TSMD Mimarlık Merkezi’nde “MİMARLIK ÖDÜLLERİ” Konuşuldu…

Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin (TSMD) Seranit Grup sponsorluğunda düzenlediği Türkiye Projeleri panel serisinin sonuncusu “Mimarlık Ödülleri / Amaç, Yöntem ve Sonuç” teması ile TSMD Mimarlık Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD) tarafından düzenlenen Türkiye Projeleri panel serisinin sonuncusu, Seranit Grup sponsorluğunda, “Mimarlık Ödülleri / Amaç, Yöntem ve Sonuç” teması ile 23 Mart 2017 tarihinde TSMD Mimarlık Merkezi’nde yapıldı. Panel öncesinde basın mensuplarıyla birlikte, Cengiz Bektaş’ın 1988 yılında Ulusal Mimarlık Ödülü’ne layık görülen Türk Dil Kurumu yapısı ve Erkut Şahinbaş’ın Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne layık görülen Doğramacızade Ali Sami Paşa Camisi gezildi.

Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD) Yönetim Kurulu Başkanı Aytek İtez’in açılış konuşmasını yaptığı panelde, Türkiye mimarlığı değerlendirilmesinde önemli bir yer edinen “Mimarlık Ödülleri”, ulusal ve uluslararası ölçekte amaç, yöntem ve sonuç ilişkileri ele alındı.

Türk mimarisinin panoraması

Celal Abdi Güzer

Prof. Dr. Celal Abdi Güzer’in moderatörlüğünde düzenlenen panelde, Prof. Dr. Suha Özkan, Müge Cengizkan ve Ömer Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Panelde ilk olarak söz alan Prof. Dr. Celal Abdi Güzer, mimarlık ödülleri ile eleştirel bir sürecin oluştuğunu, bir dönemin mimari açıdan kayıt altına alındığını ve mimarlığa dair değerlerin üretildiğini belirtti. TSMD Mimarlık Ödülleri’nin geçtiğimiz iki dönem ödül kurulunda yer alan Güzer, ödüllerin mimarlara hedef göstermek ve bazı örnekleri öne çıkarmak yoluyla dönemin mimarlığının büyük ölçüde belirleyicisi olduğundan bahsederek, “TSMD Mimarlık Ödülleri’nde Türkiye mimarisinin dönemsel panoramasını görmek mümkün” dedi.

Ayrıca son yıllarda sayısı artan ve pazarlama aracı olarak kullanılan ücretli ödüllere de değinen Güzer, ödül sürecinde jürinin varlığı ve bağımsızlığının ödülün saygınlığı için son derece önemli olduğunu öne sürdü. TSMD Mimarlık Ödülleri jürisinin sadece bir bölümünün üyelerden seçildiğini ve “Yapı Ödülü” ile “Büyük Ödül” sabit kalmak üzere kategorilerinin düzenli olarak yenilendiğini belirten Celal Abdi Güzer, panelde özellikle kurumsallaşmış ödüller üzerinde durulacağını not ederek sahneyi sırasıyla diğer panelistlerin görüşlerine bıraktı.

Ödül denince ödüllerin tekrarı ortaya çıkıyor

Suha Özkan

Prof.Dr. Suha Özkan, dünya çapında verilen Pritzker, RIBA ve Preamium Imperiale gibi önemli mimarlık ödüllerini aktardı ve bu ödülleri alan isimlerin birbirini tekrar etmesine dikkat çekti. Özellikle kendisinin de uzun seneler görev aldığı Aga Khan Mimarlık Ödülü üzerinde duran Özkan, bu ödülü almış Türk mimarlardan ve mimari ideolojilerinden bahsetti. Özkan, Aga Khan Mimarlık Ödülleri’nde geçmiş yıllarda bazen tanınırlığa sahip bir jüri üyesinin ödülü kazanan proje üzerinde belirleyici olabildiğini de aktardı.

