İBB EuroVelo Koordinatörleri İstanbul Mimarlık Festivali Rotasını Anlatıyor: “İstanbul’un Kültürel Peyzajının İzinde”

İstanbul Mimarlık Festivali 2020, “Güneyden Kuzeye Suyun İzinde Bisiklet Sürüşü (Yarımburgaz, Sazlıdere, Sazlıbosna)”, 9 Aralık 2020, Fotoğraf: İBB EuroVelo Koordinatörlüğü.

İstanbul Mimarlık Festivali 2020’nin Açık Rota programı kapsamında İBB İstanbul EuroVelo Koordinatörlüğü işbirliğiyle, 9 Aralık’ta “Güneyden Kuzeye Suyun İzinde Bisiklet Sürüşü (Yarımburgaz, Sazlıdere, Sazlıbosna)” etkinliği gerçekleşti. Merve Akdağ Öner ve Engin Aktürk’ün yürütücülüğündeki bisiklet sürüşü, İstanbul’un keşfedilen ilk buluntu/iskan yeri olan Yarımburgaz’dan başlayarak Sazlıdere kenarından Sazlıbosna Barajı’na uzandı. Ve Antik Kent Bathonea gezisi ile sona erdi. Az sayıda katılımcının fiziksel olarak katıldığı tur dijital festival alanında canlı olarak paylaşıldı. İBB EuroVelo koordinatörleri etkinliği anlatıyor:

İstanbul, topografyası ve kültürel miras ögeleri ile eşsiz bir kültürel peyzaj alanı oluşturuyor. UNESCO’nun tanımı doğrultusunda, “doğa ve insan yapımı ögelerin uyumlu birlikteliği” olarak tanımlayacağımız kültürel peyzaj alanlarını keşfetmek için 30 km’nin altındaki hızlarda ilerleyen bisiklet buna çok uygun bir araç. 2020 yılında kurulan İBB İstanbul Eurovelo Koordinatörlüğü, kentin şehirlerarası ve uluslararası bisiklet bağlantı rotaları kapsamında bağlantılar ve tema üzerinde çalışıyor. Kentin su coğrafyasını takip eden Menekşe Sahil-Yarımburgaz-Sazlıbosna-Terkos-Karaburun rotası ilk rota olarak inceleniyor ve detaylı çalışmaları yapılıyor.

İstanbul Mimarlık Festivali 2020, “Güneyden Kuzeye Suyun İzinde Bisiklet Sürüşü (Yarımburgaz, Sazlıdere, Sazlıbosna)”, 9 Aralık 2020, Fotoğraf: İBB EuroVelo Koordinatörlüğü.

İstanbul Mimarlık Festivali kapsamında, bisiklet sürüşü, İstanbul’un keşfedilen ilk buluntu/iskan yeri olan Yarımburgaz’dan başlayarak Sazlıdere kenarından Sazlıbosna Barajına uzandı. Güncel koşullar nedeniyle rota, küçük bir ekiple sürülerek çevrim içi olarak da festival ekibince paylaşıldı. Etraftaki peyzaj ögeleri ve kültürel varlık değerleri yerinde incelendi. Etkinliğe İBB Kültür Varlıkları Dairesi’nden bir ekip de katılarak rota üzerindeki kültür varlıklarının detaylı bilgilerini paylaştı. Arkeolog Zeynep Kelpetin, Yarımburgaz Mağaraları ile ilgili şunları aktardı;

İstanbul’da, Küçükçekmece Gölü’nün kuzeyinde yer alan Yarımburgaz Mağarası, Türkiye’nin en eski arkeolojik buluntu yerlerinden biri, kıtalar arasındaki coğrafi konumu ve arkeolojik bulgularının eskiliği nedeniyle tüm dünya için önemli bir noktadır. Günümüzde Yarımburgaz Mağarası, Paleolitik Çağ kapsamında dünya çapında Türkiye’den bilinen çok az sayıdaki nitelikli araştırılmış buluntu yerlerinden bir tanesidir. Araştırmalar, mağaranın 400 bin yıl öncesinden başlayarak iskan edildiğini göstermiştir. Mağaranın kültür tarihi açısından önemi, Balkanlar ile Anadolu arasındaki doğal geçiş yolu üzerindeki stratejik konumu, Anadolu ile Avrupa arasındaki kültür ilişkilerinin açıklanmasında anahtar niteliğindedir. Afrika dışındaki en eski iskan yerlerinden biridir ve  en iyi tabakalanmış buluntu topluluğunu verip insanın ilk yayılımıyla ilgili yeni bir bilgi potansiyelini ortaya çıkarmıştır.”

