Ayın Yorumu bölümünde İŞTE Proje Yönetimi kurucu ortağı ve KAGİDER üyesi Y. Mimar Alev Akın, 30 yılı aşkın meslek hayatında kadının sektördeki yeri ve cinsiyet eşitliği üzerine deneyimlerini paylaşıyor.
“Ayrıcalıklı olan ayrıcalığının farkında olmaz,” dedi yanımdaki panelist geçtiğimiz hafta katıldığım bir panelde. Bir 8 Mart etkinliği idi. O konuşmasına devam ederken ben de mimarlık mesleğimin 30’uncu, girişimciliğimin ise 18’inci yılını doldurduğum bugünlerde, meslek hayatımda farkında olmadığım ayrıcalıklarımı düşündüm.
Ne de olsa “erkek egemen” bir sektörü seçmiştim. Bu egemenliği elinde bulunduranlar, ayrıcalıklarının farkında mı acaba? Mimarlık fakültelerinin demografisi ortada. Neredeyse eşit dağılım; hatta belki kadın sayısı fazla bile. Son birkaç yıldır, odağımdaki “toplumsal cinsiyet eşitliği” ile ilgili her sayı daha çok derinleştiriyor konuyu. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2023 raporlarına göre Türkiye; kadın-erkek ücret eşitsizliği sıralamasında 149 ülke arasında 129’uncu. Kadın-erkek arasındaki ücret eşitsizliği (pay-gap) yaklaşık %23. Yani aynı akademik yetkinlik, aynı çalışma şartlarında bir kadın bir erkek meslektaşından %23 daha az ücret alıyor. Bu yazıyı okuyan sektördeki işverenler, kendi işletmelerinde böyle bir eşitsizliğe mahal vermiyordur mutlaka. O zaman tam da bu performansı ödüllendirmek için; son yıllarda oldukça aktif olduklarını takip ettiğim özel oluşumlarla kurulmuş meslek örgütleri, Türkiye inşaat sektöründeki “Eşit İşe Eşit Ücret” araştırması başlatsa ve “erkek egemen” sektörümüzü aklasa. Ne dersiniz?
İlkeli ve adaletli olmaktan vazgeçmediğim kariyer yolculuğumda yüzleştiğim bazı soruların, bu yazıyı okuyan erkek meslektaşlarımın gündemine hiç gelmediğine eminim. Gittiğim şantiyede kullanabileceğim bir tuvalet var mıdır? Bedenime göre iş güvenliği kıyafeti bulabilir miyim? Girişimcilikteki başarımın medeni durumum ile ilişkilendirilmesi normal mi? Masadaki şımarık paydaşı daha kolay yönetebilir miydim?
Bu soruların mesleğimle hiç ilgisi yoktu. Kadınlığım, medeni durumum, doğurup doğurmamış olmam, kiminle kahve içtiğim, yaş döngümün neresinde olduğum gibi konularla oyalamaya çalışıyorlardı sadece. Neyse ki bu sorulara takılacak kadar kırılgan değildim, beni ben yapan özelliklerim ve bana güvenenler sayesinde yanıtlarımı buldum. Yolumu, yordamımı tekrar tekrar gözden geçirirken büyüdüm. Benim adıma birilerinin karar vermesini beklemek yerine karar verici olmak için çok çalıştım. Ne de olsa; “kuşun uçuşu”ndaydı aklım, İranlı şair Fürûğ’un tavsiye ettiği gibi.
Genç kadın meslektaşlarım yazıyor “özelden”; soruyor “fısıldayarak”, anlatıyor “isimsiz”. Kadın olarak şantiyeye giderlerse başlarına ne geleceğini, girişimci olurlarsa ne kadar zorlanacaklarını, doğururlarsa işten çıkarırlar mı diye. Dinlediğim hikâyelerin hepsi ile empati yapmam mümkün değil tabii. “One fits all” tavsiyeler vermekten kaçınıyorum ama ısrarım HİÇ YILMAMALARI.
Şantiyelere gelince; benim yolculuğumun en kolay kısmı oldu.
İlk şantiye tecrübemde, “damperi şuraya kaydıralım mı” diye soran mekanik tesisatçı çırakları, “damper”in neye benzediğini bilmediğimi biliyorlar, çömez mimar kızla eğleniyorlardı. İmdada yetişen onların ustası “Hacı Amca” oluyordu. Beni “okumuş, mimar çıkmış kız torunu” yerine koyuyor olmalıydı ki; “çırak terörüne” karşı beni eğitiyordu, damperi, konvektörü öğretiyordu. Mavi yaka ile hiç sorun yaşamadım; onları benim için çalışanlar değil, birlikte çalıştıklarım olarak gördükçe, yolum kolaylaştı. Kendimi “kot-bot-baret” içinde hep güvende hissediyordum ama görünmezdim. Sektörün muktedir ve arogan yüzü ile “yırtmaç – topuk – fön” üçlemesiyle görünür olunca yüzleştim. Güvensizlik artıkça, canım yandı. Canım yandıkça daha da güçlendim.
Ben güçlendikçe; fısıldayarak ve utanarak korkularını, endişelerini benimle paylaşan genç kadınlara destek olabildiğimi fark ettim. Endişe etmeleri gerekenin meslekleri değil, sorgulanmayan “düşünce yapısı” olduğunu unutmamaları gerekiyor. Onlara “bununla mücadele etmek için özgüven kazanacaksınız, özgüven kazandıkça görünür olacaksınız, görünür olmak için yetkinliklerinizi geliştireceksiniz, yetkinlikler geliştikçe de yılmayacaksınız” demeye devam ediyorum.
Onların “Sorun bende değil, sizde!” dediklerini duymadan bırakmak yok.
Sizde durum nasıl?
Alev Akın
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nde 1994 yılında lisans ve 1996 yılında yüksek lisans derecesini tamamladı. 1996-2001 yılları arasında özel sektör inşaat projelerinde proje takım üyesi, proje yöneticisi ve proje koordinatörü olarak çeşitli görevler alan Akın, 2001-2005 yılları arasında Türkiye’deki “GSA” projelerindeki tecrübeleri ile proje yönetim alanında uzmanlaşmaya başladı.
2005 yılında PMP (Project Management Professional) derecesini alan Akın, 2006 yılında Y. Mimar Gül Erkmen ile İŞTE Proje Yönetimi firmasını kurdu.
2006-2009 yılları arasında yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı yaptığı İstanbul Proje Yönetim Derneği (İPYD) nin 2010-2011 çalışma döneminde de İPYD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini tamamladı.
2019-2023 yılları arasında iki dönem Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyeliği görevini tamamlayan Akın, 2019 yılında EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Program katılımcısı ve 2021 yılında da SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin “Kadın Sesi Projesi” elçilerinden biri oldu.
2023-2025 dönemi için de SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin Yönetim Kurulu’na dahil olarak, toplumsal cinsiyet eşitliliği ve sürdürülebilirlik meselelerine etkili kamuoyu oluşturulması için çalışmaya devam etmektedir.
Değiştirmek, dönüşmek ve değer üretmek için çok çalışmak gerektiğine inanan Akın; SES, KAGİDER, IPYD, PMI, SAVE, Agile Construction TR Platformu üyelikleri yanı sıra; Contechverse girişimci mentorluğu ve BinYaprak “Milyon Kadına Mentor” programındaki mentorluğu ile yol arkadaşlıklarına, üniversite ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının eğitim programlarında da ilham vermeye devam etmektedir.
