Can Aytekin’in “Geçen Program” Sergi Söyleşisi Üzerine Notlar…

Can Aytekin’in Kevser Güler küratörlüğünde gerçekleşen Geçen Program adlı sergisi, 21 Nisan’a kadar Nilüfer Belediyesi Nâzım Hikmet Kültürevi’nde devam ediyor. Sanatseverleri dijital teknolojiler öncesinde yaygın bir üretim biçimi olan afiş ressamlığına daha yakından bakmaya davet eden sergi kapsamında 16 Mart Cumartesi günü, Can Aytekin ve yazar-çevirmen Fatih Özgüven’in katılımıyla Kağıt Üzerinde adlı bir söyleşi düzenlendi.


“Geçen Program”
Sergi

Sanatçı: Can Aytekin
Küratör: Kevser Güler
Tarih: 22 Şubat – 21 Nisan 2024
Yer: Nâzım Hikmet Kültürevi, Nilüfer / Bursa


Can Aytekin‘in Geçen Program adlı sergisi 22 Şubat’ta Nilüfer Belediyesi Nâzım Hikmet Kültürevi’nde sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı (1965) filmine odaklanan Geçen Program sergisi, Aytekin’in 2019 yılında Riverrun’da Gelecek Program, 2022’de Versus Art Project’te Şimdiki Program adıyla ziyarete açılan sergilerinin üçüncü ayağı olarak izleyiciyle buluşuyor. “Şu anda geçen” ve “geçmiş-bitmiş” anlamlarına gelen adı taşıyan sergide, sanatçının yakın dönemde yaptığı sergilere ait işler de bulunuyor. Sergideki çalışmalarında çeşitli malzemeler kullanan sanatçı, o dönemin kâğıt kültürünün yanı sıra baskı, sinema feneri, lobi fotoğrafı, afiş ve mizanpaj gibi dijital teknolojiler öncesi üretim biçimlerine atıfta bulunuyor.

Kısaca “Sevmek Zamanı”

1965 yapım, siyah-beyaz bir Metin Erksan filmi olan Sevmek Zamanı, bir surete aşık olma halini konu ediniyor. Filmin hikâyesi, boyacı Halil’in (Müşfik Kenter) çalışmaya gittiği bir köşkün duvarında gördüğü bir kadın resmine aşık olmasıyla başlar. Köşkün sahibinin kızı Meral (Sema Özcan), her gün resmini seyreden Halil’in kendisine aşık olduğuna inanarak bu aşka karşılık vermek ister. Fakat Halil Meral’e değil, onun resmine aşıktır.

Geçen Program sergisi kapsamında düzenlenen Kağıt Üzerinde sergi söyleşisinde, Can Aytekin ve yazar-çevirmen Fatih Özgüven‘in katılımıyla, Sevmek Zamanı filmi odağında sinema, mekân, şehir ve Yeşilçam’ın kolektif üretimi üzerine bir konuşma gerçekleştirildi. Söyleşide Sevmek Zamanı‘nın üslubunu ve barındırdığı gizli anlatımlara değerlendiren Özgüven, filmin en önemli tarafının hikâyesini İstanbul’un içine yerleştirmesi olduğunu söyledi. Eski Türk filmlerinde sıkça yer bulsa da İstanbul’un bu filmde seçilen mekânlar, mimari yapılar, manzaralar ve bakış açılarıyla farklılaştığını belirtti. Özgüven, Can Aytekin’in sergideki çalışmalarına ilişkin ise şöyle dedi:

“İstanbul’u filmlerden, şiirlerden, romanlardan ve onların bize açtığı görüntü pencerelerinden tanıyarak, biriktirdiğimiz parçalardan yan yana koyarak tanıyoruz. Sinemada belki bunu en güzel biçimde yapan filmlerden biri Sevmek Zamanı. Film, 60’lar İstanbul’unun bir belgeseli olmakla kalmıyor, İstanbul’a dair anları da başarılı bir şekilde bünyesinde biriktiriyor. 

Her filmde ya da okuduğumuz her şeyde bazı detaylar aklımızda kalır ve o detaylarla ona ait anlatıyı kafamızda oluştururuz. Merdiven, boya kutusu, filmdeki kadın kahramanın aşık olduğunu hissederken okuduğunu gördüğümüz kitap… Bu bakımdan sergi bu detayları da görme çabası. Can’ın sergilerinde sevdiğim şeylerden biri de bir meseleyi, bir evi konu alıp düzlemlerine indirgemesi.”

