[söyleşi]: “Mimarlığın genel problemi meslek alanı ya da tasarım konuşulurken dar alanda kalması”

Cenk Hasan Dereli, Neslihan Şık

Cenk Hasan Dereli ile Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul’da düzenlediği etkinlikler üzerine konuştuk.

 

Sondan başlarsak, bu sabah bir etkinlik gerçekleştirdin. Bu etkinliğin eğitim üzerine olmasının bir sebebi var mı? Eğitim teması mimarların daha fazla gündeminde gibi; biz de BETONART’ın son sayısında eğitim yapılarını ele aldık; birkaç yıl önce VÇMD kapsamında 1 yılı eğitim yapılarına ayırdık, vb. Sence bunun nedeni ne?

Bunun iki temel sebebi var. Bunlardan birincisi söyleşi yaptığımız grup PAB Mimari Tasarım. Çünkü onların projeye odaklanması, yönelimi normal mimarlık ofislerinin pratiklerinden daha angaje. Bir platform olmaya müsaitler; sadece mimarlık geçmişleri değil, yayıncılık geçmişleri de var ve mimarlık ofisini disiplinler arası çalışmalar için de kullanıyorlar.

İkincisi Herkes için Mimarlık var: Benim kendi meslek pratiğimde Herkes için Mimarlık Derneği’nin Atıl Köy Okulları Projesi’nin çok büyük yeri olması, bunun üzerine kafa yoruyor olmam… Bu ikisi çok pratik sebepler. Üçüncüsü de kamu harcamaları içerisinde eğitim yapıları çok kalabalık bir yer tutuyor ya da tutması gerekiyor. Herkes için Mimarlık ile yaptığımız projelerde şunu gördük: Bir yapı var orada, bir çok amaç için kullanılabilir ama kaynak aktarılamadığı için atıl duruma düşüyor. Eğitim yapıları üzerine konuşmak, yeni yapılacak olan eğitim yapılarının ileride atıl duruma düşüp düşmeyeceği ve sürdürülebilirliklerinin sağlanabilmesi, tip proje kabusundan kaçıp nasıl özgün projeler üretilebileceği…Bugünkü konuşmada da söylendi; binanın kendisi ve çevresi de aslında eğitimin bir parçası. Bunun hepsini bir arada düşününce konu önemli hale geliyor. Bir yandan da kendi evimiz hariç en çok zaman geçirdiğimiz yerler okul yapıları. Eğitim hayatımız boyunca eğitim yapıları dediğimiz yapı stoğunun içinde hayatımızın büyük bir kısmı geçiyor. Çocuk sahibi olanlar bu sefer çocukları için de gitmeye başlıyorlar. Gündemde olması gereken çok esaslı bir konu eğitim. Bugün yaygın tartışılıyor olma sebeplerinden biri eğitimin özelleştiriliyor olması. Yeni aktörler devreye girecek. Yeni aktörler devreye piyasa koşullarında cazip olmaya çalışılacak. Bu cazipliklerini yalnızca öğretim alanında verdikleri eğitimden öte, eğitimin bir parçası olan; fiziksel mekan, doğayla buluşma, oyun, oyun içinde öğrenme gibi imkanlaraa sahip olup olmama üzerinden de yapacaklar. Bugün konuşmada sözü geçti, eğitim alanının yaklaşık 6’sı özelmiş 2016 itibariyle, 2018 sonuna kadar bunun %12 olması bekleniyor. İnanılmaz bir hacim. 2 sene içerisinde kendini ikiye katlayacak bir sektörden bahsediliyor. Sadece fiziksel mekan değil, açık alanı, bahçesi ve ulaşımı, siyalizasyonu, bilboard’ları ile tasarım ağının merkezine oturan bir hizmet alanı. O yüzden daha da fazla gündemimizde olacak gibime geliyor.

Cenk Hasan Dereli, Neslihan Şık

İki senedir Yapı Fuarı’nda etkinlikler düzenliyorsun. Etkinlik konularını neye göre belirliyorsun ve fuar kapsamında izleyicinin kim olmasını bekliyorsun?

