Brussels Design September Kapsamında “FEED”: Tasarımla Yaşamı İyileştirme

feed, tasarımın yaşamı iyileştirme potansiyelinden yola çıkarak; sanat, mimarlık, tasarım ve teknolojinin kesiştiği alanlarda çalışmalarını yürüten Türkiye’den genç tasarımcıları bir araya getiriyor. Küratörlüğünü IN-BETWEEN Tasarım Platformu’nun kurucuları Bilgen Coşkun ve Dilek Öztürk’ün üstlendiği sergi, güncel tasarım tartışmasında son zamanlarda önemli bir yer tutan; “yereli globale tercüme etme”, “mekanın yaratıcı kullanımı” ve “ileri dönüşüm” temaları etrafında şekilleniyor. DAY Studio, Ömer Pekin ve Pınar Akkurt’un çalışmalarının yer aldığı sergi, 4-30 Eylül 2018 tarihleri arasında Brussels Design September kapsamında gösterilecek.

Tasarım, hayatımızın her alanıyla ayrılmaz bir şekilde bütünleştiği için tasarımın kalitesinin hayat kalitemizi de derinden etkileyebilme potansiyeli bulunuyor. Tasarımcı ve eğitmen Victor Papanekin de 1971de öngördüğü gibi, sosyolojik, psikolojik ya da ekolojik bağlamından kopuk tasarlanmış ürünlerin var olması artık neredeyse imkansız. Toplumlar ilerledikçe, tasarımcıların rolü de farklılaşarak daha da önem kazanıyor. “Yıkıcılık” (disruptive thinking) ile ilişkili olarak etrafımızdaki her şeyi yeniden düşünüp tasarlamayı zorunlu kılan bir deneyim çağında yaşıyoruz. Bununla birlikte inovasyon ve teknolojinin hızla ilerlemesine rağmen, tasarımcıların eş zamanlı olarak iklim değişikliği ve doğal kaynakların tükenmesi gibi global sorunlarla yüzleştikleri zorlu bir dönemden geçiyoruz.

Bu sergi, insan eliyle tasarlanmış çevre ile doğa arasındaki ilişkiyi yaratıcı disiplinler aracılığıyla somutlaştırma fikrinden yola çıkıyor. Devrim adı altında endüstriyel üretim başlar başlamaz, doğa ile bağlarımızı kopardık. Bugün ise bir önceki yüzyılda doğa ile bağlarımızı koparmamıza neden olan sistemin araçlarını farklı şekillerde kullanarak bu bağı güçlendirmenin yollarını arıyoruz. Tasarım, doğanın iyileşmesine olanak sağlayacak kadar güçlü mü? Papaneke göre tasarımcılar, soluduğumuz havayı kirletecek malzeme ve üretim teknikleri kullanarak yeryüzünü çöplüğe dönüştürecek ölçüde kirlilik yarattığı için, doğa adına gelmiş geçmiş en zararlı tür. Bu bağlamda, günümüzde sürdürülebilir ekosistemler yaratmanın yollarını yeniden yapılandırarak, tasarıma dair yeni söylemler geliştirme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu; doğaya dair daha güçlü bir algı ve daha derin bir anlayışla ve tasarımın iyileştirici gücü ile mümkün olabilir.

Sergi, güncel tasarım söylemi açısından önem taşıyan; “yerel referansları global bir dille birleştirmek”, “mekanın yaratıcı kullanımı” ve “ileri dönüşüm” temaları etrafında şekilleniyor. feed, çağdaş tasarım söyleminin referansları ile yerel mirası birleştirerek Türkiye’nin canlı tasarım ve üretim sahnesine global bağlamda yeni ve dinamik bir perspektif sunuyor. Sergide yer alan tasarımcılar birbirinden farklı disiplinlerde pratiklerini sürdürüyor. Day Studio kurucuları Doğanberk Demir ve Yeşim Eröktem ürün tasarımcısı, Ömer Pekin mimar ve sanatçı, Pınar Akkurt ise sanatçı, tasarımcı ve maker olarak çalışmalarına devam ediyor. Sergi, geniş bir perspektiften ve transdisipliner bir bakış açısıyla; tasarımcıların işledikleri konu, kullandıkları araç ve temsil ettikleri estetikle toplum hakkındaki görüşlerine değinirken aynı zamanda Türkiyedeki çağdaş tasarım sahnesine de derinlemesine bir bakış sunuyor.

