[söyleşi]: “Mimarlara özel olduklarını hissettirmeyi amaçlıyoruz.”

Nilay Depickere

ARCHITECT@WORK’un kapanışında organizasyon ekibinden Nilay Depickere (ARCHITECT@WORK – Account manager) etkinliğin Türkiye ayağı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

ARCHITECT@WORK Türkiye’de ilk defa düzenleniyor olsa da yurtdışında bir süredir devam etmekte. ARCHITECT@WORK’ün ve etkinliği Türkiye’ye getirme fikrinin ortaya çıkış hikayelerini anlatır mısınız?
Biz ARCHITECT@WORK Türkiye’yi, Avrupa’da düzenlediğimiz bu etkinliğin Ortadoğu ayağı olarak hayata geçirdik. Bu sene uluslararası etkinlik takvimimize Türkiye ve Kanada katıldı. Öncelikle etkinlik Türkiye’ye geldiğinde nasıl karşılanır, mimarlar etkinliğe ilgi gösterirler mi, diye bir sene süren bir pazar araştırması yaptık. Pek çok firma ve mimarla görüştük. Kendilerinden olumlu dönüş aldık ve bu nedenle Türkiye’ye de gelmek istedik. Bugün İstanbulda’yız.

ARCHITECT@WORK’ün Türkiye’deki diğer fuarlardan ne anlamda farklı olmasını amaçladınız?
Öncelikle ARCHITECT@WORK halka açık bir organizasyon değil, yalnızca mimar, iç mimar ve yapı uzmanlarına hitap ediyor. Patentli bir konseptimiz var. ARCHITECT@WORK’e her firma katılımcı olarak katılamıyor, üretici veya markaların Türkiye’deki tek temsilcileri katılabiliyor. Firmaların başvurusu sonrası tüm ürünler, mimardan oluşan bir komite tarafından inovatif özelliğine göre değerlendirilerek bir onay veriliyor. Sadece bu komitenin onay verdiği inovatif ürünlerin ARCHITECT@WORK’te sergilenmesine izin veriyoruz. Açıkçası bu da mimarların ilgisini çekiyor, yeni ürünleri inceleme fırsatları oluyor. Mimarların kendilerini geliştirdikleri bir etkinlik bu. İnovatif ürünlerin sergilenmesinin yanında ARCHITECT@WORK kapsamında düzenlenen yan etkinlerin de sektöre ve mimarlara çok şey kazandırdığını düşünüyoruz. Ayrıca etkinlik alanı estetik anlamda farklı; C4-Creative Four adlı dört mimar tarafından tasarlandı. Tüm ülkelerde düzenleyeceğimiz ARCHITECT@WORK etkinlik alanı için bu mimarlarımızın onayını alıyoruz, stantlarımızı çizdikleri plana uygun şekilde yerleştiriyoruz. Kısıtlı bir alan sağlıyoruz çünkü ziyaretçilerimiz stant odaklı değil, ürün odaklı geliyorlar. Firmalar profesyonel bir kitleye hitap ettikleri için de büyük stantlara gerek duymuyorlar.

ARCHITECT@WORK kendisini bir fuardan ziyade bir etkinlik olarak tanımlıyor. Türkiye’de bir kıyaslama yapılacaksa bu ancak fuarlarla yapılabilir. Son zamanlarda mimarların Türkiye’deki yapı fuarlarına ilgisi gittikçe azalıyor. Fuarlarda kendilerine hitap eden etkinlikler bulmakta zorlandıklarını dile getiriyorlar. Bu duruma yol açan eksiklikleri gidermek için ziyaretçilerinize neler sunuyorsunuz?
Aslında yalnızca Türkiye’de değil her ülkede bu böyle. Mimarlar büyük ölçekli yapı fuarlarına gitmiyorlar. Çünkü bunlar çoğunlukla fazla karmaşık ve halka açık organizasyonlar oluyorlar. Örneğin bir mimar aradığı ürünü bulmak için 1500 stant arasında saatlerini geçiriyor. Ancak mimarın vakti de kıymetli. Onlar için çok yorucu oluyor, bu karmaşaya girmek istemiyorlar. ARCHITECT@WORK’te ise firmalarla yüzyüze iletişim kurma, tanışma imkanları oluyor.  Hedefimiz de aslında bu. Mimarlara özel olduklarını hissettirmeyi amaçlıyoruz.

Peki Türkiye’ye özel farklılar oldu mu yoksa Avrupa’daki standartlarınızı burada da aynen korudunuz mu?
Tabii ki bazı farklılıklar var. Biz de ilk etkinliğimizde bunu hissettik. Patentli bir konsept olduğu için yurtdışında kullandığımız her şey birebir İstanbul’da da aynı. Avrupa’da kendi tedarikçi firmalarımız ile çalışıyoruz. Bizim için çalışma şekli daha kolay. Fakat burada dışarıdan bir firmayla çalıştık. Aynı kaliteyi Türkiye’de de aynı şekilde koruduk. Yalnızca tema ile ilgili bir farklılıktan söz edilebilir. Çünkü her ARCHITECT@WORK farklı bir tema ile düzenleniyor. Bu yıl komitedeki mimarlarımızın kararıyla -“İstanbul Su’yun şehri” dediler – tema olarak “Mimari ve Su”yu seçtik. Gelecek yılın teması da onların kararı ile belirlenecek; biz de bu tema çerçevesinde etkinliklerimizi ve fuar alanını organize edeceğiz.