[Taksim Kentsel Tasarım Yarışması] – DB Architects: “Taksim Meydanı herhangi bir yer değildir.”

Taksim Kentsel Tasarım Yarışması’nda halk oylamasına sunulan projeler üzerine gerçekleştirdiğimiz araştırmamızda 16 sıra numaralı projenin müellifleri DB Architects’in Kurucusu Y. Mimar Bünyamin Derman sorularımızı cevapladı:

Projeye başlarken Taksim için belirlediğiniz problemler nelerdi? Projeniz bunlara nasıl çözümler getiriyor?

Taksim Meydanı’nı İstanbul’un kalbi olarak görürsek Cumhuriyet Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarı’na da bu kalbi besleyen damarlar diyebiliriz. Taksim yayalaştırma projesi ile yer altına alınan bu yol güzergahı, Taksim Meydanı girişlerini hem fiziksel hem görsel olarak zedeledi. Araç trafiği için görece bir rahatlama sağlamış olsa da meydanın yaya ile bağlantısını sorunlu hale getirdi. Cumhuriyet caddesini ağaçsız, tanımsız Taksim Meydanı’nı ıssız kıldı. Tarlabaşı Bulvarı girişi yaklaşım yönüne göre ya içine düşülen bir boşluk ya da aşılması gereken bir tepe haline geldi.

Taksim Meydanı Tasarım Yarışması’na sunduğumuz projede öncelikle yeraltından giden bu yolu yer üstüne alarak Taksim Meydanı yaklaşımlarını fiziksel ve görsel olarak düzeltmeyi, bu önemli caddelere karakter kazandırmayı ve yaya hareketini konforlu hale getirerek meydanı canlandırmayı amaçladık. Metro ve füniküler hattının toplu taşımaya sağladığı katkıyı, ayrıca önümüzdeki on yılın araba teknolojilerine, araç kullanım alışkanlıklarına getireceği değişimi değerlendirerek Cumhuriyet Caddesi – Tarlabaşı Bulvarı’nın yol karakterini yeniden oluşturduk. Araç yolunu yer üstüne alınca zemin müdahale edilebilir hale geldi. Böylece yol boyunca köklü yüksek ağaçlar dikilebildi. İnsanların yolun her iki tarafında çınar ağaçlarının gölgesinde yürüyebilecekleri yaya kaldırımları ve bisiklet yolları oluşturuldu. Araç yolu, yolun her iki tarafında birer şerit duraklamalar, ortadaki şeritler gidiş –geliş olarak düzenlendi. Yolun zemin dokusu değiştirilerek trafik yavaşlatıldı. Ağaçlıklı yol karakterini Mete Caddesi, Gümüşsuyu Caddesi ve Sıraselviler’de de sürdürdük. Araç yolu hiçbir şekilde meydana girmiyor ve yol kenarındaki ağaçlar meydan ve yollar arasında yeşil bir bariyer oluşturuyor. Projemizde ayrıca yolun yukarıya alınmasıyla işlevini yitiren yeraltı araç geçidini bir Bellek Müzesi’ne dönüştürerek kentin ve kentlinin belleğini her daim taze tutmayı amaçladık ve müzenin girişini de Gezi Parkı’nın köşesinden verdik. Bilindiği gibi Taksim Meydanı herhangi bir yer değildir. Bu proje, geçmişi olan bir meydanın dönüşüm projesidir. Bu itibarla projemiz, meydanın geçmişten bugüne geçirdiği mekânsal değişimlerin izlerini, insanların meydanla ilgili anılarını bir kentsel hafıza olarak değerlendirmiş ve bu belleği hem bugünün hem de geleceğin Taksim Meydanı vizyonuyla yorumlamıştır.

Taksim Meydanı’nı bir geçiş güzergahı olarak mı, kamusal bir buluşma alanı olarak mı ele aldınız? 

Her ne kadar bugün yalnızca bir geçiş alanı halini almışsa da Taksim Meydanı hiç kuşkusuz kamusal bir buluşma mekanıdır. İstanbulluların yakın geçmişe kadar Atatürk Kültür Merkezi önünde buluşmak için sözleştikleri, Cumhuriyet anıtı önünde tören yaptıkları, şampiyonluk kutlamaları, yılbaşı konserleri için gittikleri, hak arayışları, mitingler için toplandıkları bir buluşma mekandır. Bu itibarla projemizde meydanın bu özelliğini ön plana çıkarmayı amaçladık. Meydanı çok amaçlı kullanıma uygun, bütünlüğü bozulmamış bir alan olarak düzenledik. Meydanın Gezi Parkı ile ilişkisini Prost planına uygun hale getirdik. Meydanı günün her saati yaşanır kılabilmek için meydanın -The Marmara Oteli ve Tarlabaşı Bulvarı meydan yaklaşımı- çeperlerinde yer verdiğimiz ağaçlıklı alanlarda kafeler, gazete kioskları tasarladık. Kentlilerin Gezi Parkı’nın yanı sıra meydanda da oturup soluklanabilecekleri, ağaç altında bir şeyler yiyip içecekleri yerler, buluşma noktaları oluşturmaya çalıştık.