Doğanberk Demir ve Yeşim Eröktem tarafından, İsviçre ECAL mezuniyetlerinin ardından kurulan DAY Studio; mobilya, aydınlatma, ev aksesuarları, tekstil tasarımının yanı sıra endüstriyel tasarım ve ambalaj tasarımı alanlarında çalışmalarına devam ediyor. Evrensel tasarım anlayışını kültürel kimlikleri ile birleştirip özgün ve fonksiyonel tasarımlar geliştiren DAY Studionun İstanbulun zengin zanaat kültüründen referanslar barındıran tasarımları, doğal formları ustalık gerektiren geometrilere dönüştürürken aynı zamanda yereli globale tercüme etme temasıyla da birebir örtüşüyor. DAY, Habitat, Frette, Flormar ve Hamm gibi yerel ve uluslararası markalar ile işbirliklerinin yanı sıra kendi ürün ve mobilya koleksiyonları da bulunan DAY Studionun alt markası olan AVLU; yerel üretim teknikleri ve İstanbuldaki zengin zanaat kültürüne odaklanıyor.

Ömer Pekin İstanbul ve Los Angeles’ta yaşıyor ve çalışıyor. Akademie der bildenen Künste’de mimarlık lisans eğitimini tamamlayan Pekin, SCI-Arc, Southern California Institute of Architecture’da yüksek lisans derecesini aldı. Pekin, gelişen yeni sistemleri ve sayısal algoritmaları kullanarak dijital olarak geliştirdiği mimari kompozisyonları sanatsal bir yaklaşımla keşfederken, mekanları da kapsayıcı ortamlara dönüştürüyor. “Color & Materiality” serisinde rengi materyal yaratmak için kullanıyor, fiziksel ve somut maddeleri görsel maddelerle birleştiriyor: “Renk bir maddenin temsili değil maddenin kendisidir. Rengin maddeselliği herhangi bir mecrada taklit edilemez. Renk, duyuları tetikleyen ve atmosfer yaratan bir yüzeydir. Rengin malzeme olarak kullanımı alanlar yaratır. Farklı varyasyonlardaki tonlar, satürasyon ve parlaklık ile bu alanlar, görsel temsile indirgenmeyecek kompozisyonlar oluşturur.”

Pınar Akkurt, nam-ı diğer Pınarita, enstalasyon çalışmalarına yoğunlaşan bir sanatçı, tasarımcı ve maker. Gündelik objeler üzerinden yeni formlar ve sistemler geliştiren Pınar’ın çalışmalarının ortak zemininde renk, değişim ve ileri dönüşüm kavramları yer alıyor. Çay tabaklarıyla oluşturduğu desen “Teatime” ve kendi etrafında dönen bakır tepsi “Kinetik Sini” çalışmaları, İstanbul’daki Karaköy Lokantası için 2011’den beri sadece mutfak aletleri kullanarak gerçekleştirdiği yerleştirmeler serisinin birer parçası. “Kilim” ise antik Anadolu kilim motiflerinden ilhamla kavanoz kapaklarından oluşturulmuş bir duvar halısı. Bu proje için yeni bir dokuma tekniği geliştiren Akkurt, bu tekniğe özel bir alet tasarladı ve antik motifleri günlük atık malzemelerle yeniden yorumladı. Akkurt aynı zamanda, ileri dönüşüm üzerine bir araştırma ve üretim platformu olan İleri Dönüşüm Kütüphanesi’nin de kurucusu.

Sergi, global tasarım dünyası için kritik önem taşıyan bu üç temanın tartışılmasına odaklanırken, aynı zamanda tasarımcıların fikirlerinden ve uygulamalarından yola çıkarak yeni ve eleştirel stratejiler önermeyi amaçlıyor. Bu bağlamda, tasarımla yaşamı iyileştirmenin yaratıcı yollarını da tartışmaya açıyor.

Serginin kavramsal çerçevesi ve küratöryel uygulamaları IN-BETWEEN Tasarım Platformu tarafından geliştirildi. Bilgen Coşkun ve Dilek Öztürk tarafından kurulan IN-BETWEEN, yaratıcı ekosistemleri, sosyal ve kültürel çevreleri tasarım tartışması etrafında bir araya getiriyor.

Bu sergi, Türk Hava Yolları’nın değerleri destekleri ve Türkiye Avrupa Birliği Daimi Temsilciliğinin ev sahipliği ile gerçekleştiriliyor.

Detaylı bilgi için: www.designseptember.be