B u hafta mimarlık, sanat ve yayıncılık gündeminde bienaller, sergiler, kitaplar ve uluslararası mimarlık etkinlikleri öne çıkıyor. Edirne’de ilk kez düzenlenen bienal kenti kültürel bir buluşma noktasına dönüştürürken, Venedik Mimarlık Bienali’nin yeni teması pratiğin güncel krizler karşısındaki rolünü yeniden tartışmaya açıyor. İstanbul’un hafızasına odaklanan yeni bir fotoğraf kitabı, Londra’da açılacak Serpentine Pavyonu ve Osmanlı fotoğraf tarihine ışık tutan bir sergi de haftanın dikkat çeken gelişmeleri arasında yer alıyor.
Edirne Bienali
Haftanın öne çıkan gelişmelerinden biri, bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Edirne Bienali oldu. “Köprüler” temasıyla düzenlenen bienal, tarih boyunca farklı kültürlerin kesişim noktası olan kenti uluslararası bir sanat platformuna dönüştürüyor. Fotoğraf, performans, yeni medya, yapay zekâ ve heykel gibi farklı disiplinlerden üretimlerin yer aldığı etkinlik, köprü kavramını yalnızca fiziksel bir yapı olarak değil, hafıza, kimlik, kuşaklar ve düşünsel üretimler arasında kurulan ilişkiler üzerinden ele alıyor. 23 ülkeden 213 sanatçının katılımıyla gerçekleşen bienal, güncel sanatın göç, ekoloji, teknoloji ve toplumsal dönüşüm gibi meselelerle kurduğu ilişkiye de odaklanıyor.
Wang Shu ve Lu Wenyu
Uluslararası mimarlık gündeminde ise 2027 Venedik Mimarlık Bienali ’nin teması açıklandı. Çinli mimarlar Wang Shu ve Lu Wenyu küratörlüğünde düzenlenecek bienal, “Do Architecture — For the Possibility of Coexistence Facing a Real Reality” başlığını taşıyor. Tema, mimarlığı yalnızca düşünsel bir üretim alanı olarak değil, günümüzün ekolojik, toplumsal ve kültürel sorunlarına doğrudan temas eden bir eylem pratiği olarak yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor. Birlikte yaşamanın yeni biçimlerini araştırmayı hedefleyen bienal, mimarlığın farklı kültürler ve yaşam biçimleri arasında kurabileceği bağları tartışmaya açacak.
Beyoğlu Eski Yeni
Bu hafta kent hafızasına odaklanan özel iki çalışma da dikkat çekiyor. Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan ’ın yeni kitabı Beyoğlu Eski Yeni , yaklaşık 15 yıllık bir araştırmanın sonucunda Beyoğlu’nun dönüşümünü kayıt altına alıyor. Tarihi yapılar, pasajlar, sanat mekânları ve semtin simge isimlerini bir araya getiren çalışma, yalnızca fiziksel değişimi değil, Beyoğlu’nun kültürel atmosferini ve gündelik yaşamını da görünür kılıyor. Öte yandan Schneidertempel Sanat Merkezi ’nde devam eden “Sébah & Joaillier, Tepta’nın Işığında” sergisi, Osmanlı döneminin önemli fotoğraf arşivlerinden birini günümüz izleyicisiyle buluşturuyor. Sergi, 19. Yüzyıl İstanbul’una ait mekânları, insanları ve yaşam kültürünü yeniden görünür kılarken, fotoğrafın belge niteliği üzerinden kentsel belleğin sürekliliğini tartışmaya açıyor.
LANZA atelier, Fotoğraf: Iwan Baan, Serpentine izniyle
Mimarlık ve tasarım gündeminin bir diğer öne çıkan başlığı ise Londra’da açılan 2026 Serpentine Pavyonu . Meksika merkezli LANZA Atelier tarafından tasarlanan “a serpentine” , geleneksel serpantin duvar tipolojisini çağdaş bir yorumla yeniden ele alıyor. Tek sıra tuğla ile oluşturulan dalgalı taşıyıcı sistem, malzeme verimliliği ve mekânsal deneyimi bir araya getirirken, peyzajla kurduğu geçirgen ilişki sayesinde yaz boyunca kamusal etkinliklere ev sahipliği yapacak yeni bir buluşma alanı oluşturuyor.
Daha fazlası için: bi-ozet.com
Related