Projenizde Meydan ve Gezi Parkı’nın ilişkisi için ne öneriyorsunuz?

Biz meydana “meydan gibi”, parka “park gibi” bakarak her iki mekana da hakkını teslim etmek istedik. Birbirini besleyen bu iki mekandan Taksim Meydanı’nı çok amaçlı kullanılan bir kamusal alan, Gezi Parkı’nı da bu meydana açılan, yaşayan bir park olarak tanımladık. Taksim Meydanı konser, miting, festival, sergi gibi çok farklı kullanımlara imkan verecek donanıma uygun hale getirilerek düzenlendi. Projede ayrıca meydanın çeperlerinde uygun yerleri ağaçlandırarak ağaç altı kafeleri önerdik. Kay kay pistleri tasarladık. Meydanın Atatürk Kültür Merkezi ile buluştuğu eşikte gündüzleri verdiği serinlikle, geceleri ışık gösterileriyle mekana katkı koyacak bir yansıma havuzu önerdik. Taksim’e adını veren Maksem’i yeniden kaskatlı sularına kavuşturduk.

Parka gelince, bilindiği gibi Gezi Parkı, Proust’un 1937 tarihli planı ile hayat bulmuş, Maçka’dan Taksim’e uzanan kent yeşilinin finali, meydanı tanımlayan bir mekansal eşiktir. Projemizde kentsel bellekte yer etmiş bu parkı Prost Planı’nı referans alarak koruduk. Parkın yeşil varlığını ve kullanımını artırmayı amaçladık ve parkın çeperlerini çınar ağaçlarıyla çevreledik. Parkı meydana bağlayan merdivenleri koruyup rampaları eski haline getirdik. Parkın bir gezi, panorama terası ve etkinlik alanı olan üst kotunu kafeler, açıkhava kütüphanesi, satranç, masa tenisi alanları, çocuk bahçeleri ve tematik heykellerle zenginleştirdik. Parkın bir zamanlar Taksim Stadı olarak anılan alt kotunu ağırlıklı olarak çim peyzajla çocukların top koşturacakları, yazın açıkhava sineması, kışın buz pisti olarak kullanılacak yeşil bir meydan şeklinde düzenledik. Parkın sonunda 1910 yılından bugüne ulaşabilmiş ilk kent parkı olan Taksim Bahçesi’ni orijinaline yakın bir peyzaj karakteriyle yeniden düzenledik.

Meydanda yaya ve araç ulaşımını nasıl değerlendirdiniz?

Meydanda yaya, bisiklet ve tramvay dışında bir araç trafiği olmayacak. Yalnızca çöp toplama, yangın erişimi gibi servis hizmetleri için araç girebilecek. Meydan insanlara ait bir alan olarak kullanılacak. Meydanın Gezi Parkı ve İstiklal Caddesi ile olan yaya ilişkisi zedelenmeyecek. Araç yolu parkın çeperlerinde, Mete Caddesi, Gümüşsuyu Caddesi, Sıraselviler’de, Cumhuriyet Caddesi – Tarlabaşı Bulvarı istikametinde olacak. Projemizde ayrıca Mete Caddesi’nin paralelinde Atatürk Kültür Merkezi’ni Atatürk Kitaplığı ve Taşkışla’ya bağlayan yol yayalaştırılarak bir Kültür sokağı olarak tanımlandı ve bu sokak pasaj geçişlerle Mete Caddesi – Gezi Parkı ve Taksim Meydanı’yla ilişkilendirildi.

Ağaçlandırma konusunda nasıl bir yaklaşım izlediniz? Ağaç türlerinin konuma ve zemin yapısına uygunluğu gözetildi mi?

Taksim meydan yaklaşımlarının kimliklendirilmesi ve yaya ulaşımının konforlu hale getirilmesi için tüm yolların kenarlarının -çınar gibi köklü büyüyebilir ağaçlarla -ağaçlandırılmasını önerdik. Projemizde Cumhuriyet Caddesi yeraltı geçidini iptal ederek yolu zemin üstüne aldığımız için Cumhuriyet Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarı’nda da zeminde açabildiğimiz boşluklarla toprakta yetişen yüksek köklü ağaçlar dikebildik. Fidan dikiminin arzu edilen mekan etkisi için zamana ihtiyaç gösterdiği malum. Bu nedenle yetişmiş ağaçların örneğin 20 senelik çınar ağaçlarının nereden ve nasıl bir maliyetle tedarik edilebileceğini de araştırdık. Gezi Parkı’nın çeperlerinde- ona kaybettiği yeşilini iade edecek -çınar ağaçları önerdik. Gezi Parkı’nın üst kotunda, alt kotunda ve Taksim Bahçesi’nde her alanın kullanımına ve tarihselliğine uygun peyzaj karakteri belirledik.

