[söyleşi]: “Tasarım, Konu Mimarlık Olduğunda Yalnızca Formdan İbaret Bir Şey Olmaktan Çıkıyor”

Barbaros Evi
Onurcan Çakır
Onurcan Çakır

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde doktora çalışmalarını “mimari akustik” konusu üzerine yürüten ve “akustik konut” olarak anılan Barbaros Evi’nin mimarı Onurcan Çakır ile tasarım – akustik ilişkisi ve Barbaros Evi hakkında konuştuk.

 

Barbaros Evi, cephesinde kullanılan brüt beton ve doğal taş ile iki farklı karakter taşıyor. Bu iki farklı malzemeyi bir araya getirme fikri nasıl oluştu ve uygulama aşamasında bir zorlukla karşılaştınız mı?

Beton da, taş da bu yapının cephesinde ham olarak kullanıldı. Biri geleneksel, diğeri modern bu malzemelerin seçimi, iç mekanda oluşturulan hacimlerin fonksiyonlarına göre şekillendi. Beton, yüzey yoğunluğu yüksek olduğundan, ses geçirimsizliği açısından iyi bir malzeme. Bu yüzden, akustik açıdan özel tasarlanmış sessiz odanın cephesi için seçildi. Bu oda haricinde, yapının diğer tüm dış duvarları doğal taş. Barbaros Evi’nde kullanılan taş, köyün kendi taşı ve köyde yaşayan ustalar tarafından örüldü. Hem yerel olduğu için mevcut taş duvar dokusuna uyum sağlayan, hem de nakliyat ve kesme gibi yüksek ek maliyetleri olmayan bir malzeme olduğundan, köyün kendi taşı tercih edildi. Bununla beraber, yapı kütlesi saf geometrik formlar oluşturacak biçimde tasarlandı. Beton, kalıptan çıkması sayesinde temiz dörtgen yüzeyler oluşturmak için ideal bir malzeme. Taş ise, köyün yerel dokusunu oluşturan diğer konutlardan farklı olarak, teras çatı ve tek yükseklikte ilerleyen parapet duvarları ile basit bir dikdörtgenler prizması formu oluşturdu. Bu iki geometrik form, dışarıdan farklılıkları algılanacak biçimde iç içe geçti. Uygulama aşamasında, yapının konumu itibariyle içerisinde bulunduğu sokağın çok dar olması ve bu yüzden beton pompa ve mikserleri gibi büyük araçların sahaya ulaşmasının zorluğu sebebiyle bazı sıkıntılar oldu, ama sonunda hepsi çözüldü.

Barbaros Evi bir “akustik konut” projesi olarak da anılıyor. Bize biraz projenin bu şekilde anılmasının nedenlerinden bahseder misiniz?

Bu yapının dışarıdan algılanan en farklı kısmı, cephesi brüt beton olan, akustik açıdan özel olarak çalışılmış sessiz oda. Bu oda tamamen sessiz bir ortamda uyuyabilmek için tasarlandı. Köy, her ne kadar şehirle kıyaslandığında daha sakin bir yer olsa da, buranın da kendine göre rahatsız edici sesleri olabiliyor. Özellikle yaz mevsiminde köy meydanında yapılan ve gece boyunca süren yüksek sesli, hoparlörlü düğünler veya köyün biraz yukarısında yeni kurulan rüzgar enerjisi santralinin tribün sesi gibi istenmeyen kaynakların önüne geçmek için, çift pencereli ve çift kapılı, birden fazla katmana sahip duvarları olan bir oda oluşturuldu. Projenin ana fikri de zaten doğa içerisinde sakin bir yaşam ortamı oluşturmak ve istendiğinde tamamen sessiz bir hacim sağlamak. Bu sebeple Barbaros Evi aynı zamanda bir akustik konut.

Bahsettiğim odanın duvarları dışarıdan içeriye doğru beton, taş yünü ve tuğla olarak katmanlaşıyor. Ses geçişini azaltan etmenlerden biri, seçilen malzemenin yüzey yoğunluğunun yüksek olması. Bir diğeri ise duvarın birden çok katmandan oluşması ve bu iki duvar arasında boşluklu veya yutucu bir malzeme olması. Barbaros Evi, çok katlı bir yapı olmadığından, betonun ağırlığı bina taşıyıcı sistemi için ek bir yük yaratmayacaktı; bu yüzden ses azaltımı konusunda işe yarayacak bu iki yöntemi de yapıda uyguladık.

