Yeni Dönemde Yanköşe’de: “Son Gergedanı Ben Vurdum”

Kahve Dünyası’nın 2017’de başlattığı Türkiye’nin ender kamusal alanda sanat projelerinden biri olan Yanköşe, beşinci edisyonunda Ali Cabbar’ın soyu tükenen hayvanlara anıt niteliğindeki yerleştirmesini sergiliyor.

Ali Cabbar, Yanköşe için geliştirdiği “Son Gergedanı Ben Vurdum” adlı yerleştirmesinde ganimet odası kavramı üzerinden insanın yaban hayatı yok edişine dikkat çekiyor. Proje alanının içe dönük duvarlarının yarattığı çağrışımdan yola çıkan sanatçı, mekânı, avcıların öldürdükleri hayvanların kafalarını sergilediği bir ganimet odasına dönüştürüyor. Korona salgınının tüm dünyayı etkisi altına aldığı şu dönemde insanlığın doğaya yaklaşımını gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan yerleştirme, yıl sonuna kadar günün her saati kent sakinlerinin izlemesine açık olacak.

Projenin ismi, ganimet odasının karakterleri arasında yer alan ve boynuzu için yasadışı avlanma sonucu doğada soyu tükenen Kuzey Beyaz Gergedanı’na gönderme yapıyor. Boynuzlarının görkemiyle ganimet avcılarının popüler hedeflerinden biri olan Anadolu dağ keçisi de son dönemdeki av turizmi tartışmalarının ardından projeye eklenen hayvanlar arasında yer alıyor.

Günümüzde 1 milyon hayvan ve bitki türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olan insan, kendisinin de tüm diğer türler kadar ihtiyaç duyduğu ekosistemleri büyük bir hızla çökertiyor, ekonomileri, geçim kaynaklarını, gıda güvenliğini ve dünyanın yaşam kalitesini derinden sarsıyor. Ali Cabbar, doğaya sorumsuzca zarar veren insanın ileride kurban haline geleceğini vurgulamak için kendi kafasını da ganimet odası duvarına dahil ediyor.


Yanköşe:
Kahve Dünyası’nın güncel sanat projesi Yanköşe; beklenmedik, deneysel güncel sanat eserleri üreten sanatçılara bir ifade alanı açıyor. Proje, Kabataş’taki Meclis-i Mebusan Caddesi, 85 numarada konumlanan Kahve Dünyası mağazasının dış duvarı ve onu kesen duvarda, yaklaşık 260 metrekarelik bir alana yayılıyor. Konumu sayesinde her gün binlerce kişiye ulaşan Yanköşe’nin ağırladığı çalışmaların, davet edilen sanatçıların mekânın özelliklerini göz önünde bulundurarak ürettikleri, mekâna cevap veren işler olması tercih ediliyor. Bir karşılaşma alanı olarak taşıdığı potansiyel, şehrin görünür bir parçası olması ve kolay ulaşılabilirliğinin yanı sıra sergilenen işlerin meta temelli olmayışı ve geçiciliğiyle de öne çıkan Yanköşe’nin sunduğu dinamik alan, yerli ve yabancı sanatçıların farklı tekniklerle üretilmiş çalışmalarına açık. Senede iki projeye ev sahipliği yapan Yanköşe, sanatseverler ile sanatçıları aynı platformda buluşturmayı hedefliyor.

Yanköşe’de yer alacak eserin seçimi, projenin koordinatörlüğünü üstlenen Tuna Ortaylı Kazıcı tarafından üç sanatçının davet edilmesi ve Altınmarka Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Üyesi ve Detay Gıda CEO’su Dilara Altınkılıç Kutmangil, Altınmarka Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Üyesi ve Kahve Dünyası Genel Müdürü Kaan Altınkılıç, sanat yazarı Evrim Altuğ, küratör Fulya Erdemci ile tasarımcı Bülent Erkmen’den oluşan Seçici Kurul’un sanatçıların önerdikleri projeleri değerlendirmesinin ardından yapılıyor. Eser seçiminde, sunulan projenin içeriği, görselliği, kentle ilişkisi gibi unsurlar göz önünde bulunduruluyor.

Ali Cabbar

Ali Cabbar:
İstanbul doğumlu Ali Cabbar, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun oldu. 1988’de Melbourne’a, ardından Brüksel’e yerleşti ve burada üç yıl RHoK Akademi’nin gravür ve taşbaskı atölyesine devam etti. Sanat üretiminin yanı sıra, Wall Street Journal, International Herald Tribune ve Herald Sun gazetelerinde grafik tasarımcı, illüstratör ve sanat yönetmeni olarak çalıştı.

1987’de İstanbul’da, 1989’da Melbourne’da açtığı ilk sergilerinden bu yana birçok işinin öznesi kendisidir. Yapı Kredi Kültür Sanat’daki 2010 tarihli “Huzursuz Gölge” sergisi Türkiye’nin politik geçmişiyle kişisel hesaplaşmasını yansıtır. Depo İstanbul’daki 2016 sergisi “Tipsiz,” parti amblemleri ve afişleri yoluyla Türkiye’nin siyasi tarihine grafik bir bakış niteliği taşır. 2019’da Split Güzel Sanatlar Müzesi’nde gösterdiği araştırma odaklı “ELDORADO: A Wor{l}d Game” projesinde, Dolapdere’den yola çıkarak kentsel soylulaştırmada sanatçının rolünü inceler. Aynı yıl İstanbul Adas’ta ilk kez gösterdiği 20 yıllık projesi “MONSTER [ge.net.i.cal.ly.mod.i.fied]”da GDO’lu gıda ürünlerine çağdaş bir Ölü Doğa olarak yaklaşır.

Ali Cabbar, farklı teknikler kullanarak ürettiği işlerinde politik ve sosyal konuları didaktik olmayan bir tonda ele alır. Anlatımını kara mizah ve sembollerle zenginleştirir. Görünenin ardında saklı olanı açığa çıkartması için izleyiciyi kışkırtır.

Zamanının büyük kısmını Brüksel’de, bir kısmını İstanbul’da geçiren sanatçı her iki şehirde de üretimine devam ediyor. Son Gergedanı Ben Vurdum, sanatçının 2007’de Brüksel’deki Magritte Müzesi’ne bitişik parkta gösterdiği “Strawberry Fields” yerleştirmesinin ardından ikinci kamusal alan projesidir.
www.alicabbar.com