(YEM Yayın)’dan yeni bir kitap: Anadolu’nun Gözyaşları

Yurtdışına Götürülmüş Tarihi Eserlerimiz

Büyük bir çoğunluğu 1830–1922 yılları arasında, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden farklı yöntemlerle götürülmüş, günümüzde Avrupa ve ABD’deki müzelerde sergilenen tarihi eserlerimizin, bugüne dek hazırlanmış en kapsamlı envanteri…

Mimarlık, mühendislik, şehircilik, peyzaj tasarımı, endüstri ürünleri tasarımı, arkeoloji, kültür, sanat vb. konu başlıklarında kitaplar yayımlayan YEM Yayın’ın yeni kitabı Anadolu’nun Gözyaşları – Yurtdışına Götürülmüş Tarihi Eserlerimiz yayımlandı.

Anadolu’nun Gözyaşları, büyük çoğunluğu 1830–1922 yılları arasında, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden, farklı yöntemlerle yurtdışına götürülmüş, günümüzde Avrupa ve ABD’deki müzelerde sergilenen tarihi ve kültürel eserlerimizin bugüne dek hazırlanmış en kapsamlı envanterini sunuyor.

Yaşar Yılmaz, yaklaşık yedi yıl önce kendisine yönelttiği “Yurtdışında kaç tarihi eserimiz var; ülke dışına götürülmüş eserlerimize ilişkin bir çalışma var mı?” sorularına yanıt ararken başladığı araştırma sonucunda bu eserlerin peşine düştü ve Batı’daki belli başlı müzeleri gezerek kitabı oluşturan bu özel envanteri derledi.

Yılmaz’ın yaptığı inceleme ve araştırmalar sonucunda ortaya çıkan sonuç ana hatlarıyla şöyle idi: Batılı ülkelerden ABD, Avusturya, İngiltere, Almanya, Fransa ve Yunanistan kendi girişimleriyle Anadolu’dan eserler taşımış ülkelerdir. Hollanda, Danimarka, Vatikan ve Rusya gibi ülkeler ise eserlerin çoğunu Anadolu’da kazılar yapmak yerine dolaylı yollarla elde etmişlerdir. Amerikalıların da 1880’lerden sonra kazılara katıldığı, Osmanlı’nın bu son döneminde kültür varlıklarımız her bakımdan savunmasızdı. Charles Fellows, Charles Texier, Carl Humann gibi gezgin ve araştırmacıların öncülüğünde Batılılar, günlüklerinde ve gezi notlarında da ayrıntılı olarak aktardıkları gibi, çok sayıda tarihi ve kültürel eser ile arkeolojik kalıntıyı ülkelerine taşıdılar. Götürülen bu eserler, örneğin Avusturya’da Ephesos Museum, Almanya’da Pergamon Museum adında, Efes ve Bergama eserlerinin sergilendiği müzeler kurmaya yetecek kadar çoktur.

Yaşar Yılmaz, amatör bir araştırmacı tutkusuyla çıktığı bu yolda, yoğun emek harcayarak 10’dan fazla ülkede, 50’yi aşkın müzeyi gezdi. Kendi olanaklarıyla gerçekleştirdiği, üç yıla yakın süren bu seyahatleri boyunca Anadolu topraklarından götürülmüş ve günümüzde birçok Batı müzesine büyük değer ve zenginlik katan tarihi eserleri yerinde inceleyerek envanter numaralarıyla belgeledi.

Anadolu’nun Gözyaşları’nda ülkeler, şehirler ve müzeler, okuyucuların (özellikle Batı’daki müzeleri ziyaret edecek olanların) bu müzelerde sergilenen eserlere kolayca ulaşabilmesini sağlamak amacıyla alfabetik olarak veriliyor. Söz konusu eserlerin Batılılarca keşfi, taşınma öyküleri ve ülkemizdeki tarihi eser algısı, Osmanlı’nın son döneminde Anadolu’da keşif ve kazı çalışmaları yürütmüş yabancı gezgin ve araştırmacıların notlarından, günlüklerinden, tarihi belgelerden yararlanılarak anlatılıyor.

Günümüzde Batı müzelerinde Hitit, Likya, Urartu, Doğu Roma, Selçuklu, Osmanlı vb. pek çok Anadolu medeniyetinin ürettiği, sayıları on binlerle ifade edilebilecek eser sergileniyor. Anadolu’nun Gözyaşları, basit mutfak gereçlerinden değerli takılara, mermer ve bronz yontulardan dev boyutlu anıt mezarlara, mozaiklerden halılara, savaş aletlerinden cami mihraplarına uzanan çeşitlilikteki eserlerden özgün örneklere yer veriyor.

