“Konut Projelerinde ZİNCİR MARKALAR Yaygınlaşıyor”

Hemen her gün birbirinden yaratıcı birçok yeni konut projesinin adını duyuyoruz. Bazen tamamen İngilizce, bazen yarı Türkçe yarı İngilizce isimlerle tanışıyoruz. Proje tamamlanıp konutlar sahiplerini bulduktan sonra bu isimler sadece tabelada kalıyor. Çok nadir de olsa bu projelerden birkaçı aynı isimle farklı lokasyonlarda yükselebiliyor. Zincir konut markalarının son dönemde dikkat çekenlerinden biri de Nazenin Konakları. İlki Çengelköy’de yükselmeye başlayan projenin aynı isimle 2 yeni projesinin daha gerçekleşeceği açıklandı.

Sektörün güvenilir 3 firması; Pehlivanoğulları, Nanda ve Ergonomi Mimarlık işbirliğiyle gerçekleştirilen projenin yöneticileri, konseptlerinin çok beğenildiğini ve aldıkları olumlu geri dönüşler neticesinde yeni proje girişimlerine teşvik edildiklerini söylüyorlar.

Geleneksel mahalle kültürüne, özlenen komşuluk ilişkilerine verdiği önemle tanınan Nazenin Konakları, standartlarını koruyarak İstanbul’un farklı lokasyonlarında yükselecek. Konut sektöründeki markalaşma ve sektörle ilgili diğer güncel konularda Nazenin Konakları’nın yöneticileri Yücel Özcan Çukutli ve A. Kaan Pehlivan sorulara cevap verdi.

 

Konut sektöründe zincir projelere nadiren rastlıyoruz. Bunun sebebi nedir?

Yücel Özcan Çukutli:

Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle İstanbul ve diğer büyük şehirlerde ilk yapılan projenin benzerini yapabileceğiniz özellikte arsa ve fiziki koşulları bulmanın zor olmasıdır. Örneğin bizim gerçekleştirmekte olduğumuz Nazenin Konakları düşük kat sayısına sahip, küçük dairelerin olmadığı, mini bir mahalle ortamının sağlandığı bir proje. Bu fiziki şartları sağlayabileceğimiz arsa bulmakta zorlanıyoruz.

Diğer taraftan konut projelerinin büyük çoğunluğu birkaç firmanın bir araya gelmesiyle gerçekleştirilebiliyor. Birçok sebepten dolayı bir proje için güç birliği oluşturan firmalar daha sonra aynı masaya oturamıyorlar. Biz 3 firma olarak güzel bir sinerji yakaladık ve bunu sürdürmek için azami gayret gösterdik. Tasarladığımız konsepti çok beğendik ve şartlar uygun olduğu sürece bunu devam ettirmek istiyoruz.

Peki aynı konsepti aynı isimli diğer projelerde de koruyabilecek misiniz?

Kaan Pehlivan:

Bildiğiniz üzere İstanbul’da arzu ettiğiniz özelliklerde arsa bulmak oldukça zor. Bu sebeple binaların fiziki yapısında ve sosyal tesis özelliklerinde değişiklikler olabilir. Mümkün mertebe aynı özellikleri korumaya çalışacağız. Bunun dışında geleneksel yaşama dair oluşturduğumuz tüm konsept aynı olacak. Bu konuda hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz.

Zincir marka konutlardan ev almanın avantajı var mı?

Kaan Pehlivan:

Bir konut projesinin aynı isimle devamı gelmişse başarılı olmuş demektir. Dolayısıyla bunun avantajlarının olması çok normaldir. İsim telaffuz etmem doğru olmaz ama bugün birçok yerde aynı isimle yer alan projeler çok popüler ve maddi getirisi de oldukça yüksek.

Tanıtım çalışmalarınızda sürekli komşuluk ilişkilerine, mahalle kültürüne vurgu yapıyorsunuz. Sizin için neden bu kadar önemli mi?

Yücel Özcan Çukutli:

Çok açık söylemek gerekirse bizim için her şeyden önemli bir konu. Özellikleri farklı olsa da bütün konutlar tuğladan, çimentodan, demirden yapılırlar. Evi özlemