bi_özet’in “Sergi Notları” adlı yeni bölümünde, güncel sergileri Sahir Uğur Eren’in fotoğrafları eşliğinde geziyor; küratör ve sanatçılarla sergide öne çıkan kavramlar hakkında konuşuyoruz.
Serinin yeni bölümü Goba Art & Design Galeri’nin yeni sergisi “Bazı Duraklar” ile devam ediyor. Sergide öne çıkan kavramları İç Mimar ve Sanatçı Oğuz Yalım’dan dinliyor ve Sahir Uğur Eren’in fotoğraflarıyla sergi notlarını aktarıyoruz.
Kavramlarla “Bazı Duraklar”
Serginizdeki her bir eseri, sanat yolculuğunuzdaki birer durak olarak nitelendiriyorsunuz. Bu yolculukta yaşadığınız deneyimler veya size ilham veren kaynaklar eserlerinize nasıl yansıdı?
Oğuz Yalım: Resim hayatım sürprizlerle dolu bilinmez bir yolculuk ve her bir resmim bu yolculukta birer durak benim için. Her durağı ise soluklanma, paylaşma, buluşma ve yeniye açılan bir kapı olarak görüyorum. GOBA’daki bu son kişisel sergimde bazı duraklarımı paylaşmak istedim.
Resimlerimi hiçbir ön eskiz ya da planlama yapmadan oluşturduğum için resim içindeki rotamı onu yaparken belirliyor ve bundan büyük keyif alıyorum. Üç önemli kavram devamlı benimle birlikteler: “İçgüdülerim”, “bilinçaltım” ve “tesadüfler”. Resimlerimde bazen bu kavramlardan ikisi bazen üçü bir arada bulunuyor. En çok ilham aldığım kaynaklar ise okuduğum kitaplar, kitaplardan aklımda kalan silüetler, seyahatlerimde keşfettiğim yerler ve çektiğim fotoğraflar. Tüm bunların bilinçaltımda yoğrularak eserlerime yansıdığını düşünüyorum.
Resim hayatınızdaki bu duraklar arasında sizi için en çok hangisinin etkilediğini söyleyebilirsiniz?
O.Y.: Resimlerimi yaparken sonuçtan ziyade süreç çok değerli benim için. Süreçten aldığım zevk, kendi adıma sonuca yansıyor. Bu yüzden sergideki her resmimden büyük bir keyif aldığımı söyleyebilirim. Bu sergide Arthur Schopenhauer’in Kirpiler Metaforu’ndan yola çıkarak yaptığım ve iki parçadan oluşan “Kirpiler” ve “Aramak Bazen” isimli eserlerim iç hayatıma biraz daha dokunan eserler oldu diyebilirim.
Ne aradığınızı bilmeden aramaktan bıkmadığınız veya cesaretinizi sorguladığınız duraklar esnasında nasıl bir deneyim yaşadınız ve bu deneyim size ne öğretti?
O.Y.: Bulmak değil aramak!
Resim hayatımla ilgili bir başlangıç cümlesi seçmem gerekirse kesinlikle bu cümle olurdu. Ararken bulduklarımı ise yakalamak değil, kaydetmek ve serbest bırakmak…
Ben de sanat çalışmalarımda; hiçbir ön eskiz ya da planlama yapmadan her zaman ne aradığımı bilmeden arıyor; kompozisyonumun içinde dolaşırken keşfediyorum. Bazen bir basamak ya da merdiven, bazen bir kapı, bazen güzel bir doku ya da renk, bazen bir yol ya da bir sokak, bir geçit… Kendimi inatçı sezgilerime ve güzel tesadüflere bırakarak; bulunca onu kaydederek ve orada bırakarak, diğer bir yola saparak yeni kaçışlar, yeni yerler, yeni geometriler aramak, hep bir arayış… Aynı sonunu bilmediğin bir oyun gibi…
Ünlü filozof Jacques Derrida’nın bir cümlesi vardır ki ben bu cümleyi 2022 yılında Kale Sanat Tasarım Merkezi’nde yapmış olduğum “Kaçış Noktası” isimli sergimde detaylı bir şekilde vurgulayarak; resim yolculuğumun önemli notlarından birisi olduğunu anlatmıştım. Derrida’ya göre; “Yerini belirlemek onu yakalamak demek değildir. Zira onu yakalamak onu yitirmek olur”. Ona göre kaçan şeyi yakalamak değil, kaçış noktası olarak kaçışı yakalamak; eğer kaçışı yakalarsanız aynı zamanda onu yok edersiniz. O, avcının zıddıdır. Avcı tetiği çekmek için hayvanın durmasını ister. Derrida ise kaçanın kaçmaktan asla vazgeçmemesini…
Tüm bunlar doğrultusunda; her seferinde aynı heyecan içerisinde yeniden başlayabilmenin ve devam edebilmenin ne kadar değerli ve yaratıcı bir eylem olduğunu öğrendiğimi söyleyebilirim.
Serginizdeki eserler “Geç Kalmak Bazen”, “Var mı Cesaretin?”, “Keyfi Zamanlar” gibi merak uyandırıcı isimlere sahip. Bu isimlere nasıl karar veriyorsunuz ve duygu, düşünce açısından ifade etmek istediklerinize nasıl bir semantik derinlik katıyor?
O.Y.: Eserlerimin isimlerine her zaman özen göstermeye çalışırım. Kelimeler ile oynamayı da seviyorum. Günlük hayatımızda pek de kullanmadığımız iki kelimenin yan yana gelip yepyeni bir anlam oluşturması en sevdiğim oyunlarımdan biri. Bununla birlikte çoğu resmim kendi ismini kendisi veriyor. Resmi yaparken ya da sonunda karşısına geçtiğimde çoğu zaman ismini bana fısıldıyor ya da bir ipucu veriyor. Resim süreci içerisinde o an da olan bir olay ya da düşünce de bazen bir isim olarak yer alıyor tablolarımda… Tabii bazılarında bir hiciv de söz konusu. Tüm resimlerime isim vermek gibi bir zorunluluk hissetmedim hiçbir zaman ama isim veriyorsam da mutlaka anlamlı ve resmi ifade eden bir başlık olmasını tercih ediyorum.
Son olarak okurlarımıza önerebileceğiniz başka güncel sergiler var mı?
O.Y.: Son dönemde oldukça etkileyici ve ilham verici birçok güzel sergi görme şansım oldu. Birkaçını seçmek zor olsa da biri Ankara’dan biri İstanbul’dan olmak üzere iki sergi örneği verebilirim: Ankara’da Ka: Görsel Kültür ve Sanatsal Düşünce İçin Mekan’da, sanatçı Kayahan Kaya’nın “Bir Bulut Gibi Belirir Hayaletler Sofra Üstünde” isimli sergisi ve Feshane’de devam eden “Dinamik Göz: Optik ve Kinetik Sanatın Ötesinde”.
Fotoğraflarla “Bazı Duraklar”
Söyleşi: Meltem Merve İmamoğlu
Fotoğraflar: Sahir Uğur Eren
“Bazı Duraklar” sergisi, 2 Mart 2024 tarihine kadar Goba Art & Design Galeri‘de görülebilir. Sergi hakkında daha fazla bilgiye bi_özet‘in ilgili haberinden ulaşabilirsiniz:
