[Sergi]: Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikayeler

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 17 Ekim’den itibaren “Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler” başlıklı sergiye ev sahipliği yapacak. Ziyaretçileri enstitünün zengin elyazması koleksiyonundan bir seçkiyle metinler, objeler ve zamanlar arasında bir yolculuğa çıkaran sergi, elyazmaları üzerinden Osmanlı toplumunda çok dillilik, gündelik hayat, tıp, evren ve zamanın bilgisi, toplumsal cinsiyet ve cinselliğin izlerini sürerken, İstanbul’un tarihsel coğrafyasının yazmalar aracılığıyla nasıl yeniden yaratılabileceğini gösteriyor.


Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler
Tarih:
17 Ekim 2019 – 25 Nisan 2020
Yer: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü


İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Latin alfabesine geçişten 90, imparatorluğun çöküşünden 100 ve matbaanın yaygınlaşmasından neredeyse 200 yıl sonra, Osmanlı dünyasından bugüne kalabilmiş elyazmalarının hikayesini “Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler” başlıklı sergiyle yeniden gündeme taşıyor.

19.yüzyılda matbaanın yaygınlaşmasıyla yavaş yavaş etkisini kaybeden ve 20. yüzyılda geniş kitleler için bir bilgi, hikaye ya da maneviyat kaynağı olmaktan çıkıp, koleksiyonerlerin ilgi alanına giren Osmanlı elyazması kültürü, kolektif bir okur-yazarlık dünyasında şekil değiştirmeye başlamıştı. Metinler, nüshaları çoğaltanların ve okurların elinde değişiyor, bu değişikliklerin fiziki izleri kağıdın üstünde takip edilebiliyor, okur ve yazarlar metin aralarında ve kenarlarında diyaloğa giriyordu. Yazmak kadar okumak da kolektif bir eylemdi, bir yanda kahvehane ve kıraathanelerde popüler hikayeleri yüksek sesle okuyanlar, diğer yanda önceki okurların notlarına cevap veren başka okurlar vardı.

“Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler” sergisi işte bu kolektif kültürün izini sürüyor: Van Kalesi’ni beklerken yazma kopyalamaya fırsat bulan muhafız İbrahim Ağa’yı, divanı elden ele gezmiş Zübeyde Hanım’ı, kendi yazmasını düzelten Fransa Sefiri Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’yi, esere “yazan yanlış yazmış” diye müdahale eden Kilisli Rıfat’ı, yazdıkları ayıplanmış, yasaklanmış ama kulaktan kulağa anlatılmış Enderunlu Fazıl’ı, yazmayı koruması için yazılmış “Ya Kebikeç” duasını, bunu umursamadan karnını doyurmuş kağıt kurdunu ve yüzlerce meşhur ya da isimsiz yazarı ve okuru bir araya getirerek elyazmalarının çok katmanlı dünyasını daha iyi anlamamızı sağlıyor.

İnsanlığın elyazmalarında maddeleşmiş, ilahi ve dünyevi, çok dilli ve dinli, eşsiz ve sıradan, bazen çok yabancı bazen de tanıdık, parçalı, noksan ama her zaman ilham verici hafızasının kapılarını aralayan “Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler” sergisi, 17 Ekim 2019 – 25 Nisan 2020 tarihleri arasında İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde ziyaret edilebilir.

Beyoğlu Tepebaşı’ndaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi, Pazar günleri hariç haftanın her günü 10:00 – 19:00 saatleri arasında gezilebilir. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü aynı zamanda bir kütüphane! Kütüphane çalışma saatleri hakkında ayrıntılı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. http://www.iae.org.tr

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü:
Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına damgasını vuran imparatorluklar başkenti İstanbul, hem onun binyıllar içinde biçimlenen “büyük kent” kimliğinin, hem de çevresindeki farklı kültür coğrafyalarının keşfi için atılacak adımların en uygun hareket noktası. Bu nedenle İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, merkezden çevreye doğru genişleyen uygarlık izlerini takip ederek Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerini kapsayan bir süreçte kentin tarihini, kültürel yapısını ve insan profilini araştırmayı, bu amaçla projeler geliştirip desteklemeyi, ulusal ve uluslararası toplantılar, etkinlikler düzenleyerek elde ettiği sonuçları ilgili kurumlarla paylaşmayı ve yayın yoluyla kamuoyuna ulaştırmayı hedefliyor. Enstitü bu ana hedeflerini, kendi bünyesinde oluşturduğu Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet Araştırmaları bölümlerinin çalışma programları doğrultusunda gerçekleştiriyor.