Yakın zaman içinde süreçlerinde görev almış olduğu Architectural Record (AR), World Architecture Festival (WAF) ve Cityscape ödüllerini de kısaca anlatan Suha Özkan, bunlardan bazılarının son dönemin ücretli ödül akımına dahil olması nedeniyle buralardaki görevlerini devam ettirmediğini söyledi.

Ödüllerin veri tabanı oluşturulmalı

Müge Cengizkan

Müge Cengizkan ise, yürütücülüğünü yaptığı Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’nin amacından ve içeriğinden bahsederek, kurumsal olarak sergiyi her zaman ödülün önünde tuttuklarını aktardı. 30 yıllık süreç içinde 2300 eserin toplandığını, bunlardan 128 tanesinin ve 48 kişi ve/veya kuruluşun ödüllendirildiği bilgisini veren Cengizkan, ödüllerin bir eleştri platformu oluşturduğunu belirterek mimarlığa katkılarını sıraladı. Katılımcıların oluşturduğu bu eleştiri platformunu, Mimarlık dergisinde bir “mimarlık eleştirisi” bölümüyle devam ettirmeyi amaçladıklarını aktaran Cengizkan, ne yazık ki bölümle ilgili geri dönüşlerin istedikleri yöntemlerle yapılmadığını söyledi.

Cengizkan ayrıca gelecek dönemlerde; Ödüllerde yer alan projelerin bir veritabanının oluşturulmasını, farklı retrospektif sergilerle toplanan külliyatın değerlendirilmesini, kamu politikalarına katkıda bulunacak ve tartışma ortamının sürekliliğini sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesini ve mimarlık ortamında kadınların tek başına temsilinin teşvik edilmesini sağlamak amacıyla kadın mimarlara yönelik ayrı bir ödül kategorisinin açılmasını önerdi.

Ödül oluşturulurken niyet nedir?

Ömer Yılmaz

Son olarak söz alan Ömer Yılmaz, yarışma ve ödül kavramları arasındaki farkı açıklayarak, Arkitera Ödülleri’nden kısaca bahsetti. Ödülün başarısı ve güvenilirliğinde esas noktanın niyet olduğunu söyleyen Yılmaz, ücretli başvurular karşılığında ödül kazanma garantisi veren ve buna göre ülke ve kurumlara prestij bahşeden ödüllerin niyetlerini sorguladı.

Yılmaz ayrıca, uluslararası çapta popüler olan tasarım ödüllerin içerik ve yöntemlerini ele alarak, WAF Ödülleri’nin önemli bir ödül programı olmasına karşın ticari yanının çok fazla olduğunu söyledi. Gayrimenkul ödülleri arasında yer alan MIPIM ve Cityscape ödüllerinin ise farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, arkasındaki fuarları destekleyen başarılı ödül programları olduğunun altını çizdi.

Biriktikçe değerli hale geliyor

Konuşmalar sonunda Suha Özkan ödüllerin elbette ticari amaçlı kullanımlarının olacağını ve bir ödüle inanmak için onu çok iyi araştırmak gerektiğini belirtirken Ömer Yılmaz, bir devlet kurumu tarafından verilecek bir mimarlık ödülünün gerekliliğine değindi. Müge Cengizkan ise bu talebin Mimarlar Odası’na bir süre önce iletilmiş olduğunu, buna yönelik olarak Koruma Ödülleri ve Yapı Ustası Ödülleri gibi farklı kategorilerden oluşacak bir programın Oda tarafından önerildiğini, ancak sonuçsuz kalındığını anlattı.

Bazı politik kararların da ödül programlarının içeriğini ve yöntemini etkilediği ve uluslararası ölçekte Türkiye’nin yer edinmesini zorlaştırdığına yönelik yapılan tartışmanın ardından Celal Abdi Güzer, “Ödüller yıllar geçtikçe ve biriktikçe değerli hale geliyor” diyerek paneli noktaladı.