[söyleşi]: “Kapsamlı İçerikler İle Karşı Karşıya Kaldığımız İlk Andan İtibaren Onları Paylaşmak Arzusu Doğuyor”

Meriç Öner

SALT’tan Meriç Öner ile mimarlık alanında arşivleme çalışmaları ve SALT’ın mimarlıkla ilgili programları üzerine konuştuk.

Türkiye’de bir mimarlık müzesi yok ve arşivleme konusunda bir eksik olduğunu biliyoruz. Sizce bu neden?

Arşivleme konusundaki eksikliğin mimarlık alanına özgü olduğunu söylemek doğru olmaz. Hatta SALT Araştırma’da eriştiğimiz bazı mimarlık arşivlerinin, çok muntazam saklandığını gördük. Bir biçimde biriktirilen ancak düzenlilik ve koruma bakımlarından üzücü nitelikte olan arşivler de gördük. Çalışmalarını arşivlemek kaygısı taşımamış çok mimar olduğu, hatta bunun asıl eğilim olduğu da bir gerçek. Ofisleri süregeldiği veya kendileri işlerine özendikleri için geçmişe yönelik belgeleri saklayan mimarların kimi dosyalarına sonradan sahaflarda, müzayedelerde rastlamak mümkün oluyor. Bu da mimarların vefatından sonra, mekânlar elden çıkarken varsa yakınların, ailenin bu içeriğe çok sahip çıkamadıklarını akla getiriyor. Tüm bunları tekil bir durumla karşı karşıya olmadığımızın altını çizmek için anlatıyorum. Tek odağı mimarlık olarak tanımlanmış bir kurumun, müzenin olmaması ise ayrı bir açıdan değerlendirilmeli. Dünyada mimarlık mirasını korumaya yönelik bu tip kurumların, kuruldukları zamandaki önceliğinin bir milli birikim yaratmak olduğunu unutmamak lazım. Bu konulara meraklı bir kişi olarak önüme çıkan her müzeyi heyecanla incelesem de çoğunun kuruldukları disipliner temelin ve bu bağlamdaki üretimlerinin bugünün tartışmalarına yakınlaşmalarına pek olanak tanımadığı kanısındayım. Arşivi mimarlık alanına kapalı bir araştırma, nesne değeri yüksek bir sergi malzemesi olarak gören bir anlayışla işleyen bir müze olmaması belki de aksine bir fırsattır. Ama tabii arşivdeki bilginin akademik çalışmalar aracılığıyla, muhtemelen uzun vadede sağlayacağı yeni savlar, tartışma alanlarının değeri yadsınamaz. SALT Araştırma Mimarlık ve Tasarım Arşivi de bu sebeple mevcut.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kampüs ve Yaya Allesi, 1970’ler SALT Araştırma, Altuğ-Behruz Çinici Arşivi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kampüs ve Yaya Allesi, 1970’ler
SALT Araştırma, Altuğ-Behruz Çinici Arşivi

Bu eksiği kapatmak amacı dışında SALT Araştırma bu arşivleme görevini neden üstlendi? Fikir nasıl ortaya çıktı? Kimlere fayda sağlanması planlanıyor?

Bunu bir görev üstlenmek diye nitelemek doğru olur mu emin değilim. SALT Araştırma’nın en belirgin ve önemli niteliği çok disiplinli bir içeriği işliyor olması. Eğer bir görevden söz etseydik eksizsiz bir güncel sanat arşivi, eksiksiz bir mimarlık arşivi, eksiksiz bir ekonomi tarihi arşivi gibi hedefler konurdu. Fikrin ortaya çıkışından SALT’ın tasarı sürecinde olduğu 2008 yılında, Garanti Galeri’nin direktörü Pelin Derviş sorumlu. Gökhan Karakuş ile birlikte bu işin önce yürütücülüğünü sonra danışmanlığını üstlendiler. Zaman içerisinde SALT Araştırma, diğer arşivler ile birlikte bu işi de onlardan devraldı. Başlangıçtaki fikirde mimarlık belgeleri bakımından bir kurtarma operasyonu, tasarım bakımından tarih yazımı içerisine dahil olmamış ve endüstri ile zanaat arasında tanımsız kalmış üretimlerin bilgisini derleme ihtiyacı öncelikliydi. Zaman içerisinde, bu tanımlı içerik SALT Araştırma’daki diğer görsel ve yazılı belgelerle karşılaştıkça kapsamlı, geçişli ve çok disiplinli bir yorumlamanın önü açıldı. Bu bakımdan mimarlık ve tasarım arşivini kendi alanına sıkıştırmaktansa Türkiye çalışmaları geneline araç olarak tayin etmek daha anlamlı gözüküyor. Böylesi merakla araştıran, yazan, üreten ya da yalnızca kendisini doyuran herkese fayda sağlayacaktır.