Kaynak: Aydıngün, Şengül G., Yarımburgaz Mağarası’nda Son Durum, 2016.
Kaynak: Arsebük, Güven, Yarımburgaz Mağarası Pleistosen Arkeolojisi İle İlgili Son Çalışmalara 1997 Gözüyle Özet Bir Bakış, TÜBA-AR I (1998).
İstanbul Mimarlık Festivali 2020, “Güneyden Kuzeye Suyun İzinde Bisiklet Sürüşü ”, 9 Aralık 2020, Fotoğraf: İBB EuroVelo Koordinatörlüğü.

Mağaranın su coğrafyası ile bağlantısı da Bathonea Kazı Başkanı Şengül Aydıngün tarafından şöyle aktarılıyor;

Mağara, günümüzde 2,5 km güneyinde yer alan Küçükçekmece Lagün Gölü ve önünden geçen Sazlıdere (Antik Bathynias Nehri) ile zengin su kaynakları yakınında olması sayesinde doğal bir barınma ve konaklama yeri olma özelliğine sahiptir. Binlerce yıl önceki konumunda Küçükçekmece’nin Marmara’nın bir koyu olduğu düşünülecek olursa, Marmara Denizi sularının mağaranın önüne kadar yaklaştığı düşünülmektedir. Kuzeyden gelen Sazlıdere’nin tatlı sularının deniz suyuyla birleştiği mağaranın önünde oluşan eko-sistemde gelişen zengin su ürünleri ve buna bağlı beslenen su kuşları, ilk yerleşimcilere sonsuz bir besin kaynağı yaratmış olmalıdır.

Sürüşte, bu aralar da gündemde olan, Yarımburgaz Mağaraları devamında geçilen su havzasında, su miktarının oldukça düştüğü gözlemlendi. Sazlıdere kenarından giden sıkıştırılmış toprak yol, sürüş için oldukça uygun bir zemin sunarken, bazı bağlantı noktaları İBB Ulaşım Koordinasyon birimi ve Başakşehir Belediyesi işbirliğinde çalışılıyor. Sazlıdere üzerinde kemerli bir köprü kalıntısı bulunuyor. Köprünün üstyapısı hasar almış olmasına rağmen kemerleri halen ayakta gözlenebiliyor. Kaynaklarda Nakkaş Köprüsü olarak geçen yapının bir Roma Köprüsü olduğu düşünülmekte (Kıraç vd., 2015). Sürüş rotası, devamında DSİ Sazlıbosna Barajı arazisinden geçtiği için bu alandan özel izin veya rica ile bisikletle geçiş yapılabiliyor.

İstanbul Mimarlık Festivali 2020, “Güneyden Kuzeye Suyun İzinde Bisiklet Sürüşü (Yarımburgaz, Sazlıdere, Sazlıbosna)”, 9 Aralık 2020, Fotoğraf: İBB EuroVelo Koordinatörlüğü.

Sazlıbosna Barajı’nın kenarından geçerken de suyun oldukça azaldığı çimlenen alanlardan gözlemlenebildi. Tarihi 19. Yüzyıla dayanan ve Barajın yapımı ile bir kısmı taşınan, merkezi kaydırılan Şamlar Köyü hâlâ camisi gibi tarihi elemanlara sahip. 19. yüzyılda bölgedeki su bolluğu dikkat çekiyordu ve buraya bir bend inşa edilerek barut üretimi yapılmaya başlanmıştı. 19. yüzyılın ilk yarısında kurulan Azatlı Baruthanesi’nde çalışacak olan ustaların Şam’dan getirtilip bend kıyısında iskan edilmesi üzerine köy “Şamlar” ismini almıştır. Günümüzde tarihi dokusunu kaybetmiş olsa da dikkatli bir göz köydeki tarihi dokuyu yakalayabilmekte. 1839 yılında yapılmış olan kagir köy camisi bazı değişimlere uğramış olsa da hâlen ayakta. Baraj suyunun çekilmesi ile köyün su altında kalan kısmının parçaları görülebilmekteydi. Sürüş, köyden sonra Baraj kenarından devam ederek mermer ocağı dolaylarında bitirilerek otobüsler ile Bathonea kazı alanına geçildi.

