden, teknolojileri yaratıcılıkla harmanlayan, yepyeni tüketici deneyimlerine kapı aralıyoruz.

Boyner Büyük Mağazacılık Yatırımlardan Sorumlu ​Genel Müdür Yardımcısı Filiz Bayrak. Fotoğraf: Sahir Uğur Eren.

 

Deneyimlerimiz bize perakende müşterilerinin bu tür katlı mağazalarda yürüyen merdiven aradığını, yürüyen merdiven olmadığı zaman bir kat bile çıkmak istemediğini gösterdi.

Toner Mimarlık, ticari iç mekân ve mağaza tasarımı konusunda oldukça deneyimli bir mimarlık ofisi. Bu deneyim Boyner Cadde projesine nasıl yansıdı? Bu proje özelinde alınan mimari kararlardan, mevcut yapıya yapılan müdahalelerden bahseder misiniz?

M.T.: Hem önceki Boyner işlerimiz hem de ticari iç mekanlar konusundaki diğer çalışmalarımızdaki deneyimlerimiz elbette yönlendirici oldu. Mevcut yapıda yalnızca asansörler ve iki tane yangın merdiveni vardı. Bu tipteki katlı mağazaların yürüyen merdiven olmadan çalışması mümkün değil. Deneyimlerimiz bize perakende müşterilerinin bu tür katlı mağazalarda yürüyen merdiven aradığını, yürüyen merdiven olmadığı zaman bir kat bile çıkmak istemediğini gösterdi. Bu yüzden yapıya sonradan yürüyen merdiven ekledik.

Proje uygulama aşamasında birçok işi kendi iç ekiplerimizle çözüyoruz. Çok uzun süredir mağaza tasarımı ve uygulaması deneyimimiz olduğu için dışarıdan destek almaya fazla gerek kalmıyor. Örneğin aydınlatma tasarımında farklı firmalarla çalışsak da zaman zaman burada tasarımı in-house çözdük, gerektiğinde ürünleri tedarik ettiğimiz armatür firmasının bilgisinden faydalandık.

Mağaza açılmış olsa da proje henüz tamamlanmış değil. Giriş kısmına bir ilavemiz olacak ve global kahve zinciri Costa Coffee, Vertical Cocktail&Bar ve arka tarafa Vertical Garden eklenecek.

Mustafa Toner. Fotoğraf: Sahir Uğur Eren.

 

‘minimum atık, minimum israf’ ve ‘maksimum mutluluk’ anlayışımız doğrultusunda döngüsel ekonomiye katkıda bulunmayı hedefledik.

Boyner Cadde, döngüsel ekonomi kavramını önceliyor ve hem mimari tasarımda hem de eşlik eden diğer tasarım ve sanat işlerinde atıkların ve atıl malzemelerin yeniden kullanıldığı bir projeye dönüşüyor. Bu kapsamda yapılan çalışmalardan bahseder misiniz?

F.B.: Boyner’in bu alanlardaki çalışmaları çok eskiye dayanıyor. Çeşitli projelerle bu konuya özellikle son zamanlarda dikkat çekmeye çalışıyoruz. Mağazalarımızda daha sürdürülebilir, daha çevreci olmanın yollarını arıyoruz.

Bu projede hem iç mekân tasarımında kullanılan malzemelerle hem de birlikte çalıştığımız sanatçıların üretimlerinde “minimum atık, minimum israf” ve “maksimum mutluluk” anlayışımız doğrultusunda döngüsel ekonomiye katkıda bulunmayı hedefledik. Örneğin; mağazada zeminde görmüş olduğunuz paledyen mermer döşeme uygulamasında bir mermer deposundaki atık mermerleri kullandık. Oldukça meşakkatli bir süreçti.

M.T.: Zeminde artık, kırık mermerlerin değerlendirilmesi esasında oldukça eski bir yöntemdir. Fakat bugün onu iyi bir biçimde uygulayabilecek ustayı bulmak kolay olmadı.

F.B.: Ayrıca sanatçılarla bu doğrultuda iş birliği de yaptık. Deniz Sağdıç ile çalıştık ve depomuzdaki atık kotlar, görmüş olduğunuz koltuk, lambader, sehpa ve halı gibi ürünlere dönüştü. Ayrıca yine atık kumaşlardan 2 tane muhteşem portre tasarladı. Deniz Hanım ile ekstra çalışmalar da yapmak istedik ama vakit sınırlıydı.

Pet şişelerle ilgili bir duvar – panel çalışmamız oldu. Bu çok estetik ve ileri dönüşümü gözler önüne seren duvar için yaklaşık 1500 adet pet şişe kullandık. Normalde sağır bıraktığımız alanlarda farklı çalışmalar olacak. Atık plastik pet şişelerin kapaklarını değerlendirmek için bir etkinlik yapmayı planlıyoruz. Bu tür etkinlikler ve üretimlerle mağazadaki uygun alanların da sürekli değişimi mümkün olacak.

