[Proje]: Moya Çeşmeköy

Proje Adı: MOYA ÇEŞMEKÖY
MUĞLA, 2025
Mimari/
İç Mimari: ZESA ARCHITECTURE
Mimari Proje Ekibi: ZEYNEP ŞANKAYNAĞI, DUYGU ABACI, EZGİ LEBLEBİCİ, SENA YÜKSEL, BERİL YAVUZ

İşveren: SENA
Fotoğraf: FAHRETTİN ŞANKAYNAĞI, ZEYNEP ŞANKAYNAĞI

Datça Çeşmeköy’deki eski bir taş yapının renovasyonu olan Moya, ZESA Architecture imzası taşıyor. Sanatçı işverenin yapıyı bir sanat mekânı olarak mahalleye kazandırma hayali ve sokak hafızasını koruma hedefiyle şekillenen projeyi, ekip şöyle anlatıyor:

“Moya, sakin Akdeniz kasabası Datça’nın tarihi dokuya sahip Çeşmeköy mahallesindeki eski bir taş yapı ve eklentilerinin renovasyon projesidir.

Sanatçı olan işverenin yapıyı köye kazandırma ve bir sanat mekânı yaratma hayaliyle başlayan serüvende en önemli kriter sokak hafızasının korunması oldu. Yaşlı karşı komşunun bu evde doğmuş olması, yapının bulunduğu sokağın mahallenin en işlek yeri oluşu ve bölgedeki tarihi dokunun korunmasında zorluk yaşanması durumu, mimari olarak bizi minimum dokunuşla bir yenileme yapmaya iten verilerdi. Alanı, mümkün olduğunca, yıllardır alışılagelmiş hâliyle, yerel mimari tipoloji ile entegre şekilde fakat yeni bir ruh vererek yaşatmayı amaçladık.

Tek mekândan oluşan ve altında alçak tavanlı bir de ahır bulunan ana yığma taş binaya zaman içinde öncelikle bir taş ek, sonra da briket ikinci bir ek yapılmış. Bizim müdahalemiz üçüncü dokunuş oluyor. Genel mimari dili, duvarla çevrili avlu fikrini ve beyaz boyalı taş doku yüzeyini koruduk. Sokak cephesini ikonik iki penceresi ile neredeyse aynen tutup yalnızca farklı zaman yapı izlerini ayrıştırarak bir tasarım ürettik. Açıklıklarda dokuya uyulması temel önceliklerimizden biriydi. Teknik zorunluluk gereği eklediğimiz çatı katmanları ile birlikte, eski eklentiler olan taş ve briketi de fugalarla ayırdık. Böylelikle yapının zaman cetveli cepheye damgalanmış oldu. Bununla birlikte alana yeni bir kimlik kazandırmak için bir giriş kapısı tasarımı yapıldı. Taş duvarlar yükseltilerek mahremiyet duygusu güçlendirildi.

Datça’nın Şubat ayında çiçek açan meşhur badem ağaçlarından birinin bulunduğu avlu, tekrar düzenlendi. Sergiler, kalabalık toplantılar, yoga dersleri gibi esnek kullanımlar için bir teras, taş sedirler ve bir üst örtü planlandı. Eskiden kullanıcı ihtiyacı gereği oluşturulmuş dış mutfak kısmı, fikren korunarak yeniden tasarlandı. Yapının rampa hâlindeki girişi neredeyse bir dış mekân gibi kullanılıyordu. Bu kısım kot düzenlemeleriyle işlevsel bir giriş, mutfak ve yemek alanına evrildi. Ana yığma taş bölüm, pencere derinliklerinde oturma alanları olan bir atölye olarak kurgulandı. Mevcut tavan kaplamasının kaldırılması ve yeni ahşap çatı strüktürünün eklenmesiyle bu alana hacim kazandırıldı. Atölyenin bitişiğindeki kütle, sanatçıların konaklaması için bir yatak odası ve banyoya; kotların tekrar ayarlandığı ahır kısmı ise terasa hizmet eden bir mutfak ve depoya dönüştürüldü.

Proje genelinde Akdeniz ruhunun yaşatılması amaçlandığından, dış mekân senaryoları, kullanılan malzemeler, bitkiler ve dokular gibi tüm öğeler bu doğrultuda değerlendirildi. Dış mekân zeminlerinde el yapımı terracota, içeride ise yapının tarihine atıfta bulunan terrazzo malzeme kullanıldı. Avluda iklime uygun kuru peyzaj düzenlemesi yapıldı. Taş duvarlar, beyaz boyalı yüzeyler, yerel kargı malzeme kullanılan pergola, dış mutfak gibi öğelerin, yapının kimliğini rafine bir Akdeniz tasarımı olarak tanımlaması hedeflendi.

Geçmişin izlerini silmek yerine onları tasarıma dahil eden Moya, yerel hafızayı çağdaş bir mimari kurguyla buluşturarak mahallenin dokusuna eklemlenmiş oldu.”

This slideshow requires JavaScript.


Cephe

  • Linea Rossa

Çatı

  • Kılıçoğlu Kiremit [Truva Ateşi Serisi]

Mekanik

  • Viessmann

Mobilya Aksesuar

  • Vestel

Bitirme İşleri

  • Pikaro
  • Yıldız Karo

Islak Hacim

  • Bocchi
  • CK Concrete
  • Coante