Tasarımı KPM Kerem Piker Mimarlık tarafından yapılan Dilek Yaman’ın “Rüyalarda Buluşuruz” isimli ilk kişisel sergisi, 5 Haziran’a kadar Ferda Art Platform Ana Salon’da sanatseverler ile buluşuyor.
“Rüyalarda Buluşuruz”
Sergi
Sanatçı: Dilek Yaman
Tarih: 14 Mayıs – 5 Haziran 2024
Yer: Ferda Art Platform, Teşvikiye, Şişli / İstanbul
Tasarımı KPM Kerem Piker Mimarlık tarafından yapılan ve sergi metni Evren Savcı’nın kaleminden çıkan “Rüyalarda Buluşuruz”, Dilek Yaman’ın aile kavramı, queer ilişkiler, İstanbul gece kültürü ve Şişlililer üzerine odaklandığı farklı serilerinden fotoğraflarını bir araya getiriyor.

Kamera objektifinin arkasından bakmak yerine tam da hikâyenin içinden çıkmış bu fotoğraflar bir tanık olmaktan ziyade yaşanmışlığın dinamikliğini yansıtan, içsel bir gözle benimsenmiş kişi, kişilik ve ilişkileri araştırıyor. Kimi zaman mahrem ve müstehcen, kimi zaman kurgu ya da anlık çekilmiş görüntüleri bir araya getiren seçki kişisel ve uzun soluklu bir arşivin ikonik görüntülerinden oluşan kolektif bir yaşanmışlığı yansıtıyor. “Rüyalarda Buluşuruz” her ne kadar ortak bir deneyimin parçası olsa da aslında sanatçının 20 yıllık kendini fotoğraflar üzerinden arama süreci ve bir nevi sanatçının oto-portresi olarak da okunabilir.

2000’ler İstanbul gece kültüründen, günümüz Şişli mahalle sakinlerine kadar uzanan bu seçki hayatı birlikte kutlayanların an ve anılarından oluşuyor.
Dilek Yaman, fotoğraf sanatı ve üretimlerine dair düşüncelerini şöyle aktarıyor:
“Kendimi ifade etme aracı olarak fotoğrafı kullanıyorum. Fotoğraf, benim ve fotoğrafımın öznesi olan kişilerin duygularıyla temas kurmamda en rahat olduğum araç. Portre çekimleri yaparak karşımda duran öznenin en yalın halini fotoğraflamayı önemsiyorum. Bu yalınlığı sadece öznenin bana baktığı anda değil aynı zamanda benim ona baktığım yerde de oluşturmaya çalışıyorum. Arkadaşlık içerisinde olduğum kişilerin bir anını değil, hayatlarının içinde bulunduğum her anını adeta bir günlük tutar gibi kaydetmeye devam ediyorum.

Bu günlük sadece benim etrafımda olanları değil, benim içimde olanları da kapsıyor. Bu açıdan fotoğraf pratiğimi ‘kişisel belgesel’ olarak tanımlayabilirim. Yaklaşık on altı yıldır devam eden arşivimde geriye baktığımda/ döndüğümde; hayatımın – hayatlarımızın- tüm süreçlerine ait kaybedilenler ve henüz kırklı yaşlarına bile gelmemiş biri olarak yakın tarihimizden mazi olarak bahsediyor oluşumuz beni hüzünlendirse de, kaydettiğim tüm zamanları kıymetli ve masalsı olduğunu düşünüyorum.”
