Ayın Yorumu bölümünde Binat Mimarlık Medya Grubu kurucu ortaklarından Banu Binat, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen bir yılda sürece dair yaşanan gelişmeleri değerlendiriyor.
Şubat ayı geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketi ile hafızalarımızda çok güçlü bir iz bıraktı. Bunun herkesi rahatsız etmesi, unutulmaması ve bu felaketin etkilerinden kurtulmak, kentleri afetlere hazırlamak için çözümler üretilmesi gerekiyor.
Böyle büyük bir afet, böyle bir kriz…
99 depremi sürecinde ilk kurtarma çalışmaları, halkın güç birliği, afetin olabildiğince organize yönetilmesi, sonrasında aranan çözümler, geçici konutlar, yapı denetiminin gündeme gelmesi ve yasalaşması, zemin etütleri, mikrobölgelemeler, denizaltındaki fayların taranması, dünya bankası fonları vs. ile çözüm odaklı gidildi. Çabalar umut vericiydi ama yeterli olmaktan uzaktı. İstanbul’da, İzmir’de ve deprem riski yüksek şehirlerde 25 yıldır yapılanlar ve yapılamayanlar denkleminde hep zararlı çıkıyoruz.
2023 Şubat ayında olan deprem ile o bölgenin ne kadar hazırlıksız olduğunu gördük. Bu beni afetin kendisinden daha fazla sarstı. Bilinen bir tehlikeye karşı önlem almaya öncelik vermemeyi anlayamıyorum. Birçok gönüllü mimar mühendis, öğrenci ve akademisyen deprem sonrasında proje ve fikir üretti. Ne kadarı değerlendirildi? Ne kadarı hayata geçti? Maalesef bu güzel ortak üretme enerjisi hızla kayboldu. Kalıcı çözümler geliştirilmezse kayıplarımız geri dönüşü olamayacak kadar çok olacak.
Deprem bölgesinde “E” grubu riskli raporu bulunan yapıların neredeyse tamamı çökmüş, bu bize önemli bir şey anlatıyor. Aynı sitede güçlendirme yapılan bina ile yapılmayan binanın farkını da gördük. Güçlendirme yapılanlardan insanlar canlı çıkabildi, diğerlerinde ise yapılar tamamen çöktü. Önceliklendirme yapılırsa bu riskli yapıların dönüştürülmesi, yıkılıp yeniden yapılması gerekiyor. Az riskli yapıların da sağlamlaştırılması şart. Yeni yönetmeliklere göre yapılan yeni binaların da bir kısmının ağır hasar alması, yine bir uyarı.
Bir sorun yumağına dönen bu durum, mimarlık meslek yasası, müteahhitlik yasası, yapı denetiminin iyileştirilmesi gibi bütüncül bakılması gereken bir hâl aldı. Biz profesyoneller bilip bir şey yapamamanın sıkıntısını çekiyoruz. Tam da bu noktada bu toplumda yaşayan her bireye sorumluluk düşüyor. Herkes kendini ve sevdiklerini korumak için daha bilinçli olmak zorunda.
Maddi durumu iyi olduğu halde çürük raporu verilen evinde oturmakta ısrar edenler, ilk adımı atsınlar. O evden çıksınlar, evleri dönüşüme girince küçülüyorsa küçülsün, kentlerimiz bu kadar yanlış gelişmişken imar artışı istemeyelim. Yangın merdiveni hollerini evimize katıp ebeveyn banyosu yapmak istemeyelim. Gereksiz tadilatlarla binaların mukavemetini düşürmeyelim. Balkonları odaya katma sevdamızı bırakalım. İnşaatı yapan müteahhiti hem iyi seçelim hem de denetleyelim. Konutları bir yatırım aracı olarak görmekten vazgeçelim, evinin değeri düşecek diye deprem raporunu reddeden o kadar çok kişi tanıyorum ki…
Uzmana danışmak, görüş almak bu dönemde en sağlıklı yaklaşım; her şeyi bilemezsiniz, ama doğru bilgiye ulaşabilirsiniz. Dönüşüme girecek binalarda kat maliklerinin anlaşamaması da çok olağan gelmeye başladı. Bunu da değiştirmek lazım! Anlaşın artık… Anlaşın ki ortak akıl ile hareket edin.
İstanbul’da başta İBB ve Kiptaş olmak üzere pek çok ilçe belediyesi ve belediye iştirakleri çözüm arıyor, garantör olarak çok önemli bir sorumluluk üstleniyorlar. Müteahhite güvenemeyen, finans sorununu çözemeyen kat malikleri belediyeye de başvurabiliyor.
Geçtiğimiz hafta sonu Beşiktaş Belediyesi’nin bir etkinliğine katıldım. Beşiktaş’ı nasıl daha dirençli hale getireceklerini anlattılar. Önceliklendirme yapmışlar, en zayıf zemin, en eski bina stoğu, “D” ve “E” grubu yapıların tespiti gibi. Kentsel dönüşüm için ayrı bir iştirak kurmuşlar. Yıllarca süren anlaşmazlıkların bittiğine sevinen ve çözüm bulan Beşiktaşlılar varken hâlâ belediyeye güvenmeyip neden bunu yapıyorsunuz diye sorgulayanlar da vardı. Her bireyin her şeyi sorgulaması lazım ama iyi çalışan ve çözüm üretenleri de desteklememiz lazım. Yeni çıkan kentsel dönüşüm yasası halkı korumuyor, mülkiyet hakkını elinden alabiliyor. Bu yüzden haklarımızı hep birlikte korumamız ama en çok da güvende olmamız lazım.
San Francisco’daki sağlam olmayan binaların girişine “Bu bina depreme dayanıklı değildir” panoları asılmış. Moral bozucu ama ciddi bir farkındalık aracı. Biz bu kadarına hazır mıyız?

Banu Binat
İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nde lisans, İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde Ofis Ergonomisi üzerine yazdığı tez ile yüksek lisans eğitimini tamamladı. 5 yıl serbest mimarlık yaptıktan sonra iki ortağı ile birlikte Arkitera Mimarlık Merkezi’ni kurdu. Yapı-Endüstri Merkezi’nde 2 yıl yayın yöneticiliği görevini üstlendi. 2009 yılında yapı sektöründeki iletişim, yayıncılık ve pazarlama deneyimlerini mimarlık kültürüne aktarmak, sektöre iletişim projeleri geliştirmek, mimarlık yayıncılığı yapmak üzere Binat Mimarlık Medya Grubu’nu kurdu. 30 yıllık profesyonel hayatında pek çok sektörel organizasyon ve yeniliğe imza attı. Hâlen pek çok sektörel yayının ve organizasyonun danışma kurulunda yer almakta, öğrencilere, yeni mezunlara ve start up’lara mentörlük yapmaktadır.