Resim kökenli olduğu için portre ve suretle hep ilgili olduğunu belirten Can Aytekin, üçlü sergi serisinin çıkış sürecini 2016 yılında Versus Art Project‘te gerçekleşen Ters Yüz adlı sergisinden bahsederek anlattı:

“Ters Yüz sergisi, geometrik ahşap plakaların ön ve arkasını kırmızı-yeşil basarak elde ettiğim 200 parçalık bir seriydi. Sergiyi oluştururken, bir yüzün portresinden ziyade, geometriye indirgenmiş bir kâğıdın ya da bir binanın yüzü gibi olabileceği düşüncesiyle hareket ettim. Bu serilerden önce öğrencilik zamanımda benim atölyem Ayhan Işık Sokağı’ndaydı. Hanif Han, Ayhan Işık sokak zaten sinemacıların olduğu yerler. Orada binalar eski ve sığmadığı için yere döşenen linolyumlar, plastik malzemeler bulunuyordu. Bunların altında bir gün film afişleri gördüm. Bina ısınsın diye yere bir kat film afişleri serilmiş. Bunun gibi biriken şeyler kafamda başka türlü bir yüz sergisi uyandırdı. ‘Daha figüratif bir sergi nasıl olabilir? Portre sergisinden ziyade daha klişe olan ama geometrik olmayan başka türlü bir Ters Yüz sergisi nasıl olabilir?’ diye düşündüm.”

Filme gala yapma fikri ile sergi çalışmalarına başladım.

Eskiden beri seriler halinde çalışmayı sevdiğini söyleyen Aytekin, neden bu filmi odağına aldığını şöyle açıkladı: “Filmde surete aşık olmaya bir resimle başlanması resmin temel konularından. Filmi seyrettiğimizde de aslında Metin Erksan’ın ressam gibi davrandığını -zaten kendisi de anılarında anlatıyor- görüyoruz. O planları, kadrajları Büyükada’da arayacak diye o kadar çok vakit geçiriyormuş ki oyuncular çok şikayet ediyormuş. Bu filmin ticari bir kaygısı olmadığı için gösterime çıkmamış olması ve yıllar sonra kült bir film olduğu için bu filme gala yapma fikri ile sergi çalışmalarına başladım.”

Aytekin, o dönemin sinema kültüründe filmlerin İstanbul’da çekilip daha sonra Anadolu’ya gitmesi gibi serinin sonuncu sergisinin de bu düşünce ile Bursa’da tamamlandığını ifade etti. Anadolu’da filmlerin sunuş şeklinin, yazlık sinemaların ya da at arabası üzerinde film tanıtımı gibi ticari detayların dikkatini çektiğini belirten sanatçı, o dönemin üretim biçimlerine öykünen bir sergi kurmak fikri ile yola çıktığını söyledi.

Nâzım Hikmet Kültürevi’nin mekânsal kurgusuyla ilişki kuran Geçen Program sergisi, ziyaretçileri bir düzen, sıralamaya bağlı tutmayan ve sergideki işlerle kendi film kurgusunu oluşturabileceği bir bakış açısıyla alana yayılıyor. Aytekin, serginin küratörü Kevser Güler ile mekânı nasıl kurguladıklarını şöyle açıklıyor: “Nazım Hikmet Kültürevi’nin giriş katında gerçek bir salon ve bir gişe var. Burası da sergi salonuna dönüştürülmüş yüksek tavanlı ama sonuçta fuaye gibi bir yer. Kevser ile bu mekâna puzzle parçaları gibi yerleşebilen bir sergi kurmaya çalıştık. Buradaki espride mekânın avantajları ve dezavantajlarını da kullanan, yapıtların tek tek öne çıkmadığı ama izleyicinin dolaşarak kendine ait kurgu yapabildiği ferah bir sergi kurmak fikriydi.”

21 Nisan‘a kadar Nilüfer Belediyesi Nazım Hikmet Kültürevi‘nde devam edecek Geçen Program sergisi hakkında daha fazla bilgiye bi_özet‘in ilgili haberinden ulaşılabilir:

(Nilüfer Belediyesi) Can Aytekin’in “Geçen Program” Adlı Sergisini Ağırlıyor!


Haber: Meltem Merve İmamoğlu