Bu çalışmanın yurtdışına götürülmüş tarihi eserlerimizi tanımaya, kalan eserlerimizin değerini bilerek kültür varlıklarımıza sahip çıkmaya katkısı olacağını umduğunu dile getiren Yaşar Yılmaz, özellikle yeni kuşaklara, önsöz niteliğindeki bu çalışmayı geliştirerek eksiklerini tamamlamalarını dileyerek şöyle sesleniyor:

“Unutmayalım ki üzerinde yaşadığımız bu topraklar çok önemli kültür katmanlarına sahiptir. Bu coğrafya sadece ‘Akdeniz’e kısrak başı gibi uzanan’, Asya’nın batıdaki ucu değil; daha da ötesi, üç kıtanın ortak geçit köprüsüdür. Eğer, ülkeleri sahip oldukları kültür katmanlarının zenginliğine göre temsil edecek sanat eserleri yapılsaydı, bu coğrafya içlerinde başyapıt olurdu. Bu nedenle bu sıra dışı coğrafyanın talihli insanları olarak sorumluluğumuz daha da artmaktadır.”


 

YEM Yayın Hakkında
YEM Yayın; mimarlık ortamına kalıcı katkılarda bulunmak, düşünsel ve teknik konularda bilgi paylaşım ortamı sağlamak amacıyla kurulduğu 1968 yılından bu yana kesintisiz olarak sürdürdüğü çalışmalarla ülkemizin mimarlık yayıncılığı alanında önemli bir yere sahiptir. Mimarlık, şehircilik, peyzaj tasarımı, ekoloji, inşaat mühendisliği, arkeoloji, kültür-sanat, endüstri tasarımı vb. konu başlıklarında, sayısı 250’ye yaklaşan kitap, ansiklopedi, sözlük, dergi, katalog vb. ürünleriyle YEM Yayın; profesyoneller için olduğu kadar bu konulara ilgi duyan okurlar içinde ayrıcalıklı bir yayınevidir.
www.yemyayin.com
Yaşar Yılmaz Hakkında
1949 yılında Adana’ya bağlı Tufanbeyli’nin Kân köyünde doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. Öğrenci Cemiyeti Başkanlığı yaptı. Mesleğiyle ilgili bir ilk ve 68’li ruhunu en iyi yansıtan örneklerden olan “Hakkâri’deki ZAP Suyu Üzerine Devrimci Gençlik Köprüsü” eyleminin örgütlenmesine ve bitirilmesine öncü oldu.
Yaşamını konu alan Sanık kitabından sonra 1975’te Söz Sanığın kitabı Güney Yayınları tarafından yayımlandı. Başarılı mühendislik yaşamını kendi iradesiyle erken noktalayan Yılmaz, araştırmacı kimliğiyle yola devam etmeye karar verdi. Araştırmalarına Avni Arbaş ile gerçekleştirdiği Baş Kaldıran Atların Ressamı Avni Arbaş adlı söyleşi kitabıyla adım attı. Bu çalışmada, 20. yüzyıldaki aydınların İstanbul ve Paris’teki yaşamlarından kesitler, Can Yücel’den Fikret Mualla’ya, İlhan Koman’a uzanan ilginç anılar yer aldı. Ayrıca resme yeni başlayan genç ressamlara Arbaş’ın öğütlerini aktardı.
Mesleğini ve araştırmacı ruhunu en iyi yansıtan “Antik Çağda Akustik ve Ses Dağılımı” konusu, bir antik tiyatroda konser izlediği sırada ilgisini çekti. Bu soruya yanıt aradı ve bu konuda günümüze bir bilgi ulaşmadığını öğrenince kendisi araştırmaya karar verdi. Romalı mühendislerin “bronz küreler” yerine “sırtlı koltuklar”ı orta yola yerleştirerek sesin açıkhavada iletilmesini sağladıklarını ve ilk tiyatronun “Antik Yunan” dönemine değil, “Erken Dönem” medeniyetlerine ait olduğunu, “taş değil ahşap” olarak inşa edildiklerini, yaptığı çalışmalarla ispatladı. Yılmaz’ın bu çalışmaları yurtiçinde ve dışında ilgi gördü ve konuşmacı olarak davet edildi. Araştırmalarını, hazırlanması 3,5 yıl süren Anadolu Antik Tiyatroları adlı kitabında okuyucularıyla paylaştı. Yine bu araştırmalarının ürünü olan Türkiye’nin Antik Kentleri ve Ancient Cities of Turkey adlı son kitapları da 2014 yılı başında YEM Yayın tarafından yayımlandı.