İstanbul’un ilk art nouveau yapısı Casa Botter, Levent Çalıkoğlu küratörlüğünde ve İrem Büşra Çoşkun’un asistan küratörlüğünde gerçekleşecek olan “Botter Sergileri” serisinin ilki “Solo Botter: Selma Gürbüz” sergisine 15 Şubat – 14 Nisan 2024 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Sergide, vefatının üçüncü yılında Selma Gürbüz’ün farklı dönemlerinden karakteristik çalışmalarını bir araya getiriliyor.
“Solo Botter: Selma Gürbüz”
Sergi
Sanatçı: Selma Gürbüz
Küratör: Levent Çalıkoğlu
Tarih: 15 Şubat – 14 Nisan 2024
Yer: Casa Botter, Beyoğlu / İstanbul
Selma Gürbüz’ün 1986 yılında henüz 26 yaşında iken düzenlediği ilk kişisel sergisinden itibaren inşa ettiği imge dünyasının merkezinde “kadın”, “doğa” ve “canlılar” yer alıyor. Gürbüz, gereksiz öğeleri ve fazlalıkları ayıklayarak yalınlaştırdığı kendine özgü resim dilini, zaman içerisinde görsel sanatların farklı disiplinlerinde kullanarak geliştiriyor ve çoğaltıyor. Vefat ettiği 2021 yılında ardında bıraktığı büyük birikimde, sanatçının zengin hayal dünyasını ve imge çeşitliliğini görebilmek mümkün. Sergi, vefatının üçüncü yılında farklı dönemlerinden karakteristik çalışmalarını bir araya getirerek sanatçıyı ve onun hayal dünyasını hatırlatmayı amaçlıyor.
İnsanlık tarihinin ortak kültürel belleğine yerleşmiş mitleri, masalları, görsel ve sözel ifadeleri çağdaş bir dille yorumlayan Selma Gürbüz, Doğu ve Batı sanatlarının yüzyıllardır geliştirdiği kadına, doğaya ve canlılara ait sembol, arketip ve anlamları bilinçaltının referansları ile yeni baştan tanımlıyor. Merakla kültürel tarihin belleklerde yer edinmiş örneklerini inceliyor ve izleyicisinin yakınlık kurabileceği bir imge atlası oluşturuyor. Mehmet Siyah Kalem, Hokusai, Şehrazat, Nijinsky, Picabia gibi isimlerle düşünsel bağ kuran, mağara resimlerini üreten insanlarla benzer duyguları paylaştığını düşünen Selma Gürbüz’ün çalışmaları, sanatın özünü oluşturan dinamiklerin neler olduğunu merak eden izleyiciler için bir keşif niteliği taşıyor.
Casa Botter (Botter Apartmanı)
Özgün adı Maison Botter (Casa Botter) olan bina, art nouveau akımının İstanbul’daki ilk örneği olarak öne çıkıyor. 1881 yılında Venedik Akademisi’ni bitiren İtalyan mimar D’Aronco’nun 1893’te II. Abdülhamit’in Dersaadet Ziraat ve Sanayi Sergii Umumisi’nin tasarımı için davet etmesi üzerine İstanbul’a gelmiş ve 1909’a kadar yaşadığı kente birçok değer katmıştı. 19’uncu yüzyıl sonuyla 20’nci yüzyıl başlarında etkili olan, siyasal ve ekonomik gelişmelerin sonucu olarak İngiltere’den Orta Avrupa’ya yayılan art nouveau akımı, farklı kaynaklardan beslenen bir üslubun ifadesiydi. Asimetri, eğrisellik, çizgisellik, kıvrımlar ve bükülmelerle doğanın akıcılığıyla uyumlu bir estetik geliştiren akımın etkisi İstanbul’un sivil mimarisinde de görüldü. D’Aronco’nun Fransız-Belçika etkileriyle Viyana Okulu’nu sentezlediği Botter Apartmanı’nın cephesi de bu akımın genel özelliklerini yansıtıyor. Casa Botter, İBB Miras’ın restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmalarını yürüttüğü Taksim Maksemi, Beyoğlu Sineması, Muammer Karaca Tiyatrosu, Metrohan, Sen Piyer Han gibi Beyoğlu hafızasının simge yapılarıyla birlikte İstiklal Caddesi’nin yeniden kültür sanatın odağına dönüşmesinde önemli bir rol üstleniyor.
