[Ayın Yorumu] – İpek Yürekli: “Mesele aslına sadık kalmayan kötü bir mimari yenileme olması.”

Ayın Yorumu bölümünde, yeni açılan kültür mekanlarının dikkat çektiği Kasım ayı gündemini İpek Yürekli, bi-özet için değerlendiriyor.  

Kasım 2021 ağır bir aydı. Ama bir o kadar yoğun ve heyecanlı. Yaz sonundan itibaren açılan bir sürü kültür mekanı kullanılmaya başlandı. İstanbul için Gazhane, Postane, Galataport (şimdilik kültürelden çok ticari sayılır ama iddiası var ümitliyiz), Beyoğlu Kültür Yolu ve tabii AKM. Çok sevindik.

Yeni AKM’yi müjdeleyen kırmızı top uçtu uçtu, eski AKM binasına giriverdi. Ama o ne, binanın içindeki boşluk için birkaç numara büyük gelmişti, başı tavana değiyordu. Neyse canım olurdu o kadar. Zaten sonra patladı galiba, birkaç ay daha kapalı kalacakmış. Ben zaten onu kubbe sanmıştım, Taksim’in kubbeler meydanına dönüşme projesinin bir parçası olarak görmüştüm. Küreymiş. Öyle bir küre ki, uğruna bir kültür merkezinin en önemli karşılaşma yeri olan fuayesi paramparça edilmiş, ortadan kaldırılmış nerdeyse.

Ama şimdi böyle şeyler söyleyince, “ay hiçbir şey de beğenmiyorsun” saldırısı başlıyor. Mesele beğenmek olsa bugün beğenirim yarın beğenmem ne fark eder. Mesele aslına sadık kalmayan kötü bir mimari yenileme olması. Cephesinin (kimse kusura bakmasın hiç de aynı değil, sararmış düzleşmiş kopyası gibi, üstelik içeri kaçmış), kullanımının (parter ile ikinci balkonda oturanların buluşabileceği bir fuaye yok artık) ve ama en en en önemlisi karakterinin dikkate alınmamış olması. Tescilli bir bina olarak bu hale getirilmesi de elbette beğenme beğenmeme tartışmalarından daha çok önem taşıyor. Şimdi kural, kanun, hukuk falan diyeceğim tuhaf olacak galiba.

Ana binanın yanındaki yavru AKM’nin altından girilen kültür sokağı, silme somon-pudra pembesine bürünmüş tiyatro salonu falan binanın esası korunarak da eklenebilirmiş. Ama karakteri yalınlık olan binanın içine kırmızı bir top, topun içine de dev bir kristal avize konulması tercih edilmiş. Sonuç olarak opera salonundaki “Ziyagil yalısı” atmosferi göz kamaştırıyor.

AKM ilk olarak 1969 senesinde açılıyor. Berlin’deki Neue Nationalgalerie ise 1968 yılında. Her iki kültür binası da yalın, sade bir mimariye sahipler, bulundukları yerde dönemlerinin önemli temsilcileri olarak kabul ediliyorlar. Zamanla doğal olarak teknik altyapı, sürdürülebilirlik, erişilebilirlik, güvenlik gibi konularda yetersiz kalıyorlar. AKM 2008’de, Neue Nationalgalerie 2015’te kapatılıyor ve iki bina da 2021’de yeniden açılıyor. AKM’de hal böyleyken, diğer binanın içine avize koymayı, her yeri ahşapla kaplamayı ve bütün çizgileri eğriselleştirmeyi maalesef akıl edememişler. Kırmızı top zaten vizyon dışı.

Galiba sadelik, hayatın bir sürü nimeti gibi, bizim “kültürümüze ters”. Ayrıca üçüncü nesil Berlinli Türk-Alman taksi şoförünün dediği gibi, “bu Almanlarda hiç kültür yok, onun için bizi kıskanıyorlar“. Haklıymış, iki mimari yenilemeyi de gördükten sonra ben ikna oldum. Kültür mekanları da haddini bilsin, kültürümüze ters olmasın.