29 Haziran 2016

Tüm dünyada ve özellikle ülkemizin de içinde bulunduğu bölge coğrafyasında yaşanan ve son yıllarda giderek artan çatışmaları, işgalleri, savaş süreçlerini ve vahim boyutlara ulaşan terör olaylarını kaygıyla izlemekteyiz. 2011 yılında Ortadoğu’da başlayan iç savaşların ardından geçen beş yılda; bölge coğrafyasında ve ülkemizde etkin olan şiddet politikaları ve savaş stratejileri; milyonlarca sivilin ölümüne, sakat kalmasına, yaşam çevrelerini terk ederek göç etmelerine sebep olmaktadır. Çatışma ve kayıplara neden olan bu politikaların sonlandırılması ve barışın sağlanması insani ve tarihsel bir sorumluluktur. Ülkemizde bu beş yıllık süreçte giderek sıklaşan terör saldırıları; katılımcı politikaları reddeden ve yasama organının tüm yetkilerini kendinde toplayan siyasi iktidar tarafından yürürlüğe konan politikalar nedeniyle son bir yıl içerisinde daha da artmış, sürekli kayıplar yaşanır hale gelmiştir. 2015 yılı Haziran ayından bugüne sayıları onu aşan bombalı saldırılarda iki yüz ellinin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiş, yüzlerce vatandaşımız ise yaralanmıştır. 28 Haziran 2016 Salı günü İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde yaşanan, Cumhuriyet tarihinde havalimanlarımıza düzenlenmiş olan en ağır terör saldırısı olarak kayıtlara geçen olayda ise; resmi verilere göre 36 kişi yaşamını yitirmiş, 147 kişi yaralanmıştır. Yaşam hakkına kast eden insanlık suçu tüm saldırıları kınıyor;  terör, şiddet, çatışma ve savaş süreçlerinin; toplumsal birlikteliği güçlendirecek barışçıl ve akılcı politikalar yoluyla aşılabileceği umudu ve inancımızı; “yaşamın ve barışın” yanında açık tavır aldığımızı vurguluyoruz Yoğunlaşarak artan saldırılar nedeniyle hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı saygı ile anıyor, ailelerine ve toplumumuza başsağlığı, yaralanan yurttaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.

TMMOB Mimarlar Odası

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 2015 yılından beri devam eden çatışmalar ve operasyon sonrası oluşan ağır hasardan sonra, Sur'da bundan sonra ne olacağı büyük bir tartışma konusuydu.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 29.09.1988 tarih ve 38 sayılı kararıyla Kentsel Sit Alanı ilan edilen, içerisinde 147 adedi anıtsal yapı niteliğinde 595 tescilli taşınmaz kültür varlığı bulunan ve 04.07.2015 tarihinde Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş olan Sur ilçesinde 16 mahallenin acele kamulaştırılmasına karar verildi.
Kamulaştırılan yerler arasında; mülkiyeti Mimarlar Odası’na ait tescilli taşınmaz kültür varlığının da yer aldığı UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tescilli yapılar da bulunuyor.
Tüm bu kültür varlıklarına evsahipliği yapan Suriçi’nin, “RİSKLİ ALAN” uygulamasına konu olması gereken bir alan değil, aksine korunması gereken bir alan iken Hükümet tarafından “kentsel ihya” projesi olarak açıklanmasının ardından riskli alan ilan edilmesi ve acele kamulaştırma kararının alınması, projenin ardında yatan örtülü amacı ortaya koymaktadır.
Yaklaşık 50 bin nüfusun yaşadığı bölgenin neredeyse tamamının acele kamulaştırma kararıyla o bölgede yaşayan yurttaşların elinden alınması sadece mülksüzleştirme değil tarihin  ve kültürün yeniden yaratılması anlamına gelmektedir.
Suriçi ve çevresi, tarihi, kültürel ve mimari birikimiyle evrensel bir öneme sahiptir. Rant amaçlı, içinden geniş yolların geçirildiği Selçuklu ve Osmanlı mimari geleneğinin devamı olduğu iddia edilen kopyalar ile bezeli bir yenileme Suriçi’nin geleneksel dokusunu ve mimari mirasını yok edecektir.
Mimarlar Odası, barınma ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının, tarihi ve kültürel mirasın korunması çerçevesinde, binlerce yurttaşı ve birçok kültür varlığını etkileyen hukuka aykırı riskli alan ve acele kamulaştırma kararlarını yargıya taşımıştır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Mimarlar Odası