Fotoğraf: Sahir Uğur Eren

Aklınıza gelebilecek her türlü atık benim paletim.

Bu çalışmalar içinde Deniz Sağdıç’ın atık kotları dönüştürerek elde ettiği ve mağazada sergilenen koltuk, lambader, sehpa ve halı gibi tasarımlar dikkat çekiyor. Kurumsal firma ve sanatçı iş birliğini örnekleyen bu çalışmanın hikâyesinden bahseder misiniz?

F.B.: Deniz Hanım’la tanışmamız, Boyner grubunda bu süreçleri takip eden arkadaşımızın yönlendirmesiyle oldu. O dönemde geri dönüşümle ve mevcut malzemelerle ilgili ne yapabiliriz diye çok kafa yoruyorduk. Deniz Hanım’la tanışmak bizi çok heyecanlandırdı.“Nasıl yapalım, metalleri mi keselim, panoyu nasıl yapalım” gibi sorularla beyin jimnastiği yaptığımız bir dönemde Deniz Hanım’ı bulduk ve çok iyi örtüştüğümüzü düşünüyorum.

Deniz Sağdıç: 8-10 yıldır sadece sürdürülebilir sanat tanımını ortaya koyan işler üretiyorum. Sadece atık olan nesnelerle sanat eseri yapıyorum. Plastikten tutun karton, tekstil atıklarına kadar… Aklınıza gelebilecek her türlü atık benim paletim. Burada da aynı temanın işlendiğini bana söylediklerinde inanılmaz heyecanlandım; çünkü hep merak ettiğim konulardı. Ne nereye gidiyor, atığı nasıl ve ne kadar kurtarabilirim, insanlara ne kadar ilham verebilirim diye düşünüyordum. Bir de bu tür bir işin gerçekten yaşayan, aktif bir yerde var olması inanılmaz keyifli. O yüzden projeyi duyar duymaz hemen heyecanla kabul ettim ve güzel sonuçlandı.

Boyner’le çalışırken ilk etapta ellerinde hangi atıkların olduğunu öğrendim. “Ne varsa hepsini kullanabiliriz” dedim. 300 adet atık denimi koltuk, lambader, sehpa ve halı olarak ileri dönüştürdük.

Deniz Sağdıç ve Boyner Cadde için tasarladığı sehpa. Fotoğraf: Sahir Uğur Eren.

Gerçekleştirdiğimiz çalışmanın bir örnek olmasını umuyoruz.

Sınırlı sayıda atık kotun kullanıldığı ve bir konsept proje olarak üretilen bu ürünlerin, daha geniş kapsamlı bir dönüşümünü mümkün kılacak biçimde çoğaltılmasını, ticari ürünler olarak Boyner’de yer almasını planlıyor musunuz?

F.B.: Gerçekleştirdiğimiz çalışmanın bir örnek olmasını umuyoruz. Bu aşamada yalnızca konsept bir iş ortaya çıkarttık, ürünler daha fazla üretilerek satışa sunulmayacak ama ileride bu yönde de çalışmalarımız olabilir.

D.S.: İşlerimde bütün atıkları değerlendirmeye, onlardan bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Markalarla iş birliği yaparak görünürlüğünü artırıp herkese birer fikir vermeye çalışıyorum. Boyner için yaptığım bu işte de amacım bunun mümkün olduğunu göstermekti ve işe yaradığını görmek çok sevindiriyor. Günde en az 2-3 kişi bu mağazadan ürünlere dair paylaşım yapıyor ve uzun uzun metinlerle hikâyeyi anlatıyorlar. Bu çok değerli ve inanılmaz keyifli.

Deniz Sağdıç tasarımı lambader, Boyner Cadde. Fotoğraf: Sahir Uğur Eren.

… ‘yaşayan enstalasyonlar’ olarak adlandırılan dijital sanat eserleri doğadan ilham alıyor.

Boyner Cadde’nin cephesindeki yazılama çalışmalarının yanı sıra,  iç mekânındaki birçok sanat eseri de dikkatimizi çekiyor. Bu çalışmalar için hangi tasarımcılarla, sanatçılarla iş birliği yaptınız? Eserler mağazada kalıcı olarak mı yer alıyor yoksa mağaza belirli periyotlarla farklı işlere mi ev sahipliği yapacak?

F.B.: İstanbul’da birçok yerde, sokaklarda referansı olan 3-4 grafik tasarım firması ile görüştük. Kendimizi, yapmak istediklerimizi, kafamızdakini anlattık. Görüştüğümüz adaylar içinde Mural İstanbul hem Kadıköy’de daha önce yaptıkları çalışmalarla hem de buraya ait olmalarıyla, -hepsi baktığınızda Anadolu Yakası’nın çocuklarıydı- projeyi çok iyi sahiplendiler. Çok güzel bir enerjileri vardı.  O duyguyu hep birlikte aldık. Zaten Kadıköy ilgi alanlarıydı ve Kadıköy’de bu kadar etkin olan bir grafik grubu varken başkasıyla çalışmak olmazdı. Mural İstanbul ekibi inanılmaz bir emekle günler süren bir çalışmanın sonunda çok güzel bir graffiti eseri ortaya çıkardı ve bize dış cephemizde sergileme fırsatı sundu.

