[söyleşi]: “Kent ve mimarlık tarihi bu projenin en temel konularından biri”

Bilge Erdem ve Ayşin Zoe Güneş

Galeri Siyah Beyaz, Mimarlar Derneği 1927 tarafından desteklenen “UrbanObscura” projesinin ilk etkinliği olan sergi açılışına ve Mimarlar Derneği 1927’nin sezon kapanış partisine 9 Haziran günü Ersa Mobilya katkılarıyla ev sahipliği yaptı. UrbanObscura projesinin kurucu ve yöneticisi, serginin küratörü Ayşin Zoe Güneş ile konuştuk.

K. Bilge Erdem: UrbanObscura projesinin ortaya çıkışını ve Mimarlar Derneği 1927 ile ilişkisini anlatır mısınız?

Ayşin Zoe Güneş: UrbanObscura, özellikle son yıllarda yaşadığımız kentsel dönüşüm ve yıkımlar üzerine oluşan merakla ortaya çıktı aslında. Gerek toplumsal hafızada yer etmiş yerler, gerekse kültür kurumları ve bazı konutların, apartmanların yıkılması ve değişmesi esnasında; bu yerlerin ve mekanların tarihçesini merak edip ilgili arşivlere ulaşmak istedim. Bu dönemde yaptığım araştırmalar esnasında fark ettim ki ilgili bilgiler hem çok az, hem de zor ulaşılabilir durumda. Bir diğer deyişle, bu bilgileri bir araya toplayan ve kentlerin değişimini belli yıl aralıklarına göre karşılaştırmalı olarak takip edebileceğimiz bir sistem boşluğu var. Buradan yola çıkarak, kentin üç boyutlu haritasını içeren interaktif bir site olsa ve bu sitede ilgili arşivleri bulup inceleyebilsek çok güzel olur diye düşündüm ve böylece de projenin temelleri atıldı. Bütün bu sürecin başlangıcı için, Emek Sineması’nın yıkılması ve Gezi süreci de önemli rol oynadı diyebilirim kısaca.

UrbanObscura’nın zihnimde iyice şekillenmeye başlaması üzerine Mimarlar Derneği 1927’nin kapısını çaldım, zira kent ve mimarlık tarihi bu projenin en temel konularından biri. Derneğin 90 yıllık birikime ve alanında profesyonel olan mimarlar ile mimarlık hocalarına sahip olmasını da çok önemsiyorum. Dolayısıyla, derneğin bu projeyi 90.yıl projelerinden biri olarak görmesi ve proje ortaklığına sıcak bakması üzerine birlikte adım atmaya başladık.

KBE: “Minimum beş yıl sürmesi planlanan, üç boyutlu, interaktif web site projesi” olarak tanımlanan UrbanObscura’nın ekibi farklı disiplinlerde uzman kişilerden oluşuyor. Bu ekip nasıl bir araya geldi ve nasıl bir iş bölümü izleniyor? Süreç içinde ekip ne şekilde gelişecek?

AZG: UrbanObscura; içeriğinde yazılım, görsel tasarım, kent ve mimarlık tarihi gibi farklı disiplinleri barındırdığı için ekip de farklı disiplinlerde çalışan ve alanında uzmanlaşmış kişilerden oluşuyor. Bu kişiler, yapılacak iş konularına göre farklı iletişimler üzerine bir araya geldi. Mesela, yazılım ve mühendislik için projeyi anlayan ve içinde yer almaktan memnuniyet duyacak birilerini ararken bazı öneriler üzerinden Cenk Gültekin ve Irmak Hakman ile tanıştık. Bu süreçte, Cenk ile birlikte demo hazırlayıp Irmak ile birlikte sitenin yazılımı, bilgilerin doğruluğunu onaylamak ve belli bir sistematikte bir araya getirmek gibi, ilgili diğer hususlara kafa yorduk. Projemizin logosunu, aynı zamanda UrbanObscura isminin bulunmasına katkı sağlayan Tolga Görgün tasarladı. Can Koçak ise, ilgili yerlere dair video belgeleme yapıyor. Bu süreçte, Mimarlar Derneği 1927 üyesi hocalarımızdan ilgili konulara dair danışmanlık aldık ve almaya devam ediyoruz. Kısaca, konulara ve yapılacaklara göre, proje süreci içinde oluşan ve güncellenen plan ve programlar yapılıyor. Ekiptekiler de bu program üzerinden ilgili çalışmaları yapıyorlar.

Bunun yanı sıra, UrbanObscura zamanla büyüyecek bir proje olarak tasarlandığı için ekibe yeni kişiler eklenmeye devam edecek. Bilhassa araştırma ve bilgileri dijital ortama aktarma konusunda yeni katılımlara ihtiyacımız var. Önümüzde bazı yerlere başvuru süreçleri var, bu süreçlerin ardından gerek projenin ilerlemesi gerekse ekibin gelişmesi ve genişlemesi adına net adımlar atacağımıza inanıyorum.