Herkes bir noktada SALT Araştırma’nın danışmanlığını, denetimini yapabilir.

Arşiv hazırlama süreci: Bu arşivlemeyi yaparken karşılaştığınız zorluklar neler? Kaynaklara nereden ulaşıyorsunuz? Nasıl bir çalışma yürütülüyor?

Arşiv dağınık veya zarar görmüş durumdaysa, sayısallaştırma öncesi hem derlenme hem de restore edilme gerekliliğinden ötürü nispeten zorlu bir süreç yaşanıyor. Çalışmanın en kritik adımı kataloglama. Bu aşamada oluşturulan bilgi çevrimiçi aramalarda her bir nesneye olan erişiminizi sağlıyor ve o nesnenin kullanıldığı her mecradaki kimliğini oluşturuyor. Bu bakımdan belgeleri tanıyan ve ayrıştırılmasına, etiketlenmesine yardımcı olacak kişilerin varlığı ve katkısı çok değerli. Tabii ki her koşulda bunu sağlamak mümkün değil. Böyle durumlarda yük SALT Araştırma ekibinin omzunda. Gereklere göre kurum dışından uzmanları kataloglama aşamasına davet ediyorlar. Ancak, örneğin mimarlık alanındaki, çoğu arşivin binlerce belgeden oluştuğunu unutmamak lazım. Bu bakımdan kendi içerisinde kendisine ait bilgi içermeyen, fotoğraf gibi belgeleri kusursuz olarak dolaşıma sokmak müthiş emek ve dikkat istiyor. Hatalar sıfıra indirilemiyor. Hata yakalayanlar bize bildirimde bulunduğu takdirde sistemde düzeltme yapılabiliyor. Yani herkes bir noktada SALT Araştırma’nın danışmanlığını, denetimini yapabilir. Kaynaklara ulaşmak meselesinde temelde çift yönlü bir trafik var. Bizim peşine düştüğümüz arşivler, SALT’ın çalışmalarını takdir ederek elindekileri paylaşmak isteyen arşiv sahiplerinin içeriğiyle birleşiyor. Bunun yanı sıra programlar özelinde yürütülen araştırmalar sonucunda arşive katılan içerikler var. Takip edilen müzayedeler ve sahaflar da var.

Arşivin tüm gayesi her nesneye çevrimiçi erişim sağlamak.

Oluşturulan arşive nasıl ulaşılabilir? Kategorizasyon vb. açısından kullanımı kolay mı, nasıl tasarlandı? Farklı isimlerdeki arşivlerinden o isimlere dair ne tip kaynaklara ve bilgilere ulaşılabiliyor?

Arşivin SALT’taki tüm kaynaklarla ilişkili olarak taranabilmesi ve görüntülenebilmesi çalışmanın en başında kesin bir kriterdi. Bu sebeple belgelerin ve SALT Araştırma’daki yayınların aynı anda görüntülenebileceği bir yazılım tercih edildi. Buna göre saltresearch.org’da “Atatürk Kültür Merkezi” (AKM) üzerine araştırma yaptığınızda Hayati Tabanlıoğlu Arşivi’ndeki çizim, yazışma, fotoğraf, harita gibi tüm nesnelerin yanı sıra AKM hakkında yazılmış tüm kitaplara, AKM ile ilgili bilgi içeren tüm taralı makale, kupür ve görsellere erişebilirsiniz. Bir senedir yazılım tarafına destek sağlamak amacıyla ekibimize katılan bir programcı arkadaşımız var. Onun katkısıyla işleyişi kullanıcılar için daha akıcı hâle getirmeye çalışıyoruz. Arşivin tüm gayesi her nesneye çevrimiçi erişim sağlamak. Bu sebeple eriştiğiniz tüm belgeleri detaylı incelemek amacıyla kendi sisteminize indirebiliyorsunuz. Belgeler Creative Commons lisansı ile korunuyor ve ticari kullanımlar haricinde kredi verilmek koşuluyla serbestçe çevrimiçi dolaşıma sokulabiliyor, eğitim amaçlı olarak her biçimde kullanılabiliyor.

