Zilberman, Mısır Apartmanı’ndaki ana galeri mekânında, Sena Başöz’ün “Kaçınılmaz Koreografi” başlıklı kişisel sergisine 24 Şubat’a kadar ev sahipliği yapıyor. Sergi, Başöz’ün üretiminin erken yıllarına uzanan çalışmalarıyla, yakın dönem eserlerini bir araya getiriyor. Sanatçı yaşamına farklı zamanlarda girmiş nesneler, canlılar ve bireylerle bir diyalog kuruyor.
“Kaçınılmaz Koreografi”
Sergi
Sanatçı: Sena Başöz
Tarih: 16 Aralık 2023 – 24 Şubat 2024
Yer: Zilberman, Mısır Apartmanı, Beyoğlu / İstanbul
“Kaçınılmaz Koreografi” Sena Başöz’ün kişisel arşivinde yer alan nesnelerin döngü ve hareketlerine odaklanıyor ve bedenin bu nesneler etrafında, mekânlar arasında, zaman içinde hareketini akla getiriyor. Sanatçı beden, nesne ve zaman ilişkisini, nesnenin hareketi ve algı perspektifinin geçiciliği ekseninde araştırıyor.

Başöz pratiğinde kayıp ile yok olanı canlandırmayı ve iyileşmeyi araştırırken ulaşılmaz olanla etkileşime geçmeyi hedefliyor. Bedeni bir arşiv olarak gören sanatçı, hareketi de iyileşme ve yeniden oluşumun aracı olarak ele alıyor. 2022 yılında gerçekleştirdiği “Slalom” isimli performansında hareket halindeki bir bedenin kurumsal bir arşivi nasıl harekete geçirebileceğini araştırırken, ilk kez hareketi yeniden oluşumun bir aracı olarak sorgulamaya başlıyor. O zamandan beri sanatçı bedenin yanı sıra nesnelerin de hareket ettiğini ve bu karşılıklı hareketin geçicilik üzerine bir koreografi olarak algılanabileceğini farkediyor.
20 yıl önce sanatçı tarafından çöpe atılmış bir portrenin beklenmedik geri dönüşü Başöz’ü nesnenin yolculuğu üzerine düşünmeye sevk ediyor. Uzun bir Gezintinin Ardından G. (2023), bir nesnenin yaratıcısnın isteği dışında gerçekleşen zamansal yolculuğunu konu alıyor. Başöz buluntu nesne kavramını kişisel hikaye ve yaşanmışlıklardan yola çıkarak, bir rastlantının ortaya çıkardığı kesişimlerde, bulunan ile kayıp olan, aktif bir arayış ile pasif bir farkındalık arasındaki ikilemlerde araştırıyor.

Bir nesneyi keşfetmek, çoğunlukla onun önce kaybolduğuna işaret eder. “Denize Düşen Çapayı Son Gördüğüm An” ve “2 Ay Sonra Denizden Çıkarılan Çapa (2023)” isimli eserin hikâyesi de sanatçının bir taka ile denizdeyken takanın çapasının denizin derinliklerine doğru kaybolmasıyla başlıyor. Başöz, çapayı son gördüğü anları henüz takadayken resmederek, geçmişle somut bir bağlantı, tutunulacak bir kalıntı sunuyor. Aylar sonra Başöz’ün babasının bir arkadaşı tarafından 20 metre derinlikten çıkarılan çapa bu desene eşlik ediyor.
Buluntu nesne sergi boyunca kendini tekrar eden bir tema olarak seyircinin karşısına çıkıyor. Sanatçı buluntu nesneyi sadece buluntu eşya olarak değil, yaşamın sonrasında geri kalanlar olarak da ele alıyor. “Bir Oklu Kirpinin Son Mektubu (2023)”, sanatçının bir yürüyüş sırasında rastladığı ölü bir oklu kirpiden geriye kalanları kullanarak kirpinin yaşam amacını ortaya koyma girişimi olarak öne çıkıyor. Başöz kirpiden geriye kalan okları sadece bir nesnenin yolculuğu olarak değil, bir yaşamın hatırası olarak inceler ve seyirciyi yaşam, hareket ve nesne arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamaya davet ediyor.

Başöz hareketi sadece yaşayana ait geçici ve temporal bir özellikten ziyade hareketsiz nesnelerde de değişim ve dönüşümün öncüsü olarak görüyor. “Eşyanın Rüzgârı (2023)” isimli buluntu nesnelerden oluşan eser, bir nesnenin hareketsiz ve hantal yapısı ile rüzgârın hafif ve otonom gücünü karşı karşıya getiriyor; hareket ile durağanlık, ağırlık ile hafiflik arasında güçlü bir ikilik oluşturuyor. “Kaçınılmaz Koreografi” statik ile kinetik, kayıp ile buluntu arasındaki içsel ilişkileri ortaya çıkararak hareketin sadece canlıya özgü değil, nesnede de döngüsel ve dönüşümsel keşfini sunuyor.
