(Anna Laudel Contemporary)’de ÜÇ Farklı SANATÇIYA Ait Kişisel Sergi…

Anna Laudel Contemporary, sezona farklı malzeme ve tekniklerle çalışan üç sanatçının işlerini sergileyerek devam ediyor. Galeri, Ekin Su Koç’un Hiçbir Yerde Mutlu, Tuğçe Diri’nin Bir Başka Dünya ve Tülay İçöz’ün Var-oluş Halleri başlıklı sergilerinin açılışını 15 Kasım 2018 tarihinde gerçekleştirdi. 


Hiçbir Yerde Mutlu – Bir Başka Dünya –  Var-oluş Halleri
Tarih: 15 Kasım 2018 – 6 Ocak 2019
Yer: Anna Laudel Contemporary


Çalışmalarında, göç ve kimlik; geleneksel kültürel altyapı ile güncel üretim pratikleri arasındaki bağ; varoluş süreci ve evren gibi farklı temaların yer aldığı üç farklı sanatçının kişisel sergisi 6 Ocak 2019 tarihine kadar Anna Laudel Contemporary’de görülebilir.

Ekin Su Koç, Hiçbir Yerde Mutlu

İşlerinde genellikle göç, yersiz yurtsuzluk ve beden algısı gibi kavramlar üzerine gelişen güncel tartışmalardan beslenen Ekin Su Koç, kağıt üzeri kolaj, tuval üzeri boya gibi tekniklerin yanı sıra son dönemlerde çalışmalarına kumaş malzemeyi de ekliyor.

Ekin Su Koç, Hiç Bir Yerde Mutlu, Yabancı Arkadaşlar,2018,

Resimlerindeki öğe ve imgeler, zamanın, mekanın ve insanların, sanatçının kendi üzerinde bıraktığı izlerden yola çıkarak toplumsal referans noktalarına da dokunuyor.

Kimlik ve aitlik oluşturma süreçlerinin izlenmesini sağlayan işleriyle sanatçı, izleyiciye, kendisinin sürüklenme ve köklenme halindeki sürecine dair bireysel bir okumaya olanak veriyor. Balık kılçıkları, Osmanlı kumaşları, haritalar, eski göçmen evlerinden çıkan siyah beyaz fotoğraflar, danteller, farklı model ve renklerde saçlardan görüntü parçaları, çok cinsiyetli veya cinsiyetsiz algılanabilecek figürler gibi tüm detaylar, bir vücutta toplanan farklı beden parçalarını yansıtıyor. Ayrıca aidiyet, parça-bütün ilişkisi üzerinden yaratılan yeni kimlik ve bedenler temaları çevresinde dönen işler bilinçaltı süreçlerini gözlemleme imkanı vererek hem görsel hem de kavramsal anlamda zengin, hayalsi ve oyunsu bir dünyayı mutsuzluk/mutluluk üzerinden yorumlayarak yeni bir dil yaratıyor.

Tuğçe Diri, Bir Başka Dünya

Yaşadığı coğrafya ve tecrübeye dayanan süreci, sanatının kendi yaşamsal gerçekliğini plastik olarak ortaya koyma çabası olarak ifade eden Tuğçe Diri, kağıt üzeri desen, tuval ve dantel, tuval üzeri akrilik gibi birbirinden farklı malzemelerle çalışarak temelde birbiriyle birleşerek gelişen seriler üretiyor. Sanatçı, çağdaş ifade biçimleri kullansa da, geleneksel sanatlar üretim sürecinin başlangıç noktasını oluşturuyor.

Sanatçının geleneksel kültürle güncel üretim pratikleri arasındaki bağ arayışı, kağıt işlerindeki, tezhip sanatından etkilenerek ürettiği desenlerde gözlemlenebiliyor. “Bir Başka Dünya”ya adını veren seri ise, zamansız, hangi uzam ve mekânda olduğunu anlamadığımız fakat bize aşina gelebilen doğal formların yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkan parlak, ütopik ve bazen çocuksu bir resimsel dil yaratıyor.

İşlerinde Ursula K. Le Guin’den etkilenerek doğadaki formları tekrar yorumlaması ile, dokuların genişleyerek yüzeyde yarattığı muğlak diyarlar ortaya çıkıyor. Resimlerindeki belirsiz alanlarda bulunan parlak odak noktaları, sanki formların kendi içlerinden gelen bir yaşam enerjileri varmışçasına, tılsımlı bir şekilde izleyiciye yayılıyor. Tüm bu sürecin son aşaması olan dantel serisi “Simbiyotik” ise, desenler ve dantellerin hem bir form, hem bir düşünme pratiği olarak birbiri olmadan var olamayacağı, birlikte hayat bulacağı bir yapıyı izleyiciye aktarıyor.

Tülay İçöz, Var-oluş Halleri

Tülay İçöz’ün heykel pratiğini evren ve insanın var olma halleri üzerine kurulan düşünceler oluşturuyor ve sanatçı, ahşap heykellerinde varoluş sürecinin hareketliliğini ve tamamlanmamışlığını bize yansıtıyor. Evrenin döngüsü, oluşma ve tamamlanma çabası ile bizleri birbirimize bağlayan enerji dalgaları ve dünyanın sürekli dönme haline göndermeler yapıyor. Dönen dünya ve geçen zaman içinde yayılan tüm dalgalar/frekanslar, kendi iç enerjilerini tüm varlıklara yaymaya çabalıyor.

