Yapı Sektöründen “Enerji Verimliliği Haftası” Açıklamaları…

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi tarafından her yıl Ocak ayının ikinci haftası “Enerji Verimliliği Haftası” olarak belirlenmiştir. 2/5/2007 tarih ve 26510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5627 Sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ile enerjinin etkin kullanılması, israfının önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması için enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğin artırılması amaçlanıyor.
Bu yıl 10 – 16 Ocak 2022 tarihleri arasında kutlanan “Enerji Verimliliği Haftası” için Baumit, Bien, İzocam, İZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği), Kärcher, Knauf, Sigma Elektrik ve Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği)* enerji verimliliğiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Baumit

Araştırmalara göre, Türkiye’de enerjinin yüzde 33’ü binalarda kullanılırken, yalıtımsız binalarda enerjinin yüzde 80’i ısıtma-soğutmaya harcanıyor. Baumit, hayatımızın çoğunu geçirdiğimiz binalarda yenilikçi ısı yalıtımı uygulaması ile enerji tüketiminin yüzde 50 oranında azaltılabileceğine dikkat çekiyor.

Baumit Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Erdil Dinçer

Baumit Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Erdil Dinçer yalıtımsız binalarda enerjinin yüzde 80’inin ısıtma ve soğutmaya harcandığını belirterek, “Isı yalıtımı, dünyamıza, çevremize ve gelecek nesillere olan sorumluluğumuz düşünüldüğünde artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Bugün dünyamızın en büyük sorunu olan küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ana sebeplerinden olan sera gazı emisyonları, ısı yalıtımı ile azaltılabilir. Aynı zamanda ısı yalıtımı dengeli bir iç mekân iklimi ile konfor sağlar, yaşadığımız yerleri ‘sağlıklı yaşam alanı’ haline getirir. Ayrıca yapı taşıyıcı sistemini zırh gibi sararak bir kalkan görevi görür ve yapının ömrünü uzatır. Enerji verimliliği denince ısı yalıtımı ilk akla gelen konu olmalıdır. Baumit olarak, insanların sağlıklı, enerji açısından verimli ve güzel yapılarda yaşamasını istiyoruz. Bu yaklaşımla, herkesi sürdürülebilir bir dünya için kritik önem taşıyan ısı yalıtımı konusunda daha fazla duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi.

Bien

Doğaya saygı ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda enerji tasarrufuna yıllık 5 bin TEP katkı sağlayan Bien, karbon emisyon oranlarını düşüren geri dönüşüm projeleriyle de atıkların tekrar ekonomiye kazandırılması için çalışıyor.

İşletmelerinde otomatik aydınlatma sistemlerinin kullanarak elektrik tasarrufu sağlamayı, verimli armatürler ile enerji tüketiminin azaltılmasını ve gün ışığından daha fazla faydalanmayı hedefleyen Bien; fabrikalarında yüksek verimli elektrikli motorlar kullanarak, bir yandan elektrik tasarrufu yaparken diğer yandan da bakım maliyetlerini azaltıyor. Elektrik motorlu forkliftler ile fosil yakıt kullanımını azaltıp temiz enerji ve çevre dostu araçları destekliyor.

 (…) doğal kaynakları dikkatli kullanmanın son derece önem arz ettiği günümüzde, çevrenin korunması ve atıkların tekrar ekonomiye kazandırılması amacıyla çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz.

Bien Direktörü Serkan Önem, “(…) Ürünlerimiz yüzlerce testten geçtikten sonra iç hava kalitesindeki olumlu etkileri kanıtlanarak Greenguard Sertifikası’nın sahibi oldu. Bunun yanı sıra doğal kaynakları dikkatli kullanmanın son derece önem arz ettiği günümüzde, çevrenin korunması ve atıkların tekrar ekonomiye kazandırılması amacıyla çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Bu kapsamda atıkları niteliklerine göre ayrıştırarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki süreçte karbon salım miktarını yüzde 5 oranında düşürürken, tesislerimizdeki su kullanımını yüzde 10 oranında azaltmayı, geri dönüşüm oranını ise yüzde 5’e çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

İzocam

Enerji Verimliliği Haftası’nda İzocam, ısı yalıtımında kalınlığın önemine dikkat çekti. Konutlarda konforlu bir ısınma elde ederken, doğal gaz faturalarını minimuma indirmenin yolunun kalın yalıtımdan geçtiğini belirtti. Kalın yalıtım deyince de “U değeri”ni vurgulamak gerekiyor. “U değeri”, yalıtım ürünlerinin toplam ısıl geçirgenlik katsayısı anlamına geliyor ve her malzemeye göre değişkenlik gösteriyor.