Projeniz meydanın gece kullanımına dair nasıl bir kurgu sunuyor? Aydınlatma ve kentsel mobilya gibi öğeler için öneriler geliştirdiniz mi?

Projemiz öncelikle verilen yol kararıyla Cumhuriyet Caddesi ve Taksim Meydanı’nın ıssız ve tekinsiz halini sonlandırmış oldu. Gezi Parkı ve caddenin karakterine uygun önerilen aydınlatmanın sağladığı konfor ve Cumhuriyet Caddesi’nden geçen araçların oluşturduğu hareketlilik insanlara gece vakti daha güvenli bir geçiş imkanı verdi. Meydan ve meydanı besleyen yollar aydınlatma önerilerinin yanı sıra önerilen aktivitelerle de canlandırıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nin yeniden açılması hiç kuşkusuz meydanı hareketlendirecek önemli bir adım olacaktır. Projemiz çerçevesinde önerdiğimiz çok amaçlı meydan açık hava konserleri, sokak dramaları, sergiler, kay kay gösterileri gibi farklı kullanımlara hizmet verecektir. Meydanda Atatürk Kültür Merkezi’i yönünde tasarladığımız yansıma havuzu ve Taksim Maksemi’nin kaskatlı suları geceleri yapılacak su ve ışık gösterileriyle meydana ayrı bir renk katacaktır. Meydanın gece aydınlatması özel tasarlanmış aydınlatma elemanları ile sağlanacak, genel aydınlatmanın yanı sıra ağaç dibi ve zemin aydınlatmaları ve yeraltındaki Bellek Müzesi’nin zeminle hemyüz tepe ışıklıklarından gökyüzüne yükselen ışık hüzmeleriyle meydanın gece ambiyansı tamamlanacaktır.

Şartname, proje kararlarınız üzerinde ne kadar kısıtlayıcı oldu?

Taksim Meydanı Yarışması’na katılma kararı vermemizde etkili olan bunu bir sorumluluk olarak görmemizdi. İstanbul’da yaşayan, meydanla bir geçmişi olan meslek insanları olarak meydanın düzenlenmesi -dönüşümü- sürecine görüş ve birikimlerimizle katkı yapmak istedik. Taksim Meydanı gibi yalnızca İstanbul’un değil tüm Türkiye’nin belleği olan bir kamusal mekanın yarışma gibi katılımcı ve şeffaf bir yolla tartışmaya açılmasını da ayrıca değerli bulduk. Mekanın kullanıcılarının -halkın- da sürece dahil edilmesinin kentlilik bilinci oluşması açısından özel bir deneyim olacağı düşüncesindeyiz. Tek “keşke”miz sivil toplum temsilcilerinin -halkı temsilen- şartname hazırlık sürecine katılmamış olmaları. Zira bu katkı şartnamenin olgunlaşması, sahiplenilmesi yönünden çok anlamlı olurdu. Sorunuza dönecek olursak biz yarışma şartnamesini düşüncelerimizi ifade yönünden kısıtlayıcı bulmadık. 16 sıra numaralı projemizin jüri heyeti tarafından eşdeğer ödüle layık görülmüş olmasından ve bu vesileyle düşüncelerimizi halkla paylaşma imkanı bulmaktan mutluyuz.

Teşekkür ederiz.
Proje ekibi adına,
Y. Mimar Bünyamin Derman


Tasarım Ekibi
Bünyamin DERMAN / Y. Mimar
Dilek DERMAN / Mimar
Mehmet KADIOĞLU / Kent Plancısı
Redife KOLÇAK / Peyzaj Mimarı

Yardımcılar
Berk ÖZDEMİR / Y. Mimar
İsmail Hakkı TUNÇAY / Mimar
Hasan ÖĞÜT / Mimar
İdil DERMAN / Mimarlık Öğrencisi

Teknik Ekip

Sergi Tasarımı
Yeşim DEMİR  (MSGSU) / Grafik Tasarımcı
Britta NAGEL (Atelier Brückner) – Müze Plancısı ve Sergi Tasarımcısı

Mekanik Mühendisliği
Serhan ÇAYCILAR (YTU)

İnşaat Mühendisliği
Yusuf TIMBIR (IDMMA)

Elektrik Mühendisliği
Selahattin ÖZDENİZ (YTU)

İç Mekan ve Endüstriyel Tasarım
Tanju ÖZELGİN / Tasarımcı

Heykeltıraş
Günnur ÖZSOY / Sanatçı

Altyapı Danışmanı (Çevre Mühendisliği)
Semih ALTIN (Sakarya U.)

Danışmanlar

Aydınlatma
Mustafa AKKAYA (Bilkent Uni./ Hochschule Wismar)

Akustik
Prof.Dr. Gülay ZORER GEDİK (YTU)
Prof. Dr. Neşe YÜĞRÜK AKDAĞ (YTU)

Yangın
Sibel SARIKAYA / Mimar

Restoratör Mimar
Prof.Dr. Nur URFALIOĞLU

Sürdürülebilirlik
Emre ILICALI / İnşaat Mühendisi


OYLAMAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN