bi_özet’in “Sergi Notları” adlı bölümünde, güncel sergileri Sahir Uğur Eren’in fotoğrafları eşliğinde geziyor; küratör ve sanatçılarla sergide öne çıkan detaylar hakkında konuşuyoruz.
Seri, YUNT’un ev sahipliği yaptığı, iki boyut ile üç boyutun ara noktasındaki bir temsil yöntemi olan iki buçuk boyut evrenini keşfetmeye davet eden “2.5B” başlıklı sergiyle devam ediyor. Serginin öne çıkan detaylarını küratör Murat Germen’den dinliyor ve Sahir Uğur Eren’in fotoğraflarıyla sergi notlarını aktarıyoruz.
Detaylarla “2.5B”
“2.5B” ismi oldukça dikkat çekici, bu başlık neyi ifade ediyor ve serginin temasına nasıl hizmet ediyor?
Murat Germen: Serginin teması ve başlığı zaten iç içe. 2.5B kavramı iki boyut (2B) ve üç boyut (3B) arasındaki bir orta evrene işaret ediyor. Dünyayı üç boyutlu algılıyoruz, gözleneni temsil ederken ise ekseriyetle iki boyuta indirgiyoruz. Bu boyut indirgeme eylemi içerik aktarımında görsel, içeriksel, algısal bazı kısıtlara neden oluyor ve bazı alışılmışın dışında sayabileceğimiz aktarım biçimleri ortaya çıkıyor, ki 2.5B bunlardan birisi. Diğer deyişle, her iki uçtan da ilham alan, ama hiç birine mecburiyeti ya da benzeşmesi olmayan; özerk, özgün ve müstesna bir tasvir biçimi.
Her bir 2.5B vakasında olmasa da, bu temsil türünü rölyef (kabartma) / alçak rölyef (alçak kabartma, barölyef) olarak da adlandırmak olası. Malzemeye pek bağımlı değil; çeşitli sanat alanlarında kullanılan malzemelerin birçoğunun kullanıldığını ve bu yüzden, ortaya çıkan doku yelpazesinin hayli geniş olduğunu söylemek olası.
Sergi hazırlık sürecinde, görsel dilin anlam yaratma gücüne dair aldığınız ilham kaynakları nelerdi?
M.G.: Üç boyutta vücut bulmadan üç boyutlu dünyalar öneren işler, tasarımlar, kurgular ilgi alanıma giriyor. Lebbeus Woods’unki gibi “kağıt mimarlığı” olarak anılan mimari tasarımlar, Maurits Cornelis Escher gibi algı varsayımları yaratan kurgular, aslı inşa edilmemiş hacimlerin maketleri / modelleri / çizimleri, yapı-söküme uğramış kalıntılar gördüğümüz ören yerleri; bizlere hayal kurma, varsayma, farz etme ve dolayısı ile angaje olma fırsatı veriyorlar. Sergide yer alan sanatçıları ve onların spesifik eserlerini seçerken, izleyicide bu tür duygular tetikleyeceğini düşündüğüm işleri seçmeyi amaçladım. Niyetim, izleyicinin eserlere bakıp hayallere dalma ve yüzeyde görünen boyuttan farklı boyutlara geçebilme heyecanı hissetmesini sağlamak idi. Eserlerin, inşa biçimleri ve içerdikleri konular itibariyle, sanatı izleyici olarak tüketen kentli kesime hitap edebilecek, kente yakından ya da uzaktan bağlamlanan işler olmasına özen gösterdim.
Serginin mekânla olan bağı ve bu bağlamda yerleştirilen eserlerin bir araya geliş biçimi hakkında neler söylersiniz?
M.G.: Mimarlık ve kent planlaması eğitimleri aldım. Bu mesleki alanlar sadece nesne ile değil, nesnenin çevresi ile kurduğu ilişkiye de odaklanırlar; ki sanat eserleri çoğunlukla bu kaygı ile üretilmezler.
Sanat eylemi sadece bir fikir üzerinden yola çıkıp bunu izleyiciye aktarmaktan ibaret değil. Aktarımın tasarımı işin önemli bir safhası. Çok iyi bir fikri doğru bir sanatsal ifadeye tahvil edemeyince o fikri tümüyle ziyan edebilirsiniz. Aynı şey grup sergisi kurgusu, yerleştirmesi için de geçerli. Eserlerin yan yana gelişinde dikkat edilmesi gereken pek çok nokta var. İşlerin birbirlerini ezmemesi, aksine, yan yana durduklarında alternatif algısal yönlendirmelerin doğabileceği şekilde yerleştirilmeleri gerekiyor. Örneğin, iki iş serisi arasında zanaat düzeyi olarak teknik bazı farklar varsa, bunları yan yana koymak izleyicinin dikkatini başka noktalara çekebileceğinden içerdikleri mesajın algılanmasını geciktirebilir veya engelleyebilir.
İşlerden bir tanesi (Gizem Çeşmeci) ise konum itibarı ile yeniden kurgulanabilir bir yapı sunuyordu. Sanatçıdan izin alarak, yüzlerce modülden oluşan eseri farklı bir yerleşim planı ile sunmak istedim ve ortaya çıkan yeni tasarımın, işin içsel anlatımına farklı bir idrak katmanı getirmesini amaçladım. Farklı düzene ek olarak, eseri duvar köşesine iliştirip 90 derece açı verince sergi mekânı ile bir bütünleşme yakalama fırsatı buldum. Bir mimar ve plancı gibi düşünüp, sanat nesnelerinin çevreleri ile kurduğu ilişkiyi doğru tasarlayabilmekti hedefim.
Serginin içeriği, ziyaretçilere nasıl bir deneyim sunmayı hedefliyor, eserlerin izleyiciyle ilişkisini nasıl tanımlarsınız?
M.G.: Bir serginin deneyimlenmesini en çok etkileyen faktör sunulduğu mekânın kendisi. Galeriler müzelere göre çok daha küçük uzamlar sunduklarından, izleyici deneyimini somut anlamda çeşitlendirmek pek kolay değil. Soyut açıdan bakarsak, sergi içeriğinin; izleyicinin zihninde temsil kavramının kısıtları, çıkmazları, olasılıkları, evrilmesi vb. gibi konularda soru işaretleri yaratacağını umarak ilerledim.
Son olarak okurlarımıza önerebileceğiniz başka güncel sergiler var mı?
M.G.: Eylül başında sezon başladığından bu yana o kadar yoğun bir tempo ile kendi sergilerime (Leipzig’de grup sergisi, Amsterdam’da kişisel sergi, İstanbul’da kişisel sergi, YUNT’da sergi küratörlüğü) odaklanmak durumunda kaldım ki, diğer sergileri gezecek mecalim kalmadığından önerebileceğim sergiler maalesef yok.
Fotoğraflarla “2.5B”
Söyleşi: Ülkü Karaburçak
Fotoğraflar: Sahir Uğur Eren
“2.5B” sergisi, 6 Aralık 2024 tarihine kadar YUNT’ta görülebilir. Sergi hakkında daha fazla bilgiye bi_özet‘in ilgili haberinden ulaşabilirsiniz:
https://bi-ozet.com/2024/08/23/2-5b-baslikli-sergi-21-eylulden-itibaren-yuntta/