“Şu zamana kadar ülkemizde konut yapılarında akustik, bir lüks gibi algılansa da, hayat standartlarını arttıracak en önemli konulardan biri ses yalıtımıdır.”

Mimaride akustik konusu; oditoryum, tiyatro gibi büyük ölçekli projelerde daha sık karşılaştığımız bir sorun ve/veya kavram. Bunun Barbaros Evi gibi küçük ölçekli projelerde de öncelikli tasarım kriterlerinden biri olduğunu düşünüyor musunuz?

Kaliteli bir akustik ortam içerisinde bulunmak, bir yapı içerisinde kullanıcının bekleyeceği konfor şartlarından biri. Bir konser salonunda, çalınan müziğin türüne de bağlı olarak, sesin canlı duyulmasını isteriz; bir hastanenin koridorlarında gürültünün mümkün olduğunca az olmasını veya bir tiyatro sahnesinde oyuncunun sesinin, arkadaki ve öndeki tüm seyirci koltuklarından aynı anlaşılabilirlikte duyulmasını bekleriz. Mimari akustik dediğimizde aklımıza bunlarla birlikte, konutların içindeki ses ortamları da geliyor. Örneğin gece uyurken komşunuzun yüksek sesle izlediği televizyonun sesini duymak, öncelikle komşunuzun düşüncesizliğini, ama bununla birlikte akustik açıdan yeterli düzeyde önlem alınmamış bir evde oturduğunuzu gösterir. Hacim akustiği ve gürültü kontrolü, mimari akustik açısından beraber ele alınması gereken iki kavram. Örneğin bir konser salonunda, iç mekandaki çınlama sürelerini içeride kullanılan malzemelerin yüzeyleri belirler; ama bunun ötesinde, bir konser salonuna dışarıdan gürültü gelmesi istenmez. Bu yüzden yüzey malzemeleri ile beraber, konser salonlarının duvarları ve tüm yapı elemanları ses geçirimsiz olmalıdır.

Aynı şekilde, konutlarda da hem duvarlardan, hem de taşıyıcı sistem aracılığıyla alt, üst ve yan dairelerden gelecek gürültülerin engellenmesi, mimari akustiğin çalışma konularından biridir. Şu zamana kadar ülkemizde konut yapılarında akustik, bir lüks gibi algılansa da, hayat standartlarını arttıracak en önemli konulardan biri ses yalıtımıdır. Bir süredir bu sebeple yeni bir yönetmelik üzerinde çalışılıyor (Binaların Gürültüye Karşı Korunması ve Ses Yalıtımı Hakkında Yönetmelik); henüz taslak aşamasında, ama hayata geçtiği zaman hem konut hem de farklı fonksiyonlara sahip kapalı hacimlerin ses açısından detaylı olarak çalışılmasını zorunlu kılacak düzenlemeler getiriliyor. Eğer gerçekten takibi yapılırsa, bu çok olumlu bir gelişme olacak. İşitsel konfor, konutlarda görsel ve ısıl konfor ile beraber en önemli konulardan biri.

Diğer bir yandan da akustik, büyük ölçekli projelerde bile estetik kaygısı sebebiyle 2. plana atılabiliyor. İstenilen görsel etkiyi sağlamak amacıyla kullanılan malzemeler ve çözümler ciddi akustik sorunlarına yol açabiliyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hem malzemeler, hem de hacmin formu belirlenirken, mekanın fonksiyonuna uygun bir akustiği sağlayacak biçimde tercihler yapılması gerekiyor. Sık sık, kullanıcıları tarafından uğultulu olarak tanımlanan alışveriş merkezleri ile karşılaşıyoruz. Bu, sıklıkla fazla yansıtıcı malzeme kullanımından kaynaklanıyor. Benzer şekilde, derslerin işlendiği sınıfların malzemeleri ve formu mimari tasarım sırasında doğru biçimde belirlenmezse öğrenciler hocanın anlattıklarını anlayamadığından, sonradan çıkan bu gibi sorunlar sebebiyle bir akustik uzmanından yardım alınmak zorunda kalınabiliyor. Böyle bir durumda, mevcut durum iyileştirmesi yapılabiliyor ancak. Aslında en ideali, mekanların en başından itibaren ses ortamı da göz önünde bulundurularak tasarlanması. Bu şekilde ilerlenen projelerde sonradan tadilatlar yapılmak zorunda kalınmayacaktır. Bu yüzden, disiplinlerarası bir alan olan mimari akustiği tasarımın her anına dahil etmemiz şart. Aynı şekilde aydınlatmayı, iklimlendirmeyi, enerji verimliliğini ve diğer birçok konuyu da tasarım sürecinde uzmanları ile beraber değerlendirmek gerek. Tasarım, konu mimarlık olduğunda yalnızca formdan ibaret bir şey olmaktan çıkıyor, kullanıcı konforu işin içine giriyor çünkü. Ayrıca, estetik ile akustik eş zamanlı olarak yürüyebiliyor. Ses yutuculuk katsayısı istenen değerlerde, dilediğiniz her tür görselliğe sahip birçok malzeme var piyasada artık. Saydam malzemeler bile artık mikroperforasyon ile tamamen yansıtıcı bir malzeme olmaktan çıkarılabilmiş durumda. Yalnızca, standartlara göre belirli aralıktaki kabul gören değerleri sağlamak için doğru malzemeleri seçmek gerekiyor.

