Saint-Gobain Türkiye Mimari Çözümler Müdürü Kubilay Büyüklü, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesinde sürdürülebilir bir geleceği inşa etme gerekliliğinin altını çiziyor.
Büyüklü, CO2 emisyonlarının azaltılmasında ve enerji verimliliğinin artırılmasında ısı yalıtımının kritik rolüne dikkat çekerken Türkiye’nin 2053 net sıfır karbon emisyonu hedefi doğrultusunda sürdürülebilir bina uygulamalarının artması gerektiğini vurguluyor:
“Günümüz dünyasında artık küresel ısınma yoruma dayalı bir noktadan çok öteye taşınmıştır. Tüm dünya devletleri bu konunun bilimsel olarak ispat edilebilir olduğunu görmektedir. Bunun artık hepimiz için bir varoluşsal tehdit olduğunu görüyoruz. Sanayi devrimi ile CO2 emisyonu yükselmeye başlamış ve artan bir ivme ile günümüzde de devam etmektedir. Sera gazı emisyonlarının çok büyük bir oranı karbon salımından gelmektedir. İşte bu yüzdendir ki fosil yakıt tüketiminden ortaya çıkan karbon salımı sınırlaması hayatidir.
Bu sınırlamanın çerçevesini oluşturmak için dünyada pek çok adım atılmaktadır. BM İklim Değişikliği Sözleşmesi, 1992 yılında yürürlüğe girmiştir. Daha sonra 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’ndaki 197 ülke ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 1,5 derece altında tutmayı ve mümkünse en fazla 2 derece ile sınırlamayı hedeflemiştir. 2019 yılına geldiğimizde de Avrupa Yeşil Mutabakatını görüyoruz. Bu mutabakat ile ülkelere bağlayıcı hedefler oluşturulmuş ve önlemlerin çizgisi çekilmiştir. Mutabakatın ana hedefi 2030 yılına kadar 1990 seviyelerindeki karbon emisyonları ile karşılaştırıldığında %55 oranında azaltma öngörülmektedir. Hatta biraz daha uzun vadede baktığımızda ise 2050 yılında net sıfır karbon olma hedefini görüyoruz.
Türkiye, 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’nı ‘Gelişmekte Olan Ülke’ olduğunu belirterek kabul etmiş ve taraf olmuştur. Ayrıca 2053 net sıfır karbon emisyon hedefini de açıklamıştır. Bu doğrultuda sektör içerisinde bizim gibi profesyonellerin doğrudan beklentisi, sürdürülebilir binaların artan bir sayıda talep edilerek yapılmasıdır. Ancak yeterince hızlı bir talep artışının henüz oluşmadığını ve bu alanda ulaşmamız gereken daha pek çok hedef olduğunu görüyoruz. Ülkemizde LEED, BREEAM gibi sertifikalı binalar bulunmaktadır ancak toplam inşaat pazarına baktığımızda bunun çok küçük bir oranda olduğunu gözlemliyoruz. Bu konudaki bilincin artması ile sertifikalı binaların da artış göstereceğine inanıyorum.
Gelişmiş ülkelerde doğal kaynakları daha az kullanan, çevreyi daha az kirleten ve elbette daha az enerji tüketen binaların çeşitli yeşil bina sertifikasyonları bulunmaktadır. Artık ülkemizde de ‘Binalar ile Yerleşmeler için Yeşil Sertifika Yönetmeliği’nin 2022 yılı itibarıyla yürürlüğe girmesi değinilmesi gereken güzel bir noktadır. Artık yerli bir Yeşil Sertifika Sistemimiz de (YES-TR) bulunmaktadır. Bu alandaki gelişmelere kamu ve özel sektörün bina üretimleri gözünden baktığımızda ise elimizde bir mevzuat bulunuyor. Elbette mevzuatın da gelişime açık yönleri var; ancak bunu çok güzel bir adım olarak değerlendiriyorum. Dolayısıyla bu yolda atılan adımların arkasından hep birlikte cesaretle yürümeliyiz.”
