Beaute Congo ile Renkli Kongo Sanatı (Foundation Cartier)’de

1984 yılında sanatçıların farklı disiplinlerdeki yeteneklerini ortaya çıkartabilmeleri ve onlara destek olmak için Cartier tarafından kurulan Fondation Cartier pour l’art contemporain, André Magnin’in şef küratörlüğünü yaptığı Beauté Congo, 1926– 2015, Congo Kitoko sergisi ile sıra dışı kültürel zenginliğin oluşturduğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti sanatçılarına ev sahipliği yapıyor.

Foundation Cartier pour l’art contemporain’de Kasım 2015’e kadar sergilenecek olan Beauté Congo, 1920’leri başlangıç noktası alarak Kongo’nun 100 yıllık modern resim sanatına ışık tutuyor. Özellikle resim sanatına odaklanan sergi, müzik, heykel, fotoğraf ve karikatüre de yer vererek bölgenin çeşitli ve enerjik sanat faaliyetlerini keşfetme şansı sunuyor.

Kongo, 1920’lerin başında hala bir Belçika kolonisiyken, Albert & Antoinette Lubaki ve Djilatendo, modern ve çağdaş sanatın gelişimine destek sunacak olan ve bilinen ilk Kongo çalışmalarını kağıt üzerinde gerçekleştirdiler. Figür ve geometrik stil çalışmaları, kasaba hayatını, doğayı, hayalleri ve efsaneleri, oldukça şiirsel ve kendilerine özgü bir tarzla anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Fransız ressam Pierre Romain- Desfossés, Kongo’ya yerleşerek Atelier du Hangar adında bir sanat atölyesi kurdu. Ressam Bela Sara, Mwenze Kibwanga ve Pili Pili Mulongoy, Desfossés’nin 1954 yılındaki vefatına kadar aktif olan atölyesinde, hayal güçlerini sanata özgür, renkli, etkileyici, yaratıcı ve kendine özgü tarzlarıyla nasıl aktarabileceklerini geliştirdiler. Günlük hayat ve toplumsal hafızadan esinlenen tarzlarıyla kendilerini ‘popüler ressamlar’ olarak adlandıran Chéri Samba, Chéri Chérin, Moke ve bugün hala aktif olan diğer sanatçılar, 1978 yılında Kinshasa’da gerçekleştirilen Art Partout sergisi ile halkla buluştu. Günlük, politik ya da sosyal olaylardan esinlenerek figüratif resme yeni bir yaklaşım geliştiren bu ressamların eserleri, Demokratik Kongo Cumhuriyeti tarafından da artık çok rahat ayırt edilebilir hale geldi. 1990’larda Kinshasa’da bağımsız ve prolifik çizgi romanlarıyla tanınan Papa Mfumu’eto, günlük yaşam ve ortak mücadeleyi eserlerine taşıdı. Bugün, genç sanatçılar J.-P. Mika ve Monsengo Shula ise eskiyle bağlantılarını koparmadan sanata çok daha küresel bir anlayışla yaklaşıyorlar. 1980’lerin başından bugüne, inovatif heykeltıraşlar arasında yer alan Bodys Isek Kingelez ve Rigobert Nimi, sosyal bütünlük sorusunun cevabını, ütopik şehirlerin ya da robotlaşmış fabrikaların karmaşık mimari modellerini yaratarak aradılar. Onlara göre sanat, daha kolektif bir gelecek için kişisel yenilenmeyi öngörüyor.

BEAUTE CONGO, Kongo’nun fotoğraf ve müzik alanındaki başarısının altını çiziyor

Kongo’nun bağımsızlığının ardından Kinshasa’nın enerjisini tasvir eden Jean Depara ve Studio 3Z’ye ait fotoğraf çalışmaları da sergide yer alıyor. Müzisyen Franco’nun fotoğrafçısı Jean Depara tarafından fotoğraflanan Kins’in, 1950 ve 1960’lı yıllardaki canlı ve abartılı gece hayatını da sergide incelemek mümkün.

Müzik, Kongo’da şehir yaşamının her noktasında varlığını belli ediyor. Kongo müziği, Rumba’nın altın çağının yaşandığı 1950’lerde gelişti. Güney Afrika bölgesinde oldukça etkili olan bu yerel müzik, bölge dışındaki yerlerde tanınmıyordu. Ülkenin yaratıcı ruhunu simgeleyen jaz, soul, rap ve popüler dans müzikleri de serginin özel alanlarında ziyaretçiler tarafından dinlenebiliyor. Ziyaretçiler, Vincent Kenis (Crammed Discs) ve Césarine Bolya’nın birlikte oluşturduğu Tabu Ley Rochereau’nun yumuşak tınısını, muhteşem Franco ve grubu OK Jazz’ı, duygusal Mbilia Bel’i, Papa Wemba’yı ve eklektik Trio Madjesi’yi de dinleme şansı elde edecekler. Sergi ayrıca ikilinin Kinshasa’da 1960’lı yıllardaki müzik sahnesine direkt ya da dolaylı olarak katılan kişilerle Ndule Ya Kala olarak adlandırdıkları spontane röportajlarını ilk defa ziyaretçilere sunuyor.