Gelişmiş ülkelerde tanımlanmış standartlarla, ülkemizde tavsiye edilen uygulamaları mukayese ettiğimizde, ülke olarak U değerlerimizin iyileştirilmesi gerekliliğini açıkça görüyoruz.

İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, ülke olarak enerji verimliliğinde asıl sıçramanın “U değerleri”nin artırılmasıyla gerçekleştirilebileceğini vurguladı. Savcı, “Gelişmiş ülkelerde tanımlanmış standartlarla, ülkemizde tavsiye edilen uygulamaları mukayese ettiğimizde, ülke olarak U değerlerimizin iyileştirilmesi gerekliliğini açıkça görüyoruz” dedi.

İzocam Genel Direktörü Murat Savcı

TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı’ndaki sınır değerler doğrultusunda belirlenmiş olan ısı yalıtım kalınlıklarının daha da artırılması gerektiğini kaydeden Savcı, “Şu anda standartlara uygun yalıtımlı binalarda yıllık enerji sarfiyatı metrekare başına 120 – 150 kw düzeyinde. Bina enerji verimliliği konusunda gelişmiş ülkelerde birim metrekare/yıl olarak enerji tüketimi 30-50 kw olarak belirlenmiş durumda. Bina tasarlanırken, bu binanın ısıtma ve soğutmaya yönelik birim metrekaredeki yıllık toplam enerji tüketiminin bu seviyede olması tavsiye ediliyor. Türkiye’de ise biz birim metrekarede yıllık 120-150 kw seviyesine uygun yalıtım yapmaya çalışıyoruz. AB ülkeleri ile aramızda neredeyse 4-5 kat fark var” diye konuştu.

İZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği)

İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, yaptığı açıklamada, “Binalarda ısıtma ve soğutmada kullanılan enerji israfının önüne geçmek hem toplum hem ülkemiz ekonomisi için büyük önem taşıyor. Türkiye’deki binaları ısı yalıtımlı hale getirerek, yakıt giderlerini yüzde 50, ülkemizin toplam enerji faturasını yaklaşık yüzde 15 azaltmamız ve binalarımızda konforlu yaşamamız mümkün.” dedi.

Ülkemizde yalıtım ile ilgili yasal düzenlemeler henüz gelişmiş ülkeler seviyesinde değil. Yürürlükteki mevzuatlarımızla halen 2008 yılında tanımladığımız enerji limitlerini kullanıyoruz.

İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu

İZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği) Başkanı Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Ülkemizde yalıtım ile ilgili yasal düzenlemeler henüz gelişmiş ülkeler seviyesinde değil. Yürürlükteki mevzuatlarımızla halen 2008 yılında tanımladığımız enerji limitlerini kullanıyoruz. Biz 2008’den bu yana  enerji verimliliği anlamında yerimizde sayarken gelişmiş  ülkeler birçok adım attı. Bu ülkelerde 2019 yılından bu yana yeni kamu binalarının tümü neredeyse sıfır enerjili olarak üretiliyor. 2020 yılının başından itibaren ise tüm yeni binalar neredeyse sıfır enerjili olarak yapılıyor. Yeni binalar ülkelerce tanımlanan bu limitler dahilinde yapılmak zorunda.

(…) Türkiye’deki binaların yüzde 80’inde ısı yalıtımı uygulaması bulunmuyor. Bunu da şöyle hesaplıyoruz; Haziran 2000 itibarıyla yeni binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği’ne uygun yalıtım yapılması zorunlu kılındı. Hepsi yapılmış olsa zaten yüzde 20 oluyor. Mevcut binalar içinde renovasyon yapılan binalar da oldu. Ama her halükarda 2000’den sonra uygun yapılmayan bir kısmı da hesaba katarak bugün binaların yüzde 80’inde ısı yalıtımı olmadığı bilgisini dikkate alıyoruz. 

Türkiye’deki binaların yüzde 80’inde ısı yalıtımı uygulaması bulunmuyor.

Kullanılan toplam enerjinin yüzde 33 gibi yüksek bir oranın binalarda tüketildiği Türkiye’de, Avrupa standartlarına uygun, enerji tasarruflu binalara sahip olabilmemiz için önümüzde ‘kentsel dönüşüm’ gibi çok önemli bir fırsat var. Kentsel dönüşüm, ısı, su, ses ve yangın yalıtımı uygulamalarının yapılacağı doğru yapı üretim süreci olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede ilgili yönetmelik ve standartlar doğrultusunda üretilecek sağlıklı, güvenli ve konforlu yapılarda yaşamak mümkün olacaktır. Eğer elimizdeki bu fırsatı iyi değerlendirerek yeniden inşa edilecek tüm binalara CE belgesine sahip, Avrupa standartlarına uygun ürünlerle ısı yalıtımı yaptırırsak ülke ekonomimize her yıl milyarlarca dolarlık katkıda bulunabiliriz.”

