(Türkiye İMSAD) Gündem Buluşmaları: “Fırtınalı Havada Yeni Yollar”

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından düzenlenen “Gündem Buluşmaları” toplantısı, “Fırtınalı Havada Yeni Yollar” başlığı altında gerçekleştirildi. Son dönemde dünyanın gündeminde olan Asya pazarı ve Çin’i iyi incelemek gerektiğini belirten Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, “5 bin yıllık ticaret tecrübesi olan Çin, 500 yıllık bile ticaret tecrübesi olmayan ülkelerle rekabet etme gücüne sahip. ‘Kuşak ve Yol’ projesi hayata geçtiğinde Çin trenle Avrupa’ya mal taşırken, buradan gidecek trenin vagonlarında biz de yer alacak mıyız? Yoksa dönüş vagonlarına ürün yüklemeye mi çalışacağız? Dolayısıyla bugün öncelikle Çin’in bizim için gerçekten bir fırsat mı, yoksa tehdit mi olduğunu sorgulamalıyız” dedi.

Türkiye İMSAD’ın geleneksel hale getirdiği 2019 yılının Aralık ayı “Gündem Buluşmaları” toplantısı, 19 Aralık Perşembe günü İstanbul Sanayi Odası-Odakule’de düzenlendi. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, açılış konuşmasını yaptığı “Gündem Buluşmaları”nda, Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, ekonomi ve sektöre yönelik değerlendirmelerini aktardı. “Fırtınalı Havada Yeni Yollar” başlıklı toplantının konuk konuşmacıları ise Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı ile Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Enis Gültekin oldu.

2020’de ihracat hedefimiz 24-25 milyar dolar

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan

İnşaat malzemesi sanayicileri ile iş dünyasından isimlerin büyük ilgi gösterdiği Gündem Buluşmaları’nda, sektördeki son gelişmeleri aktaran Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, “Ülkemizin inşaat malzemelerinin kalite açısından dünya çapında bilinir ve güvenilir bir konumda olması, bizi küresel ticarette emin adımlarla ilerlemeye teşvik ediyor. İç pazarda yaşanan daralma nedeniyle ülkemizin toplam ihracat büyüklüğü 180 milyar dolara geldi. Son 3 aydır da bu seviyede ilerliyor. İnşaat malzemelerinde ise ihracat 21,5 milyar dolar civarında. Buna karşılık ortalama birim fiyat düşük, miktar ise ciddi şekilde artıyor. Yani daha çok malı daha ucuz fiyatla satmaya başladık. Ancak tüm bu koşullara rağmen 2020’de 24-25 milyar dolar seviyesine ulaşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Çin’in gerçekleri farklı

Gündem Buluşmaları’nda ele alınan Asya pazarı ve Çin’i iyi incelemek gerektiğinin altını çizen Ferdi Erdoğan, “Çin’le ilgili hayaller ve gerçekler var. Hayallerimiz; Çin’in Türkiye’nin iş ortağı olacağı, birlikte büyüyeceğimiz ve Çinli yatırımcıların gelip burada yatırım yaparak hepimizin çok güçlü olacağı yönünde. Şanghay Beşlisi’nde diyalog ortağı statüsünde bulunan Türkiye’nin bu iş birliğinde daha çok güçleneceğine inanıyorum fakat diğer taraftan da Çin’in gerçekleri çok farklı. Ülkemizde Çin’e romantik bir bakış açısı var ama çok dikkatli olunması gereken bir süreçten geçiyoruz” dedi.

5 bin yıllık ticaret tecrübesi olan Çin’in rekabet gücü çok yüksek

Sahra altı Afrika’ya yatırımlar yaparak bu coğrafyanın kaynaklarını kullanan Çin’in, bugün Avrupa’da yatırımlarını sürdürerek, şirket satın alarak, güçlü rakiplerini devre dışı bırakıp hedef pazarlarda güçlü olmayı planladığını vurgulayan Ferdi Erdoğan, şöyle konuştu: “5 bin yıllık ticaret tecrübesi olan Çin, 500 yıllık bile ticaret tecrübesi olmayan ülkelerle rekabet etme gücüne sahip. Çin’in yeni İpek Yolu olarak nitelendirilen ‘Kuşak ve Yol’ projesi hayata geçtiğinde Türkiye’nin konumu nasıl olacak? Çin trenle Avrupa’ya mal taşırken, buradan gidecek trenin vagonlarında biz de yer alacak mıyız? Yoksa dönüş vagonlarına ürün yüklemeye mi çalışacağız? Dolayısıyla bugün öncelikle Çin’in bizim için gerçekten bir fırsat mı, yoksa tehdit mi olduğunu sorgulamalıyız.”

Çin ait olduğu konuma döndü

Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı,

“Fırtınalı Havada Yeni Yollar” başlığıyla düzenlenen ‘Gündem Buluşmaları’nın konuk konuşmacılarından Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, “Fırtına aslında en çok doğudan Asya Pasifik tarafından esiyor ve bütün dünyayı etkilemeye devam ediyor. Çinli dostlarınızla konuşurken ‘Çin çok hızlı yükseldi’ dememenizde fayda var çünkü kendileri bu ifadeyi kullanmıyor. Size diyecekler ki ‘Birkaç yüzyıl geri gidelim. Çin aslında küresel ekonominin hep merkezindeydi. Sanayi devriminin ardından 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar sadece 100 yıllık bir ara verilmişti şimdi tekrar ait olduğumuz konuma döndük.’ Baktığımızda gerçekten de öyle olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