KBE: Web sitesinde gördüğümüz kadarıyla proje henüz ilk aşamalarında. Kent haritalamaları için pilot bölgelerin seçilmesi gibi konular için bir ön çalışma yapıldı mı?

AZG: Evet, UrbanObscura henüz ilk adımlarını atıyor. Pilot bölgeleri, yıkımların ve kentsel değişimlerin en fazla yaşandığı bölgelere göre seçtik. Bunun yanı sıra, 20. yüzyıl Cumhuriyet dönemi mimarisi örneklerinin korunması ve kültür mirası olarak kabul görmesi adına evvela bu yerlerin belgelenmesini ve arşivlenmesini istedik, zira Ankara Ulus’ta bulunan İller Bankası binası örneğinde olduğu gibi birçoğunun yıkım tehlikesi söz konusu. Dolayısıyla önceliğimiz, kent merkezlerinde bulunan ve toplumsal hafızada yer etmiş, önemli bir geçmişe ve hikayelere sahip bu tip yerler.

KBE: UrbanObscura’yı destekleyenler de çok çeşitli disiplinlerden. Destekleyenlerle nasıl bir işbirliği yürütülüyor?

AZG: Destekçilerimiz hem bilgi paylaşımı hem de projemizin duyulması adına önemli bir yere sahip bizim için. İhtiyacımız olan bir bilgiye veya belgeye ulaşma konusunda bize network sağlıyorlar. Henüz projemiz için maddi bir destek söz konusu olmadı ki az evvel de belirttiğim gibi bu konuda önümüzdeki günlerde bazı çalışmalar yapacağız.

KBE: UrbanObscura daha önce organizasyonlara katılmış olsa da ilk defa bu kadar büyük bir kitleye ulaşabileceği bir etkinlikte tek başına yer alıyor. Bu serginin UrbanObscura için önemi ve proje içindeki konumu nedir?

AZG: Galeri Siyah Beyaz’da açılan “Kentler: Değişen Rotalar Değişen Haritalar” sergisi, bahsettiğiniz gibi UrbanObscura’nın ilk büyük etkinliği. Projemizi böyle bir sergi üzerinden duyurmamızın en önemli nedenlerinden biri de, gerek sanatçıların gerekse eserlerin UrbanObscura’ya dair vizyon geliştirecek olması. Ele aldığımız kavramların sanatsal yansımalarını ve bu sayede ortaya çıkan fikirleri oldukça önemsiyoruz. Bunun yanı sıra, Galeri Siyah Beyaz’ın hem Mimarlar Derneği 1927 adına hem de 33 yıllık bir kurum olması dolayısıyla UrbanObscura adına kıymeti büyük. Bu nedenlerle de ilk etkinliğimizin bu sergi olması kaçınılmaz oldu aslında.

KBE: Sergide işleri yer alan sanatçılar nasıl ve neye göre bir araya geldi? Bu işlerin toplanması ve düzenlenmesinde nasıl bir küratöryal süreç geçirdiniz?

AZG: Sergide, farklı disiplinlerde çalışan yirmi sanatçının işleri yer alıyor. Bu işler, UrbanObscura’nın ele aldığı konu ve kavramlar uyarınca seçildi. Kentsel dönüşüm, harita ve rotaların değişimi, yerin yapısı ve değişimi gibi konular; bu sergideki sanatçıların daha evvel üzerine düşünüp işler ürettiği konular aslında. Bu nedenle işlerin bir kısmı eski tarihli ve bu sergi için bir araya getirildi. Aynı konular üzerine yeni üretilen işler de var. Düzenlemeyi ise; ele alınan konulara ve sorulan sorulara göre yaptık. Bu nedenle, serginin sadece seyirlik bir içerik değil aynı zamanda farklı sorular eşliğinde bir keşif sunması; küratöryal sürecin odak noktasıydı diyebilirim.

KBE: UrbanObscura bundan sonra nasıl devam edecek? İleride ne çeşit etkinlikler düzenlenmesi planlanıyor?

AZG: UrbanObscura’nın sıradaki işleri arasında bu sergiyle bağlantılı olan ve yine kent araştırmaları ile kentsel değişim, mimarlık tarihi gibi konuları ele alan bir kaynak kitap yayınlamak; panel, konuşma ve kent turları düzenlemek; elde ettiğimiz bilgi ve verilerle dijital kütüphane oluşturmak gibi mevzular var. Bu çalışmalar vesilesiyle önümüzdeki sonbahardan itibaren UrbanObscura’nın farklı etkinliklerini duyurmaya devam edeceğiz.