[Siyah Pijama] – Ertuğ Uçar: “İnsanların ve eşyaların daha az seyahat ettiği bir dünya…”

Ertuğ Uçar'ın evden çalışma ortamı.

Hem şantiyelerin durduğu hem de ofislerin evden çalışmaya başladığı bu dönemde mimari üretim süreçlerinin durumunu öğrenmek amacıyla başlattığımız “Siyah Pijama” isimli araştırma bölümümüzde mimarlık ofislerine bu süreçle baş etmek için neler yaptıklarını soruyoruz. Yeni araştırmamızın ilk konuğu Ertuğ Uçar, Teğet Mimarlık’ın bu süreçte çalışma şeklini ve kendi evindeki çalışma ortamını bizle paylaşıyor.

Bu yeni süreçle baş etmek için neler yapıyorsunuz?

Bu yeni süreçle baş etmek için kuyruğu dik, morali yüksek tutmaya, dostlarla, iş arkadaşlarıyla, sevdiklerimizle irtibatı kesmemeye çalışıyoruz.

Uzaktan çalışmaya hangi noktada karar verdiniz? Sizi bu kararı almaya yönlendiren ne oldu?

Birkaç doktor arkadaşımızın uyarısıyla sosyal mesafe konusunun ciddiyetini anladığımız an karar verdik. Bu da 20 Mart günüydü. Teğet Mimarlık olarak uzaktan çalışma deneyiminde iki tam haftayı doldurduk.

Uzaktan çalışırken hangi araçları kullanıyorsunuz?

Herkesin kullandığı araçları kullanıyoruz. Google’ın online toplantı uygulamalarını, Zoom’u, Whatsapp’ı, telefonu…

Sizin için uzaktan çalışmanın dezavantajları ve avantajları neler?

Önemli dezavantajı, karşılıklı iletişim olanağının yok olması tabii ki. Karşındakinin yüzü, mimikleri, hareketlerdeki ince nüanslar kayboluyor. Gündelik davranış dili ortadan kalkıyor. Bunun üstesinden gelmek için bir avantaja sahibiz biz. Birbirini uzun süredir tanıyan bir ekibiz ofiste. Mühendislik gruplarıyla da uzun sürelere dayanan çalışma alışkanlıklarımız var. Bunlar önemli. Öte yandan, ofis çalışmasıyla iyi eşleştirildiğinde ve belli bir bilinçle planlandığında uzaktan çalışma, verimi arttıran ve esnekliğiyle çalışma rutininin sevimsiz yönlerini dengeleyen bir model de olabilir gelecekte.

Elinizde ne tür projeler (şantiye, fikir, yarışma) vardı? Projelere göre çalışma organizasyonunda nasıl değişiklikler oldu?

Masamızda neler vardı? Her türden iş diyebilirim. Şantiye işleri sekteye uğradı tabii, hareket kısıtlılığı sebebiyle. Diğerlerinde temel bir organizasyon değişikliğinden bahsedemem aslına bakarsanız. Tabii şu sorun olacak gibi görünüyor. İşverenlerin (özellikle kamuda) öncelikleri değişiyor; konulara ilgilerini canlı tutamayacaklar; sorulara hızlı cevap veremeyecekler; bu durumda projeleri takvimlerinde ilerletmek için ek çaba harcamak gerekecek.

Şehir dışı ya da yurt dışı projeleriniz var mı? Bunlar nasıl etkilendi?

İstanbul dışı projeler online toplantılarla devam ediyor.

Sizce bu salgının yapı malzemeleri ve tasarım kararları üzerinde dönüştürücü bir etkisi olacak mı?

Bu salgının dünyanın gidişatına etkisi, mesleğimize etkilerinden çok daha büyük olacak. Kendi disiplinimizde göreceklerimiz, ekonomik, siyasi, sosyo-kültürel alanlardaki değişimin sonuçları olur sadece. Hepimiz aklımızı başımıza almaktan bahsediyoruz. İnsanların ve eşyaların (yapı malzemeleri de tabii) daha az seyahat ettiği bir dünya. Daha az karbon salınımı, daha az şilep, daha az turizm, daha az ithalat ve ihracat diyoruz. Ama korkarım bu bittiği anda insanlar yine eski hayatına dönmeye çalışacak. Kaçırdıkları şeylerin rövanşını almak için çılgınca hareket edecekler. Göreceğiz.