ODTÜ, mimarlık kuramcısı Colomina’yı ağırladı!

Princeton Üniversitesi, Medya ve Modernite Lisansüstü Programının kurucu ve yöneticisi olmasının yanısıra mimarlık alanında da dersler veren mimarlık tarihçisi ve kuramcı Prof. Beatriz Colomina, ODTÜ’lülere röntgen cihazının verem hastalığının teşhisinde kullanılması ile birlikte modern mimariye yaptığı etki üzerine bir konferans verdi. Aynı zamanda 2016 İstanbul Tasarım Bienali’nin de küratörlerinden biri olan Colomina’nın medya, toplumsal cinsiyet, sanat ve mimarlık sorunsalını özgün bir biçimde işleyen ve bazıları Türkçe’ye de çevrilen pek çok yayını bulunuyor.

ODTÜ’nün 60. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen Davetli Konuşmalar Dizisi, dünyada mimarlık alanında önemli akademisyenlerden biri olarak görülen ve Princeton Üniversitesi’nde görev yapan mimarlık tarihçisi ve kuramcı Prof. Beatriz Colomina’yı ağırladı. 2 Haziran 2016’da ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde ODTÜ’lüler ile bir araya gelen Beatriz Colomina, katılımcılara 20. yüzyılda olgunlaşan modern mimarlık paradigmasının gerçekte, dönemin tıp bilimlerine duyduğu tutku ile birlikte, 20. yüzyılın başında bir şehirli hastalığı olan tüberküloz ve onun birincil tanı cihazı olan röntgen aracılığı ile biçimlendiğini örnekleriyle anlattı.

20.yüzyıl başlarında yeni ortaya çıkan bu görüntüleme teknolojisi ve onun imge dünyasının, o güne değin normal addedilen mimarlık algısını kökten değiştirdiğini belirten Colomina, “X-Ray Architecture” (Röntgen Mimari) adını verdiği mimari felsefe ile ilgili olarak katılımcılara bilgi aktardı. Verem ve modern mimari arasındaki ilişkiye bakıldığında, mimarinin bir şifa aracı olarak kullanılması fikrinin çok eski olduğunu belirten Colomina, romatizma veya verem gibi hastalıkların iyileştirilmesi için nemin olmadığı ve daha iyi güneş alan binaların yapılması fikrinin önemli örnekler olduğunu vurguladı.

Gotik mimari için din ne ise, modern mimari için de sağlık odur.

Röntgen cihazının, insanın içini gösteren bir cihaz olarak ortaya çıkmasıyla birlikte bu fikirden hareketle mimaride de yapının içini gösteren örnekler ortaya çıktığını söyleyen Beatriz Colomina, 20. yüzyıl başlarında verem hastalığının çok yaygın olduğunu ve bu nedenle modern mimari olarak adlandırılan mimarinin “tüberküloz paniği” ile ortaya çıktığını ve bu dönemde özellikle verem hastalığının tedavisi için inşa edilen sanatoryumların mimarisinde, 20. yüzyıl modern mimarinin ilk örneklerinin görülebildiğini ifade etti. Sağlıklı yaşamın pek çok önemli mimar tarafından kendi hayatlarında da çok derin bir şekilde önemsendiğini vurgulayan Colomina, “Gotik mimari için din ne ise, modern mimari için de sağlık odur” dedi.