Çekya’nın Česká Kamenice kentinde 23–31 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Cabin Fever 2025, bu yıl da mimarlık öğrencileri ve profesyonellerini bir araya getirdi. Festival Macar mimarlık stüdyosu Hello Wood tarafından, pencere üreticisi Velux işbirliğiyle gerçekleştirildi.
Bu yıl “Quality Time – Connection to Each Other” temasıyla gerçekleşen festivalde, eski bir tekstil fabrikası ve savaş dönemi çalışma kampının arazisinde beş farklı pavyon tasarlandı. Hem barınak hem de buluşma alanı olarak kurgulanan yapılar, ışık, mekân ve topluluk ilişkilerini ön plana çıkarıyor.
The Chicken | Mjölk Architekti

Hem barınak hem de gözlem güvertesi işlevi gören The Chicken pavyonu, tasarımcı Mjölk Architekti tarafından bir tavuğun “yaşamını yansıtmak” üzere tasarlandı. Böcekler ve kuşlar için bir yaşam alanı görevi gören samanla kaplı kulübenin iç kısmında, ziyaretçiler için dışarıyı görme olanağı sunan çıkıntılı kırmızı pencerelerden oluşan bir dinlenme alanı yer alıyor.
Živa | Arthur Mamou-Mani

Živa, ormanlık alan içinde yükseltilmiş geometrik bir yapı olarak tasarlandı. Hem sınıf hem de buluşma mekânı işlevi gören pavyon, doğa ve öğrenmenin bir araya geldiği bir alan sunuyor. Yapının karmaşık geometrisi, doğada bulunan denge ve uyuma gönderme yapıyor.
Loom | Zak Underwood

Bölgenin tekstil geçmişine gönderme yapan Loom, sarı kumaşlarla bezenmiş bir platform üzerinde yükseliyor. Ahşap kolon ve kirişlerden oluşan yapısı, dokuma tezgâhının mekanik düzenini yeniden yorumluyor. Hem oturma alanı hem de hafızayı canlandıran sembolik bir yapı olarak işlev görüyor.
The Splinter | Entropic

Açılı formu ve kırmızı yüzeyiyle öne çıkan The Splinter, ziyaretçilere dinlenme ve sosyalleşme için korunaklı bir alan sunuyor. Ön cephesindeki ahşap bloklar girişe ulaşmayı sağlarken, düzensiz yerleştirilmiş kare pencereler içeride farklı ışık oyunları yaratıyor.
Eclosion | Dorottya Kiss ve Matthew McArthur

Dorottya Kiss ve Matthew McArthur tarafından tasarlanan Eclosion ise, ahşaptan yapılma ağsı bir strüktüre sahip. Yapının dokusu hem dokuma geleneğini hem de doğal koza biçimlerini çağrıştırıyor. Bu yaklaşım, bölgenin tekstil geçmişini mekânla bütünleştiren bir yorum olarak öne çıkıyor.