Çin artık üretimde düşük maliyetli bir ülke değil

Günümüzde bütün Asya’nın ciddi bir dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Dr. Altay Atlı, şöyle devam etti: “Çin’in büyüme modelinin acısını, düşük maliyet avantajları nedeniyle ülke olarak biz de, özellikle tekstil alanında çektik. Çin’in küresel ekonomiye açılması ve bütün pazarlarda yüksek pay elde etmesinin yanı sıra altyapıya yatırım yapması önemli değişimler oldu. Günümüzde maliyetlere baktığımız zaman Çin artık üretimde kesinlikle düşük maliyetli bir ülke değil. Çin’de üretimdeki bir işçinin aylık ücreti Hindistan’ın 4 katı, Vietnam ve Endonezya’nın ise 3 katı kadar ortalama bir maliyette… ABD’de maliyetin düşük olduğu bölgelere yaklaşmış durumda. Artık düşük maliyet yok. Şimdi Çin’in teknolojiyi her açıdan artırarak, katma değerli ürünleriyle dünya lideri olma hedefi var.” Konuşmasında “Kuşak ve Yol” projesine de değinen Dr. Altay Atlı, “Bu projedeki treni daha çok sembolik buluyorum. Limanlarda deniz hatlarında neler olduğuna bakmamız gerekir” dedi.

Yüksek katma değerli projelere ağırlık vereceğiz

Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Enis Gültekin

İhracatta riskli pazarlara açılmanın şart olduğunu belirten Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Enis Gültekin ise şunları söyledi: “Artık şöyle bir dünyada yaşıyoruz; ihracata dayalı bir büyüme söz konusu ve ihracatçılarımız nerede pazar bulabiliyorsa bir şekilde bizim de o pazarlara yönelmemiz gerekiyor. Dünyada şöyle bir denge var; gelişmiş ülkeler zaten gelişmiş pazarlarda büyük paya sahipler. Riskli pazarlar bizim gibi gelişmekte olan ülkelere kalmış durumda. Bu pazarı genişletmemiz lazım. İnşaat malzemeleri alanında da yurtiçi pazarda bir daralma var. Ama bizim kendi ülkemizde sıkıntı varsa hemen en yakın coğrafyadan başlayarak ihracatımızı artırmaya çalışmalıyız. Biz Türk Eximbank olarak Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşuyuz. Amacımız hem ihracatın artırılması, hem ihraç ürünlerin ve pazarların çeşitlendirilmesi, hem rekabet gücü kazanımı hem de riskten arındırılmış bir ortamda iş yapma imkanını sağlamaktır. İhracata 2018 yılında 44,2 milyar dolar destek veren Türk Eximbank olarak bu yılı 48,4 milyar dolar destekle tamamlamayı hedefliyoruz. Yani ihracatın yüzde 25’i Türk Eximbank tarafından destekleniyor. İhracat kredilerinin yüzde 53’ünü Eximbank kullandırdı. Şu anda destek verdiğimiz 12 bin 436 ihracatçı firmamızdan 9 bin 62’si KOBİ. Bu yıl inşaat malzemesi sektörüne ise toplam 2,7 milyar dolarlık desteğimiz oldu. Peki bugün ihracatımızı nasıl artıracağız? Finansman olmazsa olmaz. Ama alacak sigortası da bize güven veriyor. 238 ülkede hem ticari hem politik riskleri kapsıyoruz. Misyonumuz ihracatı destekleyen en büyük kuruluş olmaya devam etmektir. Ama stratejik olarak yüksek katma değerli projelere ağırlık vereceğiz.”

Şu anda küresel kriz sonrası en düşük faizlere yaklaştık

Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel

İnşaat malzemesi sektörünün son dönemini grafiklerle anlatan Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel de, dünya ve Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerini aktardığı konuşmasında, “Bu yıl Haziran ayından itibaren dünyada küresel para politikalar değişmeye başladı. Bizim gibi gelişen ülke profillerini bu durum önemli ölçüde etkiledi. Bütün dünyada düşük faiz dönemine girdik. Şu anda küresel kriz sonrası en düşük faizlere yaklaşmış durumdayız. Bu da bizim faiz indirimleri ve ekonomik büyüme sürecine götürmemize katkı sağladı. 2020’de tamamen dış politik gelişmelerin dışında bir değerlendirmede bulunacak olursak, ekonomide yüzde 3,5-4,0’lük bir büyüme beklentimiz var” dedi.


Türkiye İMSAD:
Kuruluşundan bu yana geçen 35 yılda, Türk inşaat sanayini gerek yurt içinde gerekse yurt dışında temsil eden bir sivil toplum örgütü olan Türkiye İMSAD’ın, 39 sektör derneği, 75 sanayici firma ve 27 paydaş kurum üyeleriyle birlikte, pazarda 32 binden fazla noktaya etkin bir şekilde ulaşmaktadır. Sürdürülebilir büyüme için yurt içinde ve yurt dışında işbirlikleri geliştiren Türkiye İMSAD, iç pazardaki gelişmeleri yakından izlemekte ve ihracatta ulaşılan başarının artarak sürdürülebilmesi için, dış pazarları yakından takip etmektedir. Türkiye İMSAD, inşaat sektörünün çok önemli grupları olan 30 farklı alt sektörü temsil etmektedir. 2011 yılında Brüksel, 2015 yılında ise Kamerun temsilciliğini kuran, sektörel projeler yürüten, raporlar yayınlayan Türkiye İMSAD, Avrupa Komisyonu’nun fonladığı birçok projeye de liderlik etmektedir.