Açık Çağrılar, Sergiler ve Yayınlar: “Haftanın bi_özeti”

Açık Çağrılar, Sergiler ve Yayınlar: "Haftanın bi_özeti"

Bu hafta mimarlık, sanat ve tasarım gündeminde açık çağrılar, sergiler ve eleştirel yayınlar öne çıkıyor. Güncel sanat üretimlerini bir araya getiren sergiler ve bienal duyuruları, uluslararası ölçekte yürütülen araştırma programları ve mimarlık disiplinine eleştirel bir çerçeve sunan yeni yayınlar, haftanın dikkat çeken başlıklarını oluşturuyor.

Ankara Rahmi Koç Müzesi

İstanbul’da Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan “Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat” sergisi, 1920’lerden günümüze uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan seçkisiyle özel girişimlerin sanat alanındaki rolünü tartışmaya açıyor. Sanat eserleri, arşiv belgeleri ve çeşitli objeler üzerinden kurgulanan sergi, mimarlık, tasarım ve arkeoloji gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek Türkiye’nin çok katmanlı kültür üretimine bütüncül bir bakış sunuyor. Öte yandan, Berke Yazıcıoğlu’nun Dirimart Pera’daki “Sarmal” sergisi, animasyon ve yerleştirmeler aracılığıyla doğa ve teknoloji arasındaki döngüleri incelerken izleyiciyi gözlem ve denetim kavramları üzerinden düşünmeye davet ediyor.

Deyrulzafaran Manastırı

Bu hafta açıklanan bir diğer gelişme ise 7. Mardin Bienali’nin sanatçı listesinin açıklanması oldu. Çelenk Bafra küratörlüğünde “GÖKzemin” temasıyla düzenlenecek bienal, Mardin’in çok katmanlı tarihsel dokusunu çağdaş sanat üretimleriyle ilişkilendirerek farklı mekânlarda deneyimlenen bir sergi kurgusu sunmayı hedefliyor. Kentin hem tarihsel merkezine hem de çevresine yayılan bienal, mekâna özgü üretimler ve disiplinlerarası yaklaşımlar üzerinden izleyiciyi yeni karşılaşmalara davet ediyor.

Kundura DocLab

Bu haftanın açık çağrı gündeminde ise sanat ve araştırma odaklı programlar dikkat çekiyor. SAHA Studio’nun Temmuz–Aralık 2026 dönemine yönelik başvuruları, sanatçıların üretim süreçlerini destekleyen çok yönlü bir araştırma ortamı sunarken; Kundura DocLab 2026, belgesel sinema ve tiyatronun kesişiminde yer alan disiplinlerarası üretim pratiklerine odaklanıyor. Her iki program da katılımcılara yalnızca üretim alanı değil, aynı zamanda eleştirel geri bildirim, uluslararası ağ kurma ve kolektif düşünme imkânı sağlayan bir çerçeve sunuyor.

Architecture Against Architecture: A Manifesto

Yayıncılık alanında ise mimarlık disiplinine eleştirel bir perspektif sunan iki kitap öne çıkıyor. Reinier de Graaf’ın “Architecture Against Architecture: A Manifesto” adlı kitabı, mimarlığın güncel üretim koşullarını ve mesleğin iç dinamiklerini sorgulayan bir manifesto olarak dikkat çekerken; “The Roofless Truth: Planning and Architecture for Homelessness” kitabı, evsizlik meselesini mimarlık ve kentsel planlama perspektifinden ele alarak kamusal mekânın kapsayıcılığı ve sosyal adaletle ilişkisini çok katmanlı bir çerçevede tartışıyor.

Daha fazlası için: bi-ozet.com