Organik bir madde olan ahşap yontuldukça ortaya çıkan dalgalar, bir yandan çiçek gibi açılarak var olurken, diğer yandan da ne olacağı belli olmayan, varlıkla yokluk arasına sıkışmış ve geçişken bir akış içindeki bedenimizin kendisini yaratıyor. İnsan bedeninin iskelet yapısını yansılayan heykellerde somutlaşan bu dalgalar, aynı zamanda bedenimize hareketlilik sağlayan bir güce dönüşüyor. Fakat varoluş gücü ile bedensel enerjinin metaforu olarak ahşap üzerinde somutlaşan bu dalgalara rağmen, tinsel olanın gölgesi maddi dünyaya sızarak, geçicilik ve yok olma ihtimalini de hissedilir kılıyor.

Parçalarından bazıları statik, bazıları dinamik olan heykeller, varlığın ve yokluğun olasılıklarını içinde taşıyan döngüsel ya da rutin hareket olanaklarına sahipler. Öyle ki bu hareketler, Big Bang’den beri varoluşun dalgalarının, tensel ve tinsel enerjilerin görünür kılındığı somut varlıklar olarak sürekli deviniyorlar.


Ekin Su Koç:
1986 yılında İstanbul’da doğan Ekin Su Koç, lisans eğitimine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde başladıktan sonra 2007-2008 döneminde Erasmus Programı ile İspanya-Sevilla Üniversitesi’ne devam etmiştir. 2010 yılında mezun olan sanatçı, 2015 yılında ise Işık Üniversitesi, Resim Anasanat Dalı’nda tezli yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2014 yılında TJK Resim Yarışması birincilik ödülünü alan Koç, 2013 yılından beri, aralarında Anna Laudel Contemporary, Almanya’daki Tiny Griffon Gallery, The Marmara Pera, Contemporary Istanbul, Kare Sanat Galerisi, Cube Gallery-Londra’nın da olduğu pek çok galeri sergisine ve fuara kişisel veya karma sergilerle katılmıştır. Eserleri özel koleksiyonlarda yer alan sanatçı, çalışmalarına Berlin’deki atölyesinde devam etmektedir.

Tuğçe Diri:
1984 yılında Eskişehir’de doğan Tuğçe Diri, 2010 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Uygulamalı Litografi Atölyesi ve Resim Bölümü’nden mezun olmuştur. İlk kişisel sergisi, “Döngü” temasıyla 2016 yılında Anna Laudel Contemporary’de gerçekleşen sanatçının işleri, aralarında Akademililer Sanat Merkezi, Contemporary Istanbul, Artist 2010, Galeri Selvin olmak üzere birçok galeri ve fuarda sergilenmiştir. Sanatçı, İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır.

Tülay İçöz:
1974 yılında İstanbul’da doğan Tülay İçöz, 1993-1997 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde öğrenim görmüştür. 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, Heykel Bölümü’nde yüksek lisans programını tamamlayan sanatçı, aralarında AKM, Tüyap Sanat Fuarı, Kargart, ODTÜ, Akmerkez, Bozlu Art Project olmak üzere birçok galeri ve fuara katılmıştır. 2006 yılında ArtIstanbul Genç Sanatçılar Heykel Yarışması Üçüncülük Ödülü’nü alan İçöz, heykel sempozyumlarına da düzenli olarak katılmaktadır. Sanatçı, İstanbul’da yaşamakta ve üretmektedir.

Anna Laudel Contemporary:
Karaköy Bankalar Caddesi’nde tarihi bir binada, Aralık 2016’da kapılarını açan Anna Laudel Contemporary, mekânında bugüne kadar Fernando Botero ve Mehmet Aksoy’un kişisel sergileri dahil olmak üzere, yerli ve yabancı sanatçıların yer aldığı birçok karma ve kişisel sergiye ev sahipliği yaptı.

Aynı anda kişisel ve karma sergiler ve etkinlikler düzenlemeye olanak sağlayan beş katlı binada yer alan galerinin direktörlüğünü Ferhat Yeter yapıyor. Galerinin kurucusu Anna Laudel, Düsseldorf’tan Türkiye’ye 20 sene önce tekstil alanında iş kurmak için geldi. Kendisi aldığı eğitim ve içinde büyüdüğü güncel sanat ortamının etkisiyle Türkiye’de galeri açarak bu alanda çalışan yerli ve yabancı sanatçılara destek olmayı amaçlıyor.

Üretken sergi ve etkinlik programıyla İstanbul’un önde gelen dinamik güncel sanat merkezlerinden biri haline gelen Anna Laudel Contemporary, uluslararası sanatçıları ağırlamanın yanı sıra, Türkiye’den sanatçıları uluslararası platformlarda temsil etmeyi hedefliyor.

Galeri, sergi programlarının yanı sıra yerli ve yabancı sanatçıların röprodüksiyonları, resim, fotoğraf, heykel ve seramik çalışmaları ve sanat yayınlarının yer aldığı Art Shop ve Danimarka’nın önde gelen mücevher tasarım markası Monies’in koleksiyonlarına, Türkiye’deki temsilcisi olarak ev sahipliği yapıyor.