[Proje]: The Museum Hotel Antakya

Proje Adı: THE MUSEUM HOTEL ANTAKYA
HATAY, 2019
Mimari: EAA – EMRE AROLAT ARCHITECTURE
İç Mimari: EAA – EMRE AROLAT ARCHITECTURE & ELVAN AROLAT
Peyzaj Mimarisi: DS MİMARLIK
İşveren: ASF HOTEL & TOURISM LTD.
Fotoğrafçı: CEMAL EMDEN, EMRE DÖRTER, ENGİN GERÇEK, RUSSO ROBERTO, THOMAS MAYER

The Museum Hotel Antakya projesinin mimari ve iç mimari tasarımı EAA – Emre Arolat Architecture imzası taşıyor. 2019 yılında tamamlanan otel projesinin tasarım ve projelendirme sürecini Emre Arolat şöyle anlatıyor:

The Museum Hotel Antakya, antik kaynaklara göre Roma İmparatorluğu döneminde dünyanın dördüncü büyük kenti olan Antakya -eski adıyla Antioch- şehrinin merkezinde, Hristiyan dünyasının önemli hac noktalarından biri olan St. Pierre Kilisesi’ne yakın bir konumda bulunan yaklaşık yirmi bin metrekare büyüklüğündeki bir alanda yer alır. Arazi sahibi olan yatırımcının bir otel yapısı inşa etmek üzere bir başka mimarlık grubuna hazırlatmış olduğu projeye uygun olarak 2009 yılı sonunda başlattığı sondaj kazıları sırasında alanda çeşitli buluntularla karşılaşılır. Bunun üzerine devreye giren KVTVKK (Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu), yatırımcıdan bu alanda bir bilimsel kazı yapılmasını talep eder. Bu çerçevede arkeolog, sanat tarihçisi, restoratör ve mimarlardan oluşturulan bilim kurulu denetiminde başlatılan kazılar sırasında alanın büyük bir bölümünde farklı dönemlere ait çok önemli arkeolojik katmanlar ortaya çıkar ve eldeki otel projesinin inşa edilmesinin olanaksızlığı anlaşılır. EAA’nın bu projeyle ilişkisi bu aşamada bilim kurulunu oluşturan çeşitli akademisyenlerin tavsiye ve çağrısı ile başlar.

Alanı neredeyse bütünüyle kaplayan buluntuların önemi, niteliği ve getirdiği kısıtlarla, otel gibi gevşetilmesi çok da mümkün olmayan bir programın oluşturduğu tansiyon, projenin öncelikle kavramsal, sonrasında da fiziksel çerçevesinin ana belirleyicisi oldu. Bu gerilim bir yandan konvansiyonel otel tipolojisini altüst eden bir yaklaşımı koşullarken diğer yandan da buluntuların restorasyonu ile devreye girecek olan bir kamusal müze fikrini ortaya çıkardı. Böylelikle oluşan özgün yapı programı, aynı alan üzerinde farklı sosyal sınıfların varlığına olanak tanıyarak, birbirlerinden beslenebilen özel ve kamusal kullanım olasılıklarının bir arada ve sorunsuzca yer alabilmesi fikrini pekiştirdi.

Uzman ekiplerle yapılan yoğun koordinasyon neticesinde bir kısmı henüz açığa çıkarılmamış olan arkeolojik yapılar tüm ayrıntıları ile tespit edildi. Herhangi bir buluntunun olmadığı farklı noktalara ve arazinin ortasından geçen dere yatağının oluşturduğu boş alanlara güçlü kompozit taşıyıcı ayakların konumlandırılması, bu ayakların üzerine de buluntuların kotundan yaklaşık yirmi beş metre yükseklikte, tüm alanı koruyan bir çatı örtüsü yerleştirilmesi öngörüldü. Herhangi bir otel yapısında zemin katta bulunan lokanta, balo salonu, gece kulübü, spor salonu, yüzme havuzu gibi işlevler, Antakya’nın geleneksel yapı kültüründe de sıklıkla kullanılmış olan açık avlular ve peyzaj alanlarıyla birlikte bu çatı katında düzenlendi. Daha alt seviyede, kalıntıların yaklaşık on beş metre üzerinde ise çelik kirişlerden oluşan ızgara yapılı bir strüktürel sistem kurgulandı. Tümüyle arazi dışında üretilmiş olan prefabrike oda birimleri vinçler yardımı ile aralarında boşluklar bırakarak bu sistem üzerine yerleştirildi. Bir alt seviyede, yani kalıntıların yaklaşık on metre üzerinde, otel lobisi ve çeşitli oturma alanları tasarlandı. Tüm katlarda sürdürülen akışkan ve geçirgen plan yaklaşımı otel içindeki farklı noktalardan aşağıdaki arkeolojik alanın görünür kılınmasını sağladı.       

Kalıntıların birkaç metre üzerindeki seviye ise kentten gelen ana güzergâh olan Kurtuluş Caddesi üzerinden kolaylıkla ulaşılan bir arkeoloji müzesi ve bir arkeopark olarak tasarlandı. Böylelikle alanın gerçek anlamda kamusal kullanıma açılması öngörüldü. Bu çerçevede kalıntıların konumlarına uygun olarak düzenlenen asma rampa ve köprülerden oluşan dolaşım parkuru, kalıntılara temas etmeden onların yakından izlenebilmesine olanak verdi.

Tüm bu özellikleri ile The Museum Hotel Antakya’nın, içinde yer aldığı bağlamın olanak ve potansiyellerini sonuna kadar kullanan, özgün ve tek defaya özgü bir yapı olarak ortaya çıkarak bulunduğu coğrafyayı olumlu yönde etkilemesi, tasarım sürecinin başından sonuna dek gözetilen ana unsur oldu.”

Proje İş Birlikleri

Aydınlatma Danışmanı: SLD – Studio Light Design
Yangın Güvenlik Danışmanı: Mustafa Özgünler, Karina Design Services
Rüzgar Yükü Danışmanı: Alkazar Engineering & Consultancy
Cephe Sistemleri Proje Danışmanı: Axis Cephe Sistemleri
Alt Yapı Projeleri Danışmanı: Proses Mühendislik
Elektrik Projesi: HB Teknik Elektrik Mühendislik
Akustik Danışman: Danyal Karagözlüoğlu
Statik Projesi: Nodus Engineering
Mekanik Proje: Termomek Eng & Besa Mechanical Engineering
Ana Yüklenici: ASF Hotel & Tourism Ltd.
Rölöve, Dokümentasyon ve Koruma Proje Koordinasyonu: DS Mimarlık & M Project Architecture
3B Tarama – Fotogrametik Belgeleme: Arc Tron GmbH

Proje Alanı: 17.132 m²
Toplam İnşaat Alanı: 34.000 m²

Cephe

  • Raeyners [Cephe Doğrama Profilleri]
  • Şişecam
  • Palmiye [Pergola Sistemleri]

Bitirme İşleri

  • Häfele [Kapı Donanımları]

Islak Hacim

  • VitrA [Vitrifiye]