Kärcher

Enerji Verimliliği Haftası’nda Kärcher, kaynaklarımızı daha verimli kullanmanın önemine dikkat çekiyor. Kärcher’in enerji tasarrufu sağlamak için geliştirdiği ürünleri temizlik sırasında kullanıcılarına ekonomik anlamda da katkı sağlanıyor.

Pille çalışan yüksek basınçlı temizleyicileri kullanıcılarına sunan ilk firma olan Kärcher, iyon lityum pilli ürünleri ile Enerji Verimliliği Haftası çerçevesinde, enerjiyi daha dikkatli kullanarak tasarruf sağlamanın önemine dikkat çekiyor ve kaynakları daha verimli kullanmaya davet ediyor.

Kärcher’in K4 – K7 sınıfı basınçlı yıkama makineleri, alternatif su kaynakları ile çalışıyor. Cihaz suyu herhangi bir su deposundan hatta yağmur suyu birikintisinden bile çekebiliyor. Bu özellik sayesinde değerli içme sularından tasarruf edilmesine olanak sağladığından çevre dostu olan ürün, su şebekesinden bağımsız çalışabilmesiyle kullanım esnekliği ile dikkat çekerken daha geniş bir çalışma alanı da sunuyor.

Knauf

Yaşanan iklim krizleriyle birlikte dünya yönünü enerji verimliliğine çevirirken ülkeler ve sektörler de bu alana yatırımlarını her geçen gün hızlandırıyor. Enerji verimliliğinin sadece ülke ve sektörlerin önemsemesi gereken bir konu olmaktan çıkması gerektiğini hatırlatan Knauf Türkiye Genel Müdürü Ali Türker, “enerji verimliliği üretimden kullanıma kadar uçtan uca ele alınmalı. Son kullanıcı da bu süreci desteklemeli ve talep etmeli” dedi.

Knauf Türkiye’nin Genel Müdürü Ali Türker, Enerji Verimliliği Haftası özelinde açıklamalarda bulunarak, sektörün ve kullanıcıların yapması gerekenleri anlattı.

Knauf’un enerji verimliliği amacıyla geliştirdiği ürünler ve iş süreçlerine entegre ettiği modellerden de bahseden Türker, “(…) Knauf olarak; sürdürülebilirlikte yasal çerçevenin üzerine çıkan bir çevre yönetimi yapımız bulunuyor. Bu yönetim yapımız, alçı taşı ocaklarımızın doğaya yeniden kazanımından, kullanılan katkı maddelerine ve emisyon rakamlarımıza kadar birçok konuyu kapsıyor. (…) Knauf olarak sürdürülebilirlik alanında da sorumluluk üstleniyoruz. Bu bağlamda geleceği tasarlayan sürdürülebilir ürünlerin ve sistemlerin yanında çalışanlarımızı da bu sorumluluk ve motivasyona ulaştırdık. Tüm bunlarla birlikte işimizi sürdürülebilir temeller üzerinde oturttuk. Bu kapsamda LEED V4 esaslarına göre binalarda enerji tüketimi, çevresel etkisi düşük çevreci ürün ve kaynak kullanımı, çevresel etkisi düşük hammadde tedariki ile yapılmış ürün kullanımı, iç ortam çevre kalitesi, üretim sonrası oluşan atıkların geri dönüşümünün sağlanması konularında alçı ve alçı plaka ürünlerimizin sunduğu olumlu katkılar ile 2013 yılından beri Knauf Türkiye olarak yeşil bina sertifikası alacak 100’e yakın projeye destek verdik ve vermeye de devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Sigma Elektrik

Dünyanın sınırlı enerji kaynakları her geçen gün tükenirken firmalar enerji tasarruflu ürünlere yatırımlarını hızlandırıyor. Enerjinin verimli kullanılmasının, enerjinin doğru ölçülmesi ile başladığını belirten Sigma Elektrik Genel Müdürü Murat Akgül, “Enerji verimliliği dünyamızın geleceğinin yanı sıra ülkelerin ve şirketlerin ekonomik güçleri adına son derece önemli. Enerji verimliliği, enerjide dışa bağımlı ülkeler için cari denge, firmalar için de yeni yatırım planları için son derece kritik bir değere dönüşüyor” dedi.

