(saltonline.org)’da yeni bir SÖZLÜ TARİH projesi: Manastır

Tarlabaşı’nda 18 yıl boyunca çeşitli sanatçı ve dernekler ile dans ve tiyatro gruplarının mekânlarına ev sahipliği yapmış olan MANASTIR [İstanbul Sanat Merkezi] üzerine yürütülen sözlü tarih projesi saltonline.org/projects/manastir adresinde erişime açıldı.

Tarlabaşı’nda yer alan MANASTIR [İstanbul Sanat Merkezi], 1988’den 2006’ya ev sahipliği yaptığı sanatçı atölyeleri, dans ve performans stüdyoları, tiyatro sahneleri, dernek mekânları ve Yeşilçam set amiri “Godzilla Selahattin” gibi tanınmış karakterlerle İstanbul kültür hayatında belirleyici bir rol oynadı. SALT ve sanatçı Volkan Aslan’ın iş birliğiyle yürütülen ve saltonline.org/projects/manastir adresinde erişime açılan sözlü tarih projesi, yapıyı kullanan kişi ve gruplarla söyleşilerin yanı sıra, ses kayıtlarından derlenen miksler ve ayrıntılı bir tarihçe ile görsel materyallerden oluşuyor.

Manastır hakkında araştırmalar, SALT’ın 1980’ler Türkiye’sine odaklı Nerden geldik buraya projesinin hazırlık döneminde gündeme geldi. Ancak, 2015’te gerçekleştirilen projeye, söz konusu yıllarda kültür ve eğlence sektörlerinde belirmeye başlayan yeni enerji, sıra dışı kültür ve eğitim kurumları ile aralarındaki ilişkiler eklenmedi. 2016’da yürütülen sözlü tarih projesiyle incelemesi başlatılan Manastır’ın yanı sıra, Serotonin 1 ve Serotonin 2 sergileri, Talimhane’de Ceylan Çaplı’nın işlettiği 14, 19 ve 20 gece kulüpleri ile Taxim Night Park ve Bilsak gelecek araştırma konuları arasında yer alıyor.

Manastırdan İstanbul Sanat Merkezi’ne

1843 ile 1982 yılları arasında bir Ermeni Katolik kız okulu olarak faaliyet gösteren bu görkemli yapı, 1988’de TRT için çekilen ve Cahide Sonku’nun hayatını konu alan Cahide dizisiyle ekrana taşındı. Yapıdaki mekânlar, set dekoratörü Adnan Vurdevir’in girişimleriyle sanatçılar ve film piyasasının kullanımına açıldı.

1989’da İstanbul Sanat Merkezi olarak adlandırılan Manastır’ın ilk yılları, İstanbul’un kültür, sanat, performans ve eğlence tarihi açısından yeni düzenin taşlarının henüz yerine oturmadığı bir dönemi temsil eder. 1980’lerin ikinci yarısında başlayan bu süreç, serbestlik sınırlarının sürekli genişletildiği; küreselleşmenin çok çeşitli göç dalgaları üzerinden kenti biçimlediği; kendi kültürel ifadesini arayan yaratıcı yerel sektörün getirdiği dinamizmin çok güçlü biçimde hissedildiği zamanlardır. Önceki benzer yapılanmaların aksine belirli bir ideoloji çevresinde oluşturulmayan Manastır [İstanbul Sanat Merkezi], girişimci ve özerk nitelikte yeni kültür ve tasarım aktörlerini birleştirmiş ve ilerleyen yıllarda bir başka örneği görülmemiştir.