(Bademlik Tasarım Festivali)’ne BAŞVURULAR Başladı….

Bu yıl 19-20-21 Nisan tarihlerinde Tasarlanan Ne Kim? Tasarlayan Kim Ne? teması ile gerçekleşecek Bademlik Tasarım Festivali’ne başvurular başladı.

Bademlik Tasarım Festivali, ilki 2013 yılında tasarım disiplinlerinin bir arada çalışmasına olanak tanıyacak bir ortam oluşturmak amacıyla düzenlenmiş gelenekselleşen disiplinler arası bir etkileşimdir. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencileri tarafından 6 yıldır düzenlenen Bademlik Tasarım Festivali; farklı tasarım disiplinlerini bir tema altında toplayan, profesyonel atölye yürütücüleri ve gönüllü katılımcılarla yürütülen ulusal bir etkinliktir. Etkinliğe 2013 yılından itibaren 2500’e yakın öğrenci başvurmuş ve bu başvuruların arasından 850’nin üzerinde öğrenci katılım göstermiştir. Toplamda 30 Şehirden 45 üniversitenin mimarlık ve farklı tasarım disiplinlerine sahip öğrencisine ulaşmıştır.

19-20-21 Nisan tarihlerinde Tasarlanan Ne Kim? Tasarlayan Kim Ne? teması ile gerçekleşecek festivale başvurular başladı. Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.


Tasarlayan kim ne?

Tasarlanan ne kim?

Beden, tekil bir varlıktan öte sosyal ve ilişkisel bir nesnedir. Sarmaladığı öz ve dış dünya arasında bir aracı olarak işlev görür. Bu bağlamda beden; bellek, tarih, gelenek, kültür ve tanık olmanın kelimenin tam anlamıyla kazınmaya başladığı bir mekân halini alır. Claude Levi-Strauss bedeni “Kültür tarafından damgalanmayı bekleyen bir yüzey”* olarak tarif etmiştir. İlişkisel olarak maruz kaldığı toplumsal mekana, bu aracı ile bakar ve onun kendisini bu aracı ile tanımasını sağlar.

Salt benlik, mekan ve beden arasındaki döngüden beslenir. Bu karşılıklı ilişkide her gün yeniden tasarlanmaya devam eden beden, mutlak bir desene varamaz. Dolayısıyla sabit bir benden bahsetmek mümkün değildir. Sürekli değişen ve yeniyi aramayı kesmeyen birey, günümüzde sahip olduğu kısıtlı farklılaşabilme alanında kimliğini nasıl oluşturur?

Kendimizi ait hissettiğimiz oluşumlar günümüz hayat tarzı tarafından ele geçirilmiş olup bize sorgulamaya ve tartışmaya kapalı bir kimlik sunmaktadır. Özünde zaman tüm insanları homojen ve değiştirilebilir veri giriş devreleri olarak gören, bizleri özgür düşünen varlıklar olmaktan uzaklaştıran bir model halini almıştır. Foucault bu oluşumları, bireyin modern teknolojiler tarafından üretilen bir nesne konumuna indirgenmesi ve modern dönemde “bireyin ölümü” sözleriyle anlatır.

Tasarlama ve tasarlanma döngüsündeki beden bu oluşumlara teslim olmuş durumdadır. Ancak bu kısıtlı alanda var olmaya çalışarak, bireysel dışavurumunu başkalaştırma arzusu ile kendinin sonsuz mümkün varyasyonlarını keşfeder. Bu dünyanın olmanın, bu dünyada olmanın, dünyanın kendisi olmanın öteki hallerini araştırır.

Peki, bu kaosun içinde tasarlayan ve tasarlanan rolleri nasıl şekillenir? Birey bulunduğu dünya üzerindeki aracılık işlevi gören üst bedenini tasarladığını düşünürken aslında, bulunduğu dünyanın tasarladığı bir nesne midir?

Dünya mı bizi tasarladı yoksa biz mi dünyayı tasarladık?