[Siyah Pijama] – Evren Başbuğ: “… olağanüstü koşullarda uzaktan çalışıyoruz.”

Evren Başbuğ'un evde çalışma mekanı.

Güncel çalışma koşullarında mimari üretim süreçlerinin durumunu öğrenmek amacıyla başlattığımız “Siyah Pijama” isimli araştırma bölümümüzde Studio Evren Başbuğ’dan Evren Başbuğ sorularımızı cevapladı.

Bu yeni süreçle baş etmek için neler yapıyorsunuz?

Sistematik bir baş etme stratejisi geliştirmedim. Biraz akışına bırakmış durumdayım açıkçası. Hayattaki her durumla baş etmek zorunda değiliz bence; özellikle de sebep ve sonuçları elimizde olmayanlarla.

Uzaktan çalışmaya hangi noktada karar verdiniz? Sizi bu kararı almaya yönlendiren ne oldu?

Türkiye’de ilk vakanın görülmesi ve sonrasında yaşanan gelişmelere istinaden 14 Mart günü ofisi fiziksel olarak kapattık. Çünkü toplu taşıma araçlarıyla ofise gelip giden arkadaşlarımızın kendileri ve birbirleri için risk oluşturduklarına karar verdik. Yakın dönemde yurt dışı seyahatinden dönmüş olan arkadaşlarımızın varlığı da herkes için ayrı bir risk oluşturuyordu. Önce tüm arkadaşlara birkaç günlük idari izin verdik; sonrasında da uzaktan çalışmaya geçtik. 19 Mart’tan bu yana ben dahil herkes evinden çalışıyor.

Uzaktan çalışırken hangi araçları kullanıyorsunuz?

Her sabah ve gerektiğinde gün içinde Zoom üzerinden ofis içi toplantı yapıyoruz. Bu süreçte işverenler ve proje paydaşlarımızla da birkaç kez Zoom üzerinden toplantı yaptık. Bunun dışında her zamanki gibi tüm iletişimimiz e-mail ve whatsapp üzerinden gerçekleşiyor. Bazı durumlarda TeamViewer seanslarıyla ekran paylaşımı yapıyoruz. Hızlı dosya paylaşımı ve organizasyon takibi için ise her zamanki gibi Google Drive’ı kullanıyoruz. Gerekmesi halinde uzaktan ofisteki sunucumuza bağlanıp ihtiyacımız olan dosyaları alabiliyoruz. Şimdiye kadar ofiste yaşanan uzun süreli bir elektrik kesintisi sonucu sunucuya ulaşamama dışında teknik bir sorun yaşamadık.

Sizin için uzaktan çalışmanın dezavantajları ve avantajları neler?

Bunu değerlendirebilecek durumda değiliz bence. Çünkü şu an sadece uzaktan çalışmıyoruz, olağanüstü koşullarda uzaktan çalışıyoruz. Belki bu kriz aşıldıktan sonra iki alternatifi de avantajları ve dezavantajlarıyla masaya yatırmak doğru olabilir.

Elinizde ne tür projeler (şantiye, fikir, yarışma) vardı? Projelere göre çalışma organizasyonunda nasıl değişiklikler oldu?

Elimizde çeşitli ölçeklerde çeşitli projeler var. Fikir aşamasında birkaç proje var; bunların bazıları şimdilik işveren kaynaklı olarak askıda kaldılar, bazılarına ise çalışmaya devam ediyoruz. Son demlerinde bir uygulama projesi vardı masamızda; bu süreçte onu tamamlamayı başardık. Daha önceden tamamladığımız bir uygulama projesine ait bazı revizyon talepleriyle uğraşıyoruz bu sıralar. Son olarak katılmaya niyetlendiğimiz (hatta birinin ikinci aşaması için seçildiğimiz) yarışmalar var masamızda; fakat işin doğrusu bu koşullar altında yarışmalara konsantre olmakta zorlanıyoruz. Aktif şantiyemiz yok şu an. Çalışma organizasyonumuzda şimdilik büyük bir değişiklik olduğunu söyleyemem.

Şehir dışı ya da yurt dışı projeleriniz var mı? Bunlar nasıl etkilendi?

Şu an için şehir dışındaki projelerimiz çoğunlukta sayılır. Ancak izolasyon koşulları altında projenin şehir içi ya da şehir dışı olması herhangi bir fark yaratmıyor. Yurt dışı projemiz yok.

Sizce bu salgının yapı malzemeleri ve tasarım kararları üzerinde dönüştürücü bir etkisi olacak mı?

Salgının yapı malzemeleri ve tasarım kararları üzerinde kısa ve orta vadede herhangi bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Ama uzun vadede dolaylı yoldan küresel ölçekte başka sonuçları beraberinde getirmesini bekliyorum. Örneğin izolasyon koşulları sebebiyle azalan hava kirliliğine bağlı uzun vadeli ölüm sayılarındaki azalma ile Covid-19 kaynaklı ölüm sayıları arasındaki kümülatif toplama dair projeksiyonlar ışığında bu krizin orta vadede toplam ölümleri azaltacağından bahseden bir araştırma okudum geçenlerde. Bu krizin yarattığı bazı yeni durumların büyük resimde insanlık için daha olumlu sonuçlara sebep olacağını öngörenler var. Bunun gibi daha küresel ve yapısal, uzun vadeli bazı sonuçların yaşam biçimimizi kademeli olarak değiştirmemize, dolayısıyla da mimarların tasarım kararları üzerinde dönüştürücü etkilere sebep olacağından bahsedilebilir.

Krizin kısa ve orta vadede çalışma hayatındaki yansımaları ise daha doğrudan olacak bence. Ben bu salgının tasarım üreten kişi, firma ve kurumların çalışma organizasyonları üzerinde bazı kalıcı etkiler bırakmasını bekliyorum. Bu krizi atlattıktan sonra sadece bizim sektörümüz için değil, tüm sektörler için geçerli olacak yeni ve ilginç bir başka kriz aniden kapıda belirebilir: Haftalardır işlerini evlerinden aksatmadan (ve hatta çoğu durumda daha verimli biçimde) yürüten beyaz yaka çalışan sınıfının tekrar ofis mekanlarına ve eski lojistik organizasyonlarına dönmeleri için işverenler tarafından nasıl ikna edileceklerini merak ediyorum doğrusu. Önceden sorgulanmadan kabul edilen bu lojistik mutabakatın yeni durumda meşruiyetini kaybetmesiyle artık sorgulanabilir hale geleceğini öngörmek zor değil. Çalışma lojistiği ve esnekliği ile ilgili dönüşüm zaten dünyada başlamıştı; bu salgın vesilesiyle hızlanacak belli ki. Özellikle büyük ve kurumsal şirketleri kısa vadede sürpriz bir isyan bekliyor olabilir. Bu durum her ölçekteki mimari ofisler için de geçerli olacaktır.