“Gürültü, istenmeyen ses olarak tanımlanıyor. Yani, hoşlanmadığınız her tür ses aslında sizin için bir gürültü.”

Tasarım sürecinde akustik ve mekanın fonksiyonu arasındaki ilişki sürecin hangi aşamasında ve nasıl kuruluyor? Sizce bu konuda her zaman doğru bir yaklaşım izleniyor mu?

Genellikle konser salonları gibi özelleşmiş mekanlarda, tasarımın başından itibaren ses konusu göz önüne alınarak hesap ve çizimler yapılıyor. Hatta tasarımdan bile önce, mal sahibinin inşaat yapılacak arsayı seçmesi sırasında dahi, çevresel gürültünün fazla olmayacağı yerler tercih edilebilir. Ancak konutlarda, restoranlarda, alışveriş merkezlerinde veya okullarda mimari tasarım süreci neredeyse tamamlanmak üzereyken, eğer zorunda kalınırsa, akustikle ilgili önlemler alınıyor. Bu sebeple de, kullanıcıların ses açısından şikayetçi oldukları durumlarla sık karşılaşılıyor. Mekanik tesisat gürültüsü, özellikle otel ve mağazalarda önlem alınması gereken bir konu. Birçok beş yıldızlı otel zincirinin standart tasarım kriterleri arasında, odaların sahip olması gereken ses yalıtım değerleri yer alıyor. İnşaatlarını bu kriterlere uygun olarak yapıyor, müşterilerine gece sessiz uyuyabilecekleri ortamları garanti etmiş oluyorlar. En azından, belli bir kalitenin üstündeki otellerde durum böyle.muziksiz mekan sticker

Gürültü, istenmeyen ses olarak tanımlanıyor. Yani, hoşlanmadığınız her tür ses aslında sizin için bir gürültü. Bundan yola çıkarak, günlük hayatımızda sıklıkla karşı karşıya kaldığımız fon müziği gürültüsünden bahsetmek ve kamusal alanlarda çalınan fon müziklerinin aslında bir dayatma olduğunu duyurmak üzere kurduğumuz bir platform olan Müziksiz Mekanlar’dan da kısaca bahsetmek isterim. Herkesin kendi sevdiği türde müzikleri dinlemesinin en büyük destekçisiyiz ve kimsenin gün boyunca sevmediği müzikleri dinlemek zorunda bırakılmaması gerektiğini savunuyoruz. Restoranlarda, kafelerde, alışveriş merkezlerinde, kıyafet mağazalarında, marketlerde, kuaförde, eczanede, hastanede, uçakta, minibüste ve daha birçok kamusal ve yarı-kamusal alanda, sürekli bizim tercihimiz olmayan müziklere maruz kalıyoruz. Ancak işletmeciler bilmeli ki, kayda değer bir müşteri kitlesi fon müziğinden rahatsız oluyor ve müziksiz mekanlar arıyor. Bu insanların mevcut fon müziksiz yerlerden haberdar olması için listelerimizi sürekli güncelliyoruz ve içerisinde TV ve müzik yayını olmayan işletmelerin kapısına “Müziksiz Mekanlar” stickerları yapıştırarak müşterilerin bundan haberdar olmalarını sağlıyoruz. Aslına bakarsanız, en büyük destekçilerimiz de müzisyenler. Bu platform, kullanım aşamasında müşteri ve kullanıcıların akustik konfor değerlendirmelerinden ve kendi arayışlarımızdan yola çıkarak oluşturduğumuz bir internet sitesi aracılığıyla 2011’de ortaya çıktı. Daha detaylı olarak incelemek isteyenler www.muziksizmekanlar.com adresinden bilgi alabilir, aynı zamanda önerilerde bulunabilirler.