Arşiv nesneleri, ilgili oldukları konuların uzmanları için duyulara dayalı bir heyecan unsuru yaratıyor.

Arşivler için elde edilen orijinal belgeleri saklıyor musunuz? Yoksa sadece dijital bir arşiv mi yürütüyorsunuz? Dijital kopyaların orijinalleriyle aynı bilgiyi verebildiğine inanıyor musunuz?

Dijital içeriği oluşturan orijinal belgelerin tümü SALT Araştırma’da tutulmuyor. Kimi fonlar iş birlikleriyle geliştiriliyor ve orijinalleri iş birlikçi kurumda saklanıyor. Kimi belgeler araştırmalar kapsamında ödünç alınıp taranıyor ve sahibine iade ediliyor. Kimisi de bütünüyle SALT Araştırma’ya bağışlanmış veya SALT Araştırma tarafından edinilmiş oldukları için burada korunuyorlar. Örneğin arşivin SALT öncesine dayanan nüvesi konumundaki Osmanlı Bankası’yla ilintili olan belgeler fiziksel olarak elimizde tuttuklarımızdan. Kanımca arşiv nesneleri, ilgili oldukları konuların uzmanları için duyulara dayalı bir heyecan unsuru yaratıyor. Üstelik nesnenin kendisinden ve kendi durumundan yola çıkarak da pek çok bilgiye varmak ya da farklı konularda akıl yürütmek mümkün. Örneğin, 1960’ların mimari çizimlerinde projenin olduğu kadar mürekkebin ve kâğıdın da bilgisi var. Ancak ben sayısal arşivin erişim genişliği dolayısıyla günümüz için çok daha kritik önemde olduğunu düşünüyorum. Bu belgelerin uzmanlar, araştırmacılar, akademisyenler kadar farklı alanlara ilgi duyan meraklılar tarafından da kurcalandığını hayal ediyorum. Böylelikle disiplinlerin tanımladığı ve kendinden önce gelen kaynaklara bağladığı yorumların daha ötesine geçilebileceğini umuyorum. Bu yüzden SALT Araştırma’daki içeriğin değeri dünyanın her yerinden, her an erişilebilir olmalarına dayanıyor.

Etimesgut Camii, Ankara (1965) Mimar: Cengiz Bektaş SALT Araştırma, Cengiz Bektaş Arşivi
Etimesgut Camii, Ankara (1965)
Mimar: Cengiz Bektaş
SALT Araştırma, Cengiz Bektaş Arşivi

Bu tür mimarlıkla ilgili araştırmaları ve sergileri SALT çatısı altında sık sık görüyoruz. SALT önümüzdeki dönemde mimarlıkla ilgili programında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyor?

SALT kapsamında mimarlığa doğrudan vurgu yapan programlar azınlıktadır aslında. Çünkü ilginin tekil nesnelere ve kahramanlara değil ortama yönelmesi ve farklı açılardan incelemeleri teşvik etmesi amaçlanır. Birbirinden bağımsız, çok sayıda programda yapılı çevre konu ediliyor. SALT Araştırma Mimarlık ve Tasarım Arşivi kapsamındaki programlarda da arşiv aracılığıyla önümüze gelen bilgilerin ilk deşifre edilişini kamuya açmayı hedefledik. Kalebodur desteğiyle yapılan arşivleme işleri, neticesini uzun zamanda veren çalışmalar. Altuğ-Behruz Çinici Arşivi bir sene sonrasında erişime açıldı. Cengiz Bektaş Arşivi’nin daha uzun süreceğini ön görüyoruz. Oysa böyle kapsamlı içerikler ile karşı karşıya kaldığımız ilk andan itibaren onları paylaşmak arzusu doğuyor. Bu sebeple iki senedir geçmiş okumaları, arşiv belgelerinin güncel incelemesi ile harmanlayan ve keşifleri dillendirip tartışmaya açacak programlar düzenleniyor. 2016’da, bu kapsamda Işıl Uçman Altınışık, Burak Altınışık ve Erhan Berat Fındıklı’nın yürütücülüğünde Cengiz Bektaş’ın arşivini değerlendireceğiz. Onun ardından disiplin olarak mimarlığı öncelik alan ilk kapsamlı program “İşveren Sergisi” olacak. Mimar ve işveren arasındaki ilişkiyi Türkiye’den tarihsel bir seçkiyle ele alacak ve bu ilişkiden yola çıkarak günümüz mimarlık tartışmalarına yönelecek 2017’deki bu sergi için uzun süredir içerik biriktiriyoruz.