Enerjinin verimli kullanılması, enerjinin doğru ölçülmesi ile başlar.

Sigma Elektrik Genel Müdürü Murat Akgül

“Enerjinin verimli kullanılması, enerjinin doğru ölçülmesi ile başlar” diyen Akgül,Sigma Elektrik olarak enerji analizörü, güç ölçer, voltmetre, ampermetre, multimetre, reaktif güç kontrol rölesi ürünlerimiz ile enerjinin verimli tüketilmesine destek oluyoruz. Güçlü Ar-Ge ve uzun yıllara dayanan tecrübemizle ürettiğimiz reaktif güç kontrol röleleri ile enerjinin verimli kullanılmasının yanı sıra enerji kalitesi konularına da yenilikçi çözümler sunuyoruz. Sigma elektrik reaktif güç kontrol röleleri ile yüzden fazla enerji parametresini ölçerek elektrik sisteminin her türlü kompanzasyon ihtiyacına çözüm sağlıyoruz.  Enerji Analizörleri ve Sigma Elektrik Güç Ölçerler ile yüzde 0,2 hassasiyetle elektrik enerjisinin temel parametrelerini analiz edilerek kullanıcıya sunuyoruz. Böylece işletmeler, enerjide tasarruf adına yatırım yapacakları alanları daha net bir şekilde görebiliyor. Tasarruftan elde ettikleri ekonomik değeri, yeni yatırım alanları için kaynak olarak değerlendirme fırsatı veriyoruz” dedi.   

Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği)

Enerji Verimliliği Haftası dolayısıyla açıklama yapan Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, “Geleceğimizi, sanayimizi, binalarımızı ve ticaretimizi şekillendirecek uzun vadeli planların devreye alındığı bir süreçte ‘az ile çok’ yapabilmenin önemi daha da artıyor. Sınırlı kaynaklarımızı daha verimli kullanarak, az kaynak ile daha çok iş ve ürün üretmeliyiz. Gelecekte var olmanın ve sürdürülebilir başarının temel kuralı, ‘az ile çok’ anlayışını her alanda daha ileriye taşıyabilmektir” dedi.

Küçükoğlu yaptığı açıklamada; günümüzde enerji verimliliğinin öneminin daha da arttığını belirterek şunları söyledi:

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu

“(…) Yüksek gibi görünen yatırım maliyetini kısa sürede karşılayan enerji verimliliği uygulamalarıyla, sanayi tesislerimizde ve binalarımızda uzun yıllar enerji savurganlığını önlemek elimizde. Yeni binaların yanı sıra mevcut binalarda sağlanacak enerji verimliliğiyle ülkemizin cari açığını da düşürülebiliriz. Bugün teknolojik imkanlarımız ve üretim kapasitemizle, Avrupa’da öne çıkan ‘sıfır enerjili evler’in ötesinde, değil enerji tüketen, üreten evler yapabiliriz. Hem yenilenebilir enerji kaynaklarımız hem de bunları projelendirme imkanlarımızla gereken yeteneklere sahibiz. Kaynaklarımızı ihtiyacımız doğrultusunda en verimli şekilde kullanabilmek adına geç kalmadan gerekli hamleleri yapacağımıza inanıyorum.

(…) Bugün gelişmiş ülkelere göre gelirimiz daha düşük olmasına rağmen enerji verimliliği konusunda geliştiremediğimiz noktalar söz konusu. Tüm konutlarda ısıtma ve soğutma amacıyla tüketilen enerjiden yüzde 50 tasarruf sağlama potansiyelimizi çok iyi değerlendirmeliyiz.

Bugün gelişmiş ülkelere göre gelirimiz daha düşük olmasına rağmen enerji verimliliği konusunda geliştiremediğimiz noktalar söz konusu.

 (…) Binalarda enerji verimliliğini artırmak için Enerji Kimlik Belgesi’ne göre kademeli teşvik uygulamasına geçilmesinin de son derece yararlı olacağına inanıyoruz. Örneğin; A, B, C sınıfı enerji kimlik belgesine sahip konutların sınıfına göre değişen oranlarda indirimli tarifeden doğal gaz ve elektrik kullanabilmesinin orta uzun vadede daha da efektif bir uygulama olacağını düşünüyoruz.”

Ayrıca, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında kamu farkındalığının artırılması amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı öncülüğünde “Aklınla Verimli Yaşa” başlıklı farkındalık kampanyası yürütülmektedir. Detaylı bilgiye buradan ulaşılabilir.

*Haberde geçen kurumlar alfabetik olarak sıralanmıştır.