B u hafta mimarlık, sanat ve kültür gündemi; malzemenin nasıl üretildiği, nasıl kaydedildiği ve insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin nasıl yeniden tanımlandığı soruları etrafında şekilleniyor. Dijital teknolojilerle dönüşen yapı üretimi, şeffaflaşan endüstriyel veriler ve insan-merkezli bakışın sorgulandığı sanatsal ve kentsel okumalar, farklı ölçeklerde ortak bir tartışma alanı açıyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi, 3B baskıya uygun ekolojik yapı malzemesi
Bu tartışmanın yapı teknolojileri cephesindeki en somut örneklerinden biri, İstanbul Bilgi Üniversitesi ’nde geliştirilen 3B baskıya uygun, çimentosuz ekolojik yapı malzemesi oldu. Reaktif magnezyum oksit ve yüksek fırın cürufu temelli bu bağlayıcı sistem, yalnızca düşük karbon ayak iziyle değil; kalıpsız, hızlı ve kontrollü üretime olanak tanıyan dijital baskı özellikleriyle de dikkat çekiyor. Afet sonrası yerinde ve hızlı konut üretimi gibi senaryoları mümkün kılmayı hedefleyen araştırma, dijital üretimin sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomiyle kurduğu ilişkinin altını çiziyor.
“Toprak Uykuda Değil”
Tersane İstanbul ’da devam eden “Toprak Uykuda Değil” sergisi, seramiği merkezine alarak toprağı yaşayan, dönüşen ve çoğul bir ifade alanı olarak ele alıyor. Geleneksel zanaat bilgisinin deneysel tekniklerle yan yana geldiği sergi, üretim süreçlerinin yalnızca endüstriyel değil; kültürel ve bedensel hafızayla da kurduğu bağı görünür kılıyor. Toprağın edilgen bir malzeme değil, aktif bir özne olarak ele alınması, haftanın genelinde öne çıkan insan-merkezli bakışın sorgulanmasıyla doğrudan ilişki kuruyor.
Leyla Pekmen “Hayat Oyunu”
Bu sorgulama, Leyla Pekmen ’in Bürosarıgedik ’te devam eden “İçerisi” sergisinde daha da belirginleşiyor. Pekmen ’in dev ölçekli dalgaları, büyütülmüş bitkileri ve kırılgan insan figürleri; doğa ve insan arasındaki hiyerarşiyi tersyüz ederek, merkezde artık insanın olmadığı bir düzen öneriyor. Doğa burada yalnızca bir arka plan değil; izleyen, tanıklık eden ve sahneyi belirleyen bir varlık olarak konumlanıyor. Malzeme, ölçek ve temsil üzerinden kurulan bu dünya, haftanın hem teknolojik hem kültürel başlıklarıyla ortak bir düşünme zemini paylaşıyor.
”Günümüz Sanatı ve Yapay Zekâ”
Teknoloji ve üretim ilişkisi, İstanbul Modern ’in Atölye Modern programı kapsamında başlayan “Günümüz Sanatı ve Yapay Zekâ” seminerleriyle teorik bir çerçeve kazanıyor. Bager Akbay yürütücülüğündeki program, yapay zekâ ve yeni medyanın sanatsal üretimi, sanatçının rolünü ve izleme alışkanlıklarını nasıl dönüştürdüğünü tartışmaya açıyor. Dijital araçların yalnızca üretim biçimlerini değil, sanatın dolaşımını ve algılanma biçimlerini de yeniden tanımladığı bu seminerler, haftanın dijitalleşme eksenini düşünsel düzlemde tamamlıyor.
Troya Müzesi
Geçmişle kurulan ilişki ise Troya Müzesi ’nde açılan Denizcilik Sergi Alanı üzerinden ele alınıyor. Homeros ’un destanlarından ilhamla, antik tekniklerle yeniden inşa edilen dönem gemisi; deneysel arkeoloji aracılığıyla tarihsel bilginin bugüne nasıl taşınabileceğini gösteriyor. Deniz, rüzgâr ve insanlık belleği etrafında kurulan bu anlatı, teknolojik ilerleme ile kültürel mirasın birbirini dışlamayan, aksine besleyen alanlar olduğunu hatırlatıyor.
Daha fazlası için: bi-ozet.com
Related