(Hilti Türkiye) DÜNYA ŞEHİRCİLİK GÜNÜ Kapsamında Yapı Güvenliğine Dikkat Çekti…

Kentsel dönüşümle birlikte yeniden yapılanma sürecinde olan Türkiye’de, inşaat alanındaki her adımın “sürdürülebilir şehirleşme” bakış açışı ile atılması gerekiyor. Bu noktada binaların dayanıklı, güvenli, sağlıklı ve uzun ömürlü olması büyük önem taşıyor. Türkiye’nin deprem ivmesi değerine göre aktif kuşak anlamına gelen C2 sismik bölgesinde yer aldığını belirten Hilti Türkiye ve Orta Asya Pazarlama Direktörü Talat Özkan, Dünya Şehircilik Günü kapsamında Türkiye’deki deprem gerçeğine ve yapı güvenliğine dikkat çekiyor.

Şehirleşmede sürdürülebilirliğin ön koşullarından birinin kentleri afetlerden korumak olduğu düşünüldüğünde, yüzölçümünün yaklaşık yüzde 92’si deprem kuşağında yer alan Türkiye için depreme dayanıklı güvenilir yapıların ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu noktada kentsel dönüşümün ülkemiz için önemli bir fırsat olduğunu hatırlatan Hilti Türkiye ve Orta Asya Pazarlama Direktörü Talat Özkan, her yıl 8 Kasım’da kutlanan Dünya Şehircilik Günü kapsamında yaptığı açıklamalarda yapı güvenliğine dikkat çekti. Bilinenin aksine yapı güvenliğinin sadece binanın depremde yıkılmaması anlamına gelmediğini vurgulayan Talat Özkan, detay gibi görünen bazı konuların aslında hayati riskleri önleme konusunda kritik öneme sahip olduğunu anlattı.

Depremin yer hareketi hızının birim zamandaki değişim değerini ifade eden deprem ivmesine göre Türkiye’nin aktif kuşak anlamına gelen C2 sismik bölgesinde yer aldığını belirten Özkan, sürdürülebilir şehirlerin en önemli koşullarından biri olan yapı güvenliği için tüm yapı elemanlarının kalitesinin önemli olduğunu vurguladı. Deprem sırasında bina içinde gerçekleşen yapı elemanlarından kaynaklı bir kazanın domino taşı etkisiyle pek çok kazayı beraberinde getirebileceğini ifade eden Özkan, bu noktada dış cephe kaplamaları, asansör rayları, mekanik-elektrik tesisat gibi yapı elemanlarının binaya sağlıklı bir şekilde sabitlenmesini sağlayan dübellerin hayati önem taşıdığını söyledi.

Talat Özkan

C2 sismik onaylı dübeller yasal zorunluluk olmalı

Küçük bir inşaat malzemesi gibi görünen dübellerin aslında çok büyük bir görevi olduğunu belirten Özkan, Türkiye’de C2 deprem performans sınıfında dübel kullanımının yasal zorunluluk olması gerektiğini vurguladı. Beton elemanlara sabitlenen dübellerin, deprem anında betonda çatlaklar oluşsa bile sabitlenen elemanları taşımaya devam etmesi gerektiğini anlatan Özkan, “C2 sismik onayı Türkiye’nin de içinde bulunduğu en zorlu deprem kuşağı göz önüne alınarak, Avrupa Teknik Onay Organizasyonu (EOTA) tarafından Avrupa Teknik Değerlendirmesi Belgesi (ETA) altında veriliyor. C2 sismik bölgesinde yer alan Türkiye’deki binalarda, sabitlenecek elemanların bağlantı performanslarının C2 sismik bölgesinde öngörülen koşullar altında test edilmesi çok önemli” diye konuştu.

Türkiye’ye özgü yönetmelik hazırlanmalı

Ülkemizde büyük projeler dışında dübel uygulamalarının büyük bir kısmının standartlarda belirtilen testlere tabi tutulmamış ve ilgili onaylara sahip olmayan ürünler kullanılarak gerçekleştirildiğini ifade eden Özkan, “Türkiye’de maalesef dübellerin statik veya sismik test ve tasarımıyla ilgili hazırlanmış yönetmelikler bulunmuyor. Kısa vadede mevcut standartlarda yabancı yönetmeliklere yapılan yönlendirmelerle, uzun vadede ise ülke şartları gözetilerek yapılan akademik çalışmalarla Türkiye’ye özgü bir belge hazırlanması çok faydalı olur” dedi.

Üniversiteler ve STK’larla işbirliği

Hilti Türkiye olarak deprem konusunda üniversiteler ve STK’lar ile ortak çalışmalara imza attıklarını söyleyen Özkan, “Bugüne kadar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) koordinasyonu ile yürütülen yeni deprem yönetmeliği çalışmasında kendi alanımız ile ilgili katkıları sağladık. Bundan sonra da hem üniversiteler hem de İnşaat Teknik Değerlendirme ve Bilimsel Araştırma Kurumu’nun (İTBAK) bu alanda yapacağı çalışmalarda yer alarak elimizden gelen desteğin en iyisini vermeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.


Hilti ve Hilti Türkiye:
Dünyanın en küçük ülkelerinden biri olan yaklaşık 35 bin nüfuslu Lihtenştayn Prensliği’nde 1941 yılında doğup, bugün yaklaşık 24 bin çalışanı ile global jenerik marka haline gelen Hilti, 6 kıtada 120’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Türkiye pazarına ilk kez 1982 yılında giren ve 15 yıl distribütörlük olarak temsil edilen Hilti, 1997 yılından bu yana ise Türkiye’de yüzde 100 yabancı sermayeli bir firma olarak faaliyet gösteriyor. Bu sene 20. yılını kutlayan Hilti Türkiye, göstermiş olduğu gelişimle 2011 yılı başından bu yana 10 ülkenin (Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Moğolistan, Kırgızistan, Ermenistan, Gürcistan, Tacikistan, Moldova ve Kuzey Irak) bağlı olduğu bir bölgesel üs konumunda. 2016 yılında yüzde 25 büyüme gösteren Hilti Türkiye, başarısını bilgi, birikim ve inovasyon ile sürdürülebilir değer yaratan bir marka olmaya borçlu. Merkez ofisi İstanbul’da bulunan Hilti Türkiye, 315 çalışanı ile faaliyetlerini sürdürüyor. Ekonomiye yarattığı katma değer dışında İnsan Kaynakları alanında çalışmalarıyla da öne çıkan Hilti Türkiye, Great Place to Work Enstitüsü tarafından belirlenen, “Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2016” listesinde 4. sırada yer aldı. 2015 yılında aynı ödül kategorisinde 3. sırada yer alan Hilti Türkiye, Yaşam Boyu Öğrenme alanında Özel Ödül’e de layık görülmüştü.

Detaylı bilgi için: hilti.com.tr