[Siyah Pijama] – Berna Tanverdi: “Artık sadece hayati konularla ilgilenmek zaman kullanımımızı yeniden tanımlıyor”

Berna Tanverdi'nin evdeki çalışma mekanından

Güncel çalışma koşullarında mimari üretim süreçlerinin durumunu öğrenmek amacıyla başlattığımız “Siyah Pijama” isimli araştırma bölümümüzde BT Mimarlık kurucusu Berna Tanverdi sorularımızı cevapladı.

Bu yeni süreçle baş etmek için neler yapıyorsunuz?

Bu sürecin olumlu taraflarına odaklanmaya çalışıyorum. Toplantılardan önce, yüz yüze iletişim olmayacağı öngörüsü ile, çizimlere ek olarak açıklayıcı şemalar ve toplantı notları ekliyorum, işverenler önceden incelemiş oluyor, toplantılarda hızlı yol alıyoruz, zaman yönetimi daha verimli oluyor. Ayrıca diğer mesleklerden farklı olarak bizim en büyük avantajımız ikinci bir dilimiz var ki o da çizim ve görsel sunumlar. Yüz yüze iletişimin olamadığı bu dönemde tasarımlarımızın, fazla açıklama gerektirmeden kendini ifade eden biçimlerde sunulmasına önem veriyorum.

Uzaktan çalışmaya hangi noktada karar verdiniz? Sizi bu kararı almaya yönlendiren ne oldu?

Kızımın yurt dışından geldiği gün, 17 Mart, oğlumla birlikte üçümüz kendimizi karantinaya aldık. Tam o sıralarda Türkiye’de virüsün etkisi hızla artmaya başladı ve evdeki düzenimize devam ettik. Ev-ofis çalışmaya çok alışık olduğum için zorlanmadan devam edebiliyorum.

Uzaktan çalışırken hangi araçları kullanıyorsunuz?

Toplantılar için Teams ve Zoom programlarını kullanıyorum. Bu dönemde telefon ve bilgisayar ile bağımız çok değişti, yeni uygulamalar ve yeni teknolojik mecralarla tanışıyoruz. Opera veya tiyatro gibi doğası gereği aynı mekanda yaşayarak deneyimlenen etkinlikler bile ekranlara sığdı. Yine de seçici olmaya gayret ediyorum, özellikle bu dönemde konsantrasyon sürekliliğini sağlamak için teknoloji ile bağımı kopardığım zamanlar yaratmaya çalışıyorum.

Sizin için uzaktan çalışmanın dezavantajları ve avantajları neler?

Uzaktan çalışmanın en büyük avantajı bence zaman yönetimi; trafik, yol, bekleme gibi zaman kayıplarımız yok, toplantılar tam zamanında başlıyor. Gün içinde aslında “yapılmasa da olur” işler yapıyor, “gidilmese de olur” pek çok yere gidiyorduk belki, artık sadece hayati konularla ilgilenmek zaman kullanımımızı yeniden tanımlıyor. Dezavantajlar da var elbette; inşaatı devam eden iki projemin şantiyelerine gidemiyorum, yüz yüze etkileşimin olmaması zaman zaman belirsizliklere neden olabiliyor. Ofis dışında, Bilkent Üniversitesi’nde, mimari tasarım derslerimde öğrencilerimle stüdyo ortamındaki atmosferi sanal olarak yaratmak çok zor.

Elinizde ne tür projeler (şantiye, fikir, yarışma) vardı? Projelere göre çalışma organizasyonunda nasıl değişiklikler oldu?

Bodrum ve Ankara’da iki konut ile Ankara’da bir ofis projem var üzerinde çalışmaya devam ettiğim, ayrıca, Bilkent Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde tasarım stüdyosu dersleri veriyorum ve ODTÜ’de doktora çalışmalarıma devam ediyorum. Bunların hepsi birleştiğinde, profesyonel mimar, hoca, öğrenci, anne kimliklerinin gereklerini yerine getirmeye çalışıyorum. Çoğunlukla da pek çok işi tek başıma yapmaya çok alışkınım, bu dönem öncesinde bunu eleştiriyor, ekip çalışmasına ağırlık vermem gerektiğini, hem ev hem iş yaşamımda işleri daha fazla delege etmem gerektiğini düşünüyordum, ama bu dönemde pek  çok farklı işi eşzamanlı olarak ve tek başıma yapma refleksim çok işime yaradı doğrusu, zorlanmadan devam edebiliyorum.

Şehir dışı ya da yurt dışı projeleriniz var mı? Bunlar nasıl etkilendi?

Bodrum’da projesi bitmiş olan ama şantiye kontrolörlüğünü yaptığım bir villa projem var, elbette bu dönemde inşaata gidemiyorum fakat yapı sonlanma aşamasına geldiği için telefon görüşmeleri ile şimdilik çözümleyebiliyorum.

Sizce bu salgının yapı malzemeleri ve tasarım kararları üzerinde dönüştürücü bir etkisi olacak mı?

Bence bu süreç her şeyin üzerinde dönüştürücü bir etki bırakacak. Elbette mimarlık mesleği de bundan nasibini alacaktır. Diğer meslekler gibi mimarlık mesleğinde de teknoloji kullanımının daha da hızlı artacağını düşünüyorum. Sadece mimarlık tarafından değil, mimarlık mesleğinin son ürünü olan yapıların kullanıcıları tarafından bakınca da olası değişiklikler bekleyebiliriz. Özellikle ev ve ofis mekanlarının kullanımı, büyüklükleri, kişisel alanlar yeni tanımlar kazanacaktır. Ülkemizde hem konutların hem de iş yerlerinin gerçek ihtiyaçların çok ötesinde büyüklüklere sahip olduğunu düşünüyorum; bu süreç bize gösterdi ki, küçük bir masa başından da yirmi kişilik toplantılar yürütebiliyoruz. Büyük müstakil evlere hızla geçiş var, oysa şimdi, yardımcılar olmadan bu mekanların bakımı, temizliği, hatta bunlardan da önce gerekliliği sorgulanacaktır diye düşünüyorum.