Öncelikle Yapı Fuarı’na bu anlamda teşekkür etmek lazım. Ben kendi bakış açımı biliyorum zaten az çok görünür bu. Onun fuar içerisinde görülüyor olması, ona bir alan açılıyor olması mimari tasarım ve yapı sektöründeki diğer paydaşlar arasındaki iletişimi artırmaya yönelik bir içgüdü olduğunu gösteriyor. Önemli bir fırsat bu. Kimle karşılaşacağımı ise, aslında çok bilmiyorum. Burada normalde yaptığım etkinliklerden çok daha farklı bir kitle oluyor. Ben genellikle yaratıcı alanlarda üretici olan insanlara yönelik etkinlikler yapıyorum. Bunlar onlara yönelik konuşmalar oluyor ama burada yapı sektörü içerisindeki her bir karakter etkinliğin izleyicisi olabiliyor. Tesadüfen oradan geçerken kulağına çalınan insanlar da oluyor. Bugün vardı bir tane. Uşak Ticaret Odası’ndan Avrupa Birliği ile ilgili projelerden sorumlu bir kişi geldi etkinliğe. Onun bu konuyu dinliyor olması, eğitime odaklı mimarlarla, mimarlık odağı olmayan ama ticaret odasının eğitim faaliyetlerini odağına alan bir kişinin buluşması ve bir şeyler konuşmasına sebep oldu. Bu bir örnek. Bu tesadüflerin her etkinlikte olduğunu söyleyemem ama bir örnek bile oldukça kıymetli. Sadece fuar alanında olabilecek bir şey bu. Sektör o kadar geniş ve kapsacı ki, ticaret odası temsilcisi de buradaydı. Ben nasıl karar veriyorum sorusuna gelirsek; açıkcası gündeme bakıyorum. Ne konuşuluyor ya da kim konuşuyor? Ya da konuşmuyor… Ama işin sonunda ben ne konuşmak istiyorum kısmı ağır basıyor. Dediğim gibi PAB Mimari Tasarım ile uzun süredir bir şeyler konuşmak istiyordum. Eğitim yapılarıyla ilgili uzun süredir bir şeyler konuşmak istiyordum. Bu benim için fırsat oldu. Cumartesi günü de mimarlık ofisi pratiğinin farklı örgütlenmesi üzerine konuşacağız ŞANALarc ile; proje bazlı, farklı ölçeklerde hem malzeme hem mekan odaklı bir konuşma yapacağız. Mimarlık ofisini araştırma alanı olarak kullanıp da o araştırmanın sonuçlarını ya da inovasyonlarını projelerine yansıtan ofisler, bunu dökümante eden ve projelendiren duyuran ofisler çok fazla değiller. Kişisel eğilimler bunlar ama bir yandan da bu dönemde duyulmaları iyi olabilir. Alanı bilmekten kaynaklı bir içgüdü galiba.

Önceden etkinlikten haberdar olmadan fuar katılımcısı ya da ziyaretçisi olarak alanda bulunup konuşmalara katılanlar ilginç bence. Fuar dışında bir mimarlık etkinliği yaptığımızda genellikle izleyicimizin kim olacağını tahmin edebiliyoruz ve o izleyicinin arasında neredeyse hiçbir zaman fuarda gördüğümüz yapı sektörü aktörleri bulunmuyor. Yapı sektörü bir yanda mimarlar diğer yanda mı, arada bir mesafe mi var?

Yapı sektörü birine bir ürünü satmak için o ürünün sparişini veriyor ve satılabilir ürünü elde etmek için de sınırlarını ve özgürlük alanlarını çiziyor tasarımcının önüne. Belki de şöyle düşünmek lazım. Mimarın konumunu özel olandan çıkarıp, tüketici olan grubun neyi takip ettiğine bakmak lazım. Şöyle bir örnek vereyim belki doğru belki yanlış: Televizyonda çok sayıda popüler dekorasyon programı var. Bu dekorasyon programlarında kullanılan ürünler, programı sunan kişiler mimarlık meslek alanının ve yapı sektörünün takip ettiği pek çok isimden daha popülerler. Hatta öyleki o kişilerin kullandığı yapı malzemesi bu tavandaki gergi bir aydınlatma olabilir ya da bir havlu askısı bile olabilir, ürünün satıldığı dükkanlarda o programın adıyla aranıyor ve satılıyor. Şimdi buradan genel tüketicinin aslında meraklı olduğunu ve belli başlı ana akım kanallarda  konuşulduğunda bazı işleri ilgiyle takip ettiğini ve o şeyin tüketicisi haline geldiğini, görebiliyoruz. Mimarlığın genel dünyadaki problemi de meslek alanı ya da tasarım konuşulurken dar alanda kalması ama ürün haline gelmiş mimarlığın gazetelerde reklamlarının çıkması, bilboard’lara yansıması… Bu ikisi arasında böyle garip bir boşluk var.

Dışarıda bir etkinlik yapıldığında mimarlar mimarlara mı konuşuyor? Evet, mimarlar mimarlara konuşuyor. Bir tek Türkiye’de değil, bütün dünyada bu böyle hatta mimarların mimarlara konuşmak için geliştirdiği bir jargon da var. Bizim radyo programı Açık Mimarlık’ta denemeye çalıştığımız şey örneğin, duyularla algılanan mimarlığı radyo dinleyicisine sadece işitsel olarak sözle anlatmaya çalışmak hem de mimarlık alanından gelmeyen kişilere. Nasıl anlatırız, nasıl konuşuruz? Bu da bir görev aslında. Bunu mimarlık yayın organları yapabilir mi? Sektör dergisidir bazı yayınlar, bazıları dekorasyon dergisidir. Bir yandan da dergi tüketmek de yatırımsal bir şey. Televizyon gibi veya sosyal medya gibi psif aygıtlar, ürünleşmiş mimarlığın tüketilmesini çok farklılaştırdılar. Belki ara aygıtların geliştirilmesi aradaki kopukluğun ortadan kalkmasını sağlayabilir.