[söyleşi]: “Mimarın ilişki kurma kapasitesi onun mimarlığını tanımlar hale gelmiş vaziyette.”

Urban Atölye ve Tuşpa Mimarlık’ın kurucusu Mimar Nilüfer Kozikoğlu ile Yapı Fuarı’nda yenilikler ve ilişki kurma fırsatları üzerine konuştuk.

Bir mimar olarak Yapı Fuarı’nı ziyaret sebebiniz nedir? Yeni iş ilişkileri geliştirmenize ve yeni projelerinize katkısı oluyor mu? Yapı Fuarı ziyaretlerinizin ileride yapacağınız projelere etkisi nasıl oluyor?

Yapı Fuarı her zaman çok ilgimi çekmiştir. Geçen sene dört saatte koşturarak gelip iki binayı gezip geri dönmüştüm. Firmaların kendi malzemelerini anlatma biçiminden tutun, birçok malzemeyi bir arada görebilmek, yeni detaylar ve gelişen trendleri takip edebilmek için dergi bakmaktan çok daha etkili olduğuna inanıyorum. Daha iyisi nasıl olabilir? Bu sene örneğin demonstrasyonlar bölümü var, bence çok akıllıca. Bu konuşmalar geçen senelerde de vardı, ben takip edememiştim. Bence konuşmalar çok etkili.

Çok açık söyleyeceğim: Herhangi bir İstanbullu için buraya gelmek zor. Bunun adını koymak lazım, sabah buraya gelmeyi daha da kolaylaştıran her türlü fırsata açığım.

Bir de şimdi internetin varlığıyla sanki bütün malzemeler elimizin altındaymış gibi hissediyoruz. Ama şöyle bir koridorun içinden geçiyorsun, unuttuğun firmaları, varolduğunu bilmediğin ürünleri görüyorsun. 1990’larda Fransa’da Batimat’a gitmiştim. Batimat beni ne kadar etkilemişse bugün gezerken Yapı Fuarının da aynı derecede etkili olduğuna inanıyorum.

Negatif bir şey söylemem gerekirse, “peer to peer” veya “business to business” ilişkileri kurmakta çok etkili olduğuna hala inanmıyorum. Bu hala mimarın kendi ilişki kurma biçimlerine çok bağlı bir sistem. Belediyelerle, malzemecilerle ilişki. Mimarın ilişki kurma kapasitesi onun mimarlığını tanımlar hale gelmiş vaziyette. Buna çok üzülüyorum. Bence fuar da bunun için bir fırsat yaratıyor olabilir.

Yapı Fuarı hakkındaki görüşleriniz nasıl? Sizce fuarlar yapı sektörü için ne önem taşıyor? Bugünlerde düzenlenen fuarların önceki yıllara kıyasla farkları neler?

Ben demonstrasyonları bir fark olarak gördüm ama geçen sene kaçırmış olabilirim. Stand dilinin kalitesinin arttığını düşünüyorum. Eskiden çok öğrenci dolu olurdu, şimdi baya “business oriented” olduğunu görüyorum. Bana yoğunluk azalmış, kalite artmış gibi göründü. Bu bir intiba.

Fuarda standlar dışındaki aktiviteleri takip ediyor musunuz? Bunlar üzerine düşünceleriniz neler?

Fuarın İstanbul geneline de yayılabileceğini söylemek isterim. Aslında bu bir fırsat, çünkü 40 yıl, dile kolay. 40 yılın bu noktasına gelinmişse bunun şehre biraz ulaşabiliyor olması lazım. İstanbul şu an Yapı Fuarı’nı yaşıyor duygusunun şehre akabilmesi iyi olurdu. Bence şu an o durum zayıf. Körlerle sağırlar birbirini mi ağırlıyordur acaba diye merak ediyorum, ama onu bilemem.