Mural İstanbul’un graffiti çalışması, Boyner Cadde. Fotoğraf: Sahir Uğur Eren

Aynı zamanda sanatın yaşamın her alanını ele geçirmesi gerektiğine inanarak Mehmet Sinan Kuran’ın muhteşem minyatür çalışmasını ve Gürat Öztürk’ün origamiden yaptığı dev çiçekleri mağazamızda sergiliyoruz. Bunların yanı sıra teknolojiyi de sanatla harmanladık.

Mağaza içinde ve bina dış cephesinde yer alan ekranlar için yeni medya sanatçıları Decol ile çalıştık. Decol sanatçıları tarafından tasarlanan ve “yaşayan enstalasyonlar” olarak adlandırılan dijital sanat eserleri doğadan ilham alıyor. Dış cephede yer alan ekrandaki eser dünyamızın ana oksijen kaynağı olan okyanus dünyasını anamorfik 3D teknolojiyi kullanarak yansıtırken mağaza içinde yer alan monolit ekranı ise varoluşu temel alarak ve izleyicilerin hareketleri ile etkileşime geçerek sonsuz olasılıkla, dört farklı evreyle hayat buluyor. Mağazanın dört katını kaplayan 14 metre yüksekliğindeki dikey ekranda ise her mevsim değişecek olan ve Türkiye’nin endemik bitkilerinden oluşan bir seçki ile sanal ortamda yaşayan gerçek üstü bir doğa eseri yaratıldı. Türkiye’de ilk defa kullanılan bir teknoloji ile eser, hava durumu verilerini anlık olarak alarak güneşin ve rüzgârın Kadıköy’deki anlık değişimlerine göre dönüşüyor.

 

Yalnızca su değil birçok alanda çevreci adımlar attık ve atmaya devam edeceğiz.

Yerelde ve küresel çapta birçok kurum Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalar yapıyor. Bu doğrultuda Boyner Cadde projesinde hayata geçirilen veya hayata geçirilmesi planlanan gri su geri kazanım sistemi kullanımı, güneş paneli kullanımı, kent tarımı faaliyeti gibi uygulamalardan bahseder misiniz?

F.B.: Gri su geri kazanım sistemi ve güneş paneli vb. uygulamalar düşünüldüğü kadar zor ve maliyetli değil. Sadece burada bakış açısını değiştirmek ve yapmayı istemek gerekiyor. Doğaya katkıda bulunmanın getirdiği bir güzellik var. Az katlı konutlar için uygun olmasa da bizim mağazalarımız gibi tuvaletlerin belirli bir oranın üstünde kullanıldığı alanlarda, AVM’lerde, ofislerde veya büyük konut projelerinde gri su geri dönüşüm sistemi mutlaka tercih edilmeli diye düşünüyoruz.

M.T.: Gri su geri kazanım sisteminde bir kurulum maliyeti, iki enerji harcaması tercih edilmemesine neden olabiliyor. Türkiye’deki elektrik fiyatlarından dolayı bu elektrikli sistemi eğer az kullanıyorsanız zarar ediyorsunuz. Belli bir kapasiteyi yakalamanız lazım. Zaman içinde bu sistemler gündelik kullanıma girecek. Ama bu aşamada bu tür ticari mekânlar için çok uygun.

F.B.: Bu arada açıkçası Boyner için de bu sistemi uygulamak çok kolay olmadı. Oturduk ve tüm ekipler birlikte beyin fırtınası yaptık. Bakım, onarım gibi konularda nelerle karşılaşacağımızı zaman içinde yaşayarak göreceğiz.

Öte yandan gri su geri kazanım sistemine ek olarak su kullanımı hassasiyetimizle bütün musluklara da uzun süre önce perlatör takmıştık.  Yalnızca su değil birçok alanda çevreci adımlar attık ve atmaya devam edeceğiz. Uygun olan diğer sokak mağazalarımız ve merkez ofisimize de güneş panelleri koyabilir miyiz diye çalışmaya başladık. Tüm mağazalar merkezden enerji izleme sistemiyle kontrol ediliyor. Gece açık kalan ışıkları kontrol ederek enerji sarfiyatımızı en aza indirebiliyoruz. Eski mağazalardaki armatürleri de yavaş yavaş LED armatürlere çeviriyoruz.

Bu tür teknik uygulamalarla sağladığımız tasarrufun dışında müşteriye de küçük mesajlar vermeye çalışıyoruz. Örneğin; bu mağazaya koyduğumuz spor üniteleri sayesinde spor yaparken elde edilen enerji ile müşteriler telefonlarını şarj edebiliyor.


*Söyleşi 21 Ekim Perşembe günü Boyner Cadde’de gerçekleştirilmiştir.