Mimarlık Öğrencileri ATİNA’yı (PETRA The Flooring Co.) ile Gezdi…

İzmir Serbest Mimarlar Derneği’nin Gürhan Tümer anısına, PETRA The Flooring Co. sponsorluğunda düzenlediği Gürhan Tümer Anısına İzmir Ütopyaları İzmirSMD Öğrenci Fikir Projesi Yarışması’nı kazanan öğrenciler, Atina gezisiyle ödüllendirildi.

PETRA The Flooring Co. sponsorluğunda İzmir Serbest Mimarlar Derneği tarafından düzenlenen Gürhan Tümer Anısına İzmir Ütopyaları İzmirSMD Öğrenci Fikir Projesi Yarışması’nda birinciliği “Organik Kolaj” projesiyle Osman Batuhan Türker (ODTÜ), ikinciliği “Bağlantılar” projesiyle Kadir Mert Tatar (MEF), Didem Ertem (İTÜ) ve Alpcan Hastürk (İTÜ), üçüncülüğü ise “DeMonte” projesiyle Hasret Gül Atmaca ve Tugay Yılmaz (Gebze Teknik Ü.) almıştı. AKG Gazbeton sponsorluğunda düzenlenen Merhaba – İzmirSMD Öğrenci Bitirme Projesi Ödülü 2017’de ise Ömer Başar (İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü), Nihan Boran (Dokuz Eylül Üniversitesi) ve Sena Kırmız (İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü) eşdeğer ödüle layık görülmüştü. Öğrenciler, Atina gezisiyle ödüllendirildi.

İzmirSMD üyesi mimar Dürrin Süer, bi_özet’e verdiği söyleşide gezinin önemini: “Mimarlık eyleminde mekanı görmek, dinlemek, dokunmak, koklamak, deneyimlemek önemli. Bir kenti, binayı, yaşam kültürünü, mekana yansıma biçimini kavramak gezilerle mümkün kılınıyor. Mimarlar için geziler bu nedenle anlamlı. Dernek Yönetim Kurulu da ödül olarak bir yurtdışı gezisini düşündü ve her iki yarışmanın ödülü olarak Atina gezisini koydu” sözleriyle açıkladı.

Deniz Güner

Ödül gezisinin programını hazırlayan Prof. Dr. Deniz Güner ise “İzmirSMD adına bir ödül gezisi kurgulamam istendiğinde, kenti yürüyerek deneyimlemenin yarattığı yoğun ve kalıcı etkiyi de akılda tutarak, Paris, Londra, Berlin gibi 20. yüzyılın iri Avrupa metropolleri yerine, yürüyerek keşfedilebilecek Atina gibi bir Groβstadt’ın (Büyükkent) mimari araştırma ve keşif hedefli bir gezi için daha uygun olacağını düşündüm. Kaldı ki kültürel ve toplumsal olarak sahip olduğumuz bazı ortaklıklar nedeniyle bize oldukça aşina gelebilecek bu kent, yalnızca sahip olduğu antik, modern ve çağdaş mimari yapıları ile değil, Le Corbusier ve Doxiadis’in mimarlık kuramlarına ilham vermiş olması ve modern kent planlama geçmişi ile de öğretici niteliklere sahip. Kentin sahip olduğu bu çoklu zenginliği, Atina’nın kentsel tarihi üzerinden anlatmak ve deneyimletmek üzere, kent tarihindeki önemli anları, aktörleri, yapı ve müdahaleleri yerinde görebilecek farklı tur güzergâhları kurguladım.” sözleriyle Atina’yı seçme nedenlerini özetledi.

Gezinin ilk gününde mimarlık öğrencileri; Syntagma Meydanı ve çevresini, Monastraki, Plaka, Anafiotika, Mitrepoleos, Psirri semtleri ve Ermou Caddesi’ni, Monastraski İstasyonundaki arkeolojik buluntuları ve Metaxourgio -Psyri’de Tassos Biris Architects’in konut projelerini ziyaret ettikten sonra Lithos Tavern Restaurant’ta akşam yemeği yediler.

İkinci gün Atina Akropolü ve Parthenon’u gördükten sonra Bernard Tschumi’nin Akropol Müzesi’ni ve Benaki Müzesi Mimarlık Galerisi’ni gezerek günü Gazi College’de akşam yemeğiyle noktaladılar.

Gezinin son gününde ise Nea Smyrni meydanının ardından Smyrna Panoraması ve İzmir’den taşınan Agia Photini kilisesi ile bölgenin güncel apartman tipolojisi incelendi. Paleo Faliro’daki Flisvos Kıyı Meydanı Düzenlemesi ve Renzo Piano’nun tasarladığı Stavros Niarchos Foundation Cultural Center ziyaret edildikten sonra Argoura’da akşam yemeği yenerek gezi sonlandırıldı.

İzmirSMD Yönetim Kurulu Üyesi Tamer Aksüt, geziyi şöyle değerlendirdi:

“PETRA ve İzmirSMD’nin birlikteliği sayesinde dokuz yeni genç mimar meslektaşımız ile keyifli bir Atina gezisi yaptık. Hocamız Deniz Güner rehberliğinde hem antik Atina’yı hem de şehrin modern yüzünü deneyimlemek, gezmek şansını elde ettik. Bir kısmı ilk defa yurtdışı tecrübesi yaşayan genç arkadaşlarımızın şehrin mimarisi, eğlence ve gündelik yaşamını deneyimlemeleri, tanımaları ve mimarinin beşiği bir şehirde mesleklerine ait birikimlerine yapı taşları olacak tecrübeler biriktirmelerinin onlar için ne kadar keyifli olduğunu, harika bir duygu yaşadıklarını izledik.

Sevgili Deniz Güner’in olağanüstü anlatımı, kente ait tecrübesini size en derin çizgilerle yaşatan rotası ve yapıların hissiyatını en iyi şekilde anlatan bakış açısı; şehri mimarca hissetme, ona sarılma, yapılan işlere saygı duygusunu hepimize yaşattı.

Antik dönemde kutsal kabul edilen bir tepe üzerine kurulan anıtsal yapılar zaman içerisinde şehrin büyümesiyle bulunduğu coğrafyaya yayılmış, sonrasında dönem dönem yapılan radikal kentsel planlamalarla ve yapı alanlarıyla bugünkü şeklini alan şehir, mimarlık anlamında da oldukça farklı yapılara sahip binalar biriktirmiş. Şehrin büyük kısmının antik kalıntılar üzerine yapılanmış olduğunu öğrendik, buna çok iyi bir örnek olarak Akropolis Müzesi’nin projelendirme ve uygulama sürecini deneyimledik. Başarılı bir sergilemeyi izlemek  ve yapıyı mimarca duygularla hissetme fırsatı yakaladık.

Kentin mimarlarının ulusal birikimlerini de kullanarak yeni yapılan güncel tasarımları, başarılı uygulamaları gördük. Gündüz yaşantısının akşam eğlencesine döndüğü yeni nesil underground mekanlarını yerinde yaşadık. Burada eskiden gelenin, dönüştürülerek yaşama nasıl bağlanabileceğini gördük. 2004 olimpiyatları sonrası ülkenin yaşadığı mali kriz sebebiyle atıl kalan koskoca bir bölgenin yerel bir yatırımcı ve ünlü mimar Renzo Piano ile nasıl canlandığını yaşamak, ülkemizde aynı süreçten geçen benzer alanlar için umudumuzu kuvvetlendirdi.

PETRA ile yaptığımız bu seyahatin bizde bıraktığı görsel doygunlukla birlikte keyif, umut ve mimarlık adına daha fazla enerji ile bize çok yakın, tanıdık ve güzel bir şehirden ayrıldık. Umuyorum ki İzmirSMD ve PETRA dokuz genç meslektaşımıza yepyeni ufuklar yaratmayı başarmıştır. Edindiğimiz görsel hafıza yeni işlerimizde bize yeni fikirler verecektir. Bu fırsatı yarattığı için PETRA’ya teşekkürlerimi sunmak isterim.”