Bathonea yerleşim alanının, aralıklı kazılar ile açılmaya devam ettiği bilgisi alındı. Verimli bir arazide kurulu olan yerleşim, üç adet limana sahip. Çevre duvarlarının bazı bölümleri çıkmış olsa da, tüm çeper hakkında henüz bilgi edinilemedi. MÖ 7. yüzyılda, yıllık 150 bin ton balığın tutulabildiği alanda, balıkçılık önemli gelir kaynaklarından bir tanesi imiş. Kazılan geniş yapının bir şifa yapısı olduğu düşünülmekle birlikte, suyun kentte önemli bir yeri olduğu öngörülüyor.

Bathonea kazı alanı ile ilgili de gezide şu bilgiler aktarıldı;

İstanbul, Avcılar’da Küçükçekmece göl havzasının Avcılar Firuzköy mevkiinde 2010 yılında başlatılan Bathonea Kazıları, göl kıyısındaki 3 farklı alanda sürdürülmektedir. Alanda Küçük Liman kalıntıları, antik yollar, meydan ya da antik pazaryeri ve antik havuz ile apsisli yapının kazıları devam etmektedir. İlk alanın en eski arkeolojik buluntu grubu olan M.Ö. 2000’li yılların ilk yarısına tarihlendirilebilen Erken Hitit heykelcikleri apsisli yapının alt seviyelerinde deniz kumu kaplı yüzeyin altından gelmiştir.

İkinci alanda büyük bir açık sarnıç ve kale yapısı tanımlı olan mimari kalıntılardandır. Özellikle sarnıç, büyüklüğü ve tonlarca su kapasitesiyle, burada yaşayanların her dönem su ihtiyacını karşılayabilecek niteliktedir.

Üçüncü alan, Firuzköy Yarımadası’nın en güneyinde yer alır ve Helenistik-Roma dönemlerinde kullanılmış büyük bir liman ve antik deniz feneri olduğu düşünülen mimari kalıntıları bulunmaktadır.

Her üç kazı alanında ele geçirilen küçük objeler, figürinler, sikkeler, seramikler, amforalar, Küçükçekmece’nin uzak bölge deniz ticaretinde binlerce yıldan beri bilinen önemli bir ticaret limanı olduğunu göstermektedir.

İBB EuroVelo Koordinatörlüğü ekibinin düzenlediği tur, burada sona erdirildi.

İstanbul Mimarlık Festivali 2020, “Güneyden Kuzeye Suyun İzinde Bisiklet Sürüşü (Yarımburgaz, Sazlıdere, Sazlıbosna)”, 9 Aralık 2020, Fotoğraf: İBB EuroVelo Koordinatörlüğü.

Rota bilgisine ve kültürel miras alanları ile ilişkisine şu linkten ulaşabilirsiniz: https://bisiklet.ibb.istanbul/eurovelo-istanbul-rotasi/

Turu, İstanbul Mimarlık Festivali’nin YouTube hesabı üzerinden izleyebilirsiniz.


Kaynaklar:

  1. Arsebük, Güven, Yarımburgaz Mağarası Pleistosen Arkeolojisi İle İlgili Son Çalışmalara 1997 Gözüyle Özet Bir Bakış, TÜBA-AR I (1998).
  2. Aydıngün, Şengül G., Yarımburgaz Mağarası’nda Son Durum, 2016.
  3. Aydıngün, Şengül G., İstanbul Tarih Öncesi Araştırmalarının 2007-2015 Yılları Arası Sonuçları, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı 34. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 2017, Yayın: 3491-1, 369-390.
  4. Başakşehir Kaymakamlığı: http://www.basaksehir.gov.tr/tarihi-samlar-koyu-cami
  5. Kıraç Binnur, Cantimur Burcu B., Kaptı Mevlüde, Sert Halide, Tarihi kargir köprülerde farklı koruma yaklaşımlarının irdelenmesi: Menekşe / Nakkaş Köprüsü, Odabaşı Köprüsü, Ferhatpaşa Köprüsü, 5. Tarihi Eserlerin Güçlendirilmesi ve Geleceğe Güvenle Devredilmesi Sempozyumu, 2015.