bi_özet’in “Sergi Notları” adlı bölümünde, güncel sergileri Sahir Uğur Eren’in fotoğrafları eşliğinde geziyor; küratör ve sanatçılarla sergide öne çıkan detaylar hakkında konuşuyoruz.
Seri, İBB Yedikule Gazhanesi Hangar’ın ev sahipliği yaptığı, MEF Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin eğitim anlayışı ve üretimlerini paylaşmak amacıyla düzenlenen “MEF FADA 10. Yıl Sergisi” başlıklı sergiyle devam ediyor. Öne çıkan detayları sergi ekibi adına Eda Yeyman, Naz Kaya, Murad Adalı, Buket Samancı‘dan dinliyor ve Sahir Uğur Eren’in fotoğraflarıyla sergi notlarını aktarıyoruz.
Detaylarla “MEF FADA 10. Yıl Sergisi”
10. yıl sergisi, MEF FADA’nın eğitim yolculuğunun her aşamasını kapsayan üretimlerle şekillendirilmiş. Sergide öğrenciler, mezunlar ve fakülte üyelerinin ürettikleri yayın, maket, çizim, poster, kartpostal, fotoğraf, haritalama ve illüstrasyonlar gibi farklı üretimlerden oluşan kolektif bir çaba görüyoruz. Bu süreç boyunca yaşanan önemli dönüm noktaları nelerdi?
Sergi Ekibi: Öncelikle bu sergiyi yapmaya karar vermek önemli bir adımdı, çünkü 10 yıllık bir birikimi açık bir şekilde ortaya koymak ve bunu herkesle paylaşmak, Türkiye’deki mimarlık/iç mimarlık eğitimini konuşacak ortamı kurmayı sağladı. Eğitim yaklaşımının temel bir parçası olan öğrencilerin sürece aktif şekilde dahil edilmesi, 10 yılın birikimini ve arşiv niteliğini ortaya koyma çabası, kısıtlı bütçeyle bu kadar kapsamlı bir sergiyi gerçekleştirme zorluğuyla birleşerek sürecin detaylarını şekillendirdi.
Hem mezun hem de mevcut öğrencileri bir araya getirerek bu kolektif çabayı görünür kılmak ve çalışmaları herhangi bir elemeye tabi tutmadan sergide yer alacak şekilde organize etmek süreç içinde öne çıkıyor. Örneğin, sergileme birimleri Tasarla ve Yap! Stüdyosu yaz stajı kapsamında, öğrenciler ve yürütücüler ile birlikte tasarlandı ve üretildi. Bununla birlikte, Tasarla ve Yap! Stüdyosu’ndan oluşan masadaki maketlerin üretimi yaz boyunca gönüllü çalışan öğrenciler ve öğretim üyelerinden oluşan bir ekibin okula gelerek maketleri yapmaları ile mümkün oldu.
Ayrıca, sergi üretim sürecinde, mezun öğrencilerle sürdürülen kuvvetli iletişimin önemli bir rol oynadığını düşünüyoruz. MimED, Archiprix, İM ve MEKAN yarışmalarında ödül alan 64 projenin kolaylıkla bir araya getirilmesi bu iletişim ağı sayesinde sağlandı. Sergi açılışında da bu birliktelik ve kolektif çabanın etkisi, yoğun katılım ve çeşitlilikle kendini gösterdi. Sergideki çeşitli üretimler, 10 senelik sürecin doğal parçaları olarak serginin bakış açısını oluşturdu ve farklı zamanlarda üretilen çıktıların bir araya getirilmesiyle serginin bir bütün olarak şekillenmesine olanak tanıdı.
Serginin Yedikule Gazhanesi Hangar gibi tarihi bir mekânda düzenleniyor olması, eserlerin hikâyesi ve ziyaretçi deneyimi açısından nasıl bir bağlam oluşturuyor?
S.E.: Serginin henüz yeniden kullanıma açılmış tarihi bir mekânda düzenlenmesi FADA’nın dönüştürücü ve her zaman güncel arayışında olma bakış açısının bir karşılığı olarak görülebilir. Bu noktada stüdyo derslerimizin gerçekleştiği ve fakültemizin yaşam alanı haline gelen FADA Hangar’ın da otoparktan dönüştürülmüş bir mekân olduğunu ayrıca belirtmek gerekiyor. Serginin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile kamuya açık bir alanda yer alması ve sergi süresince paralelde kamusal atölyelerin gerçekleşmesi ise ziyaretçilerle olan karşılaşmaları arttırıyor ve FADA’nın iş birlikçi doğasını ortaya koyuyor. Dolayısıyla, Yedikule Hangar Binası mevcut dinamiği nedeniyle Hangar’ı ziyaretçilere açmak için heyecan verici bir mekân oldu.
“Yaparak öğrenme” yaklaşımına dayalı “Tasarla-Yap! Stüdyoları”nın öğrencilerin yaratıcı ve pratik becerilerini geliştirme sürecindeki etkileri ve profesyonel dünyaya hazırlanmalarındaki rolü hakkında neler söylersiniz?
S.E.: Tasarla ve Yap!, bütün fakülte öğrencilerinin birinci sınıf sonunda dahil oldukları zorunlu bir staj programı. Öğrenciler, stüdyo kapsamında gerçek dünyaya dair sorunlara tasarım aracılığıyla çözüm bulmaya çalışıyor. Projelerin tasarımı ve uygulaması, iki haftalık yoğun bir süreç içinde gerçekleşiyor. Kamu yararı gözeten bir proje hedefi doğrultusunda, simüle edilmemiş, dolaylanmamış gerçek bir ortamda, gerçek sorunları kolektif bir çaba ile çözmeye çalışmak stüdyo için oldukça önemli. Süreç boyunca öğrenciler, proje bağlamından malzeme lojistiğine, teknik kısıtlar ve uygulamada çıkabilecek her türlü sorunla aynı anda karşılaşarak proje yürütücüleriyle birlikte çözüm üretmeye çalışıyorlar. Öğrencilerin, belki de meslek hayatının başında karşılaşacakları sorunlar ile henüz birinci sınıfın sonunda karşılaşmaları; hızlı, esnek ve aynı zamanda akılcı reaksiyon göstermeyi öğrenmeleri profesyonel dünyaya onları daha iyi hazırlıyor. Bununla birlikte malzemeyle birebir ölçekte çalışmanın ve daha bir hafta önce çizimler ve maketlerden ibaret olan tasarımı çizgiden gerçeğe taşımanın birinci sınıf için çok kıymetli bir deneyim olduğunu düşünüyoruz. Tasarla ve Yap! Stüdyosu’ndan sonra öğrencilerin ikinci sınıfta ahşap malzemenin nasıl çalıştığına dair bilgileri, çizim ile birebir ölçek arasındaki ilişkiyi kuracak şekilde aktarabildiklerini görüyoruz; bu da onları pratik becerilerini geliştirme açısından ileri taşıyor.
Yaratıcı eğitim anlayışı ve çok disiplinli yaklaşımıyla MEF FADA, diğer akademik kurumlara nasıl bir bakış açısı sunuyor?
S.E.: Serginin kendisi ve sergi kapsamında gerçekleştirilen etkinlik serisi, aslında bu konuda ipuçları sunuyor. FADA, her şeyden önce üretken olmayı ve birlikte yapmayı önceleyen bir kültür üzerinden kendini var ediyor. Sergi de, böyle bir ortamda FADA kültürünün 10 yıllık birikimini açık bir şekilde ortaya koyarken mimarlık/iç mimarlık eğitimi konuşabilmek, yeniden tartışabilmek için bir aracı niteliği görüyor.
Hangarı Kurmak, Hangarı Açmak, Hangarı Taşımak etkinlikleri alternatif mimarlık eğitiminin nasıl mekânsallaştığı, nasıl hatırlandığı ve nasıl paylaşıldığına odaklanıyor. Diğer akademik kurumlardan nerelerde farklılaştığı ve nasıl iş birliklerine açık olduğunu görünür kılmayı hedefliyor. Bu bağlamda Tasarla ve Yap! Stüdyosu’nda belediyeler ve STK’larla kurulan iş birlikleri, seçmeli derslerde yapılan iş birlikleri ve malzeme sponsorlukları ile daha önceden alternatif mimarlık pratiklerine odaklanan yüksek lisans stüdyosunda üretilen işler için kurulan iş birliklerinden bahsetmek mümkün.
Bu sergi ile yalnızca geçmişe bir bakış değil, aynı zamanda geleceğe yön verme niteliği de taşıyan MEF FADA’nın önümüzdeki yıllara dair hedefleri neler?
S.E.: Bu sergi, MEF FADA’nın birikimini göstermek ve çok da eski olmayan bir okulun kısa sürede yapabileceklerini hem kendimize hatırlatmak, hem de bu yaptıklarımıza uzaktan bakabilmek için bir fırsat oldu bizim için. Proje üretimlerinin ve Tasarla ve Yap! Stüdyoları’nın yıllar içindeki değişimlerini görerek kendimizi değerlendirmek bununla birlikte zaman çizelgesi aracılığıyla akademik takvim ilerlerken arka planda var olanları tekrar hatırlamak, FADA’nın çalışma alanı Hangar’ın yaratığı ortak kültürün hem öğrenciler hem de tam/yarı zamanlı akademik kadro tarafından ne kadar sahiplenildiğini fark etmek, sergiyi pekiştiren bir deneyim oldu. Önümüzdeki yıllarda da bu üretim yoğunluğunu, niteliği ve motivasyonu düşürmeden devam ettirmek; öğrencilerin birbirlerinden öğrendikleri Hangar ortamını canlı tutarak okul ve okul dışı iş birliklerine, yarışmalara/projelere öğrencileri teşvik etmek; girişimci ve duyarlı bireyler yetiştirerek güncel sorunlara tasarım aracılığıyla çözüm arayan yaklaşımı sürdürmek; ve Hangar’ı daha çok iş birliğine açarak zenginleştirmek, gelecek hedeflerimiz arasında.
MEF FADA 10. Yıl Sergi Ekibi: Şebnem Yücel, Ozan Avcı, Zeynep Aydemir, Eda Yeyman, Naz Kaya, Murad Adalı, Buket Samancı, Seray Rusçuklu, Melike Beşik, Zülfüye Yıldız
Fotoğraflarla “MEF FADA 10. Yıl Sergisi”
Söyleşi: Ülkü Karaburçak
Fotoğraflar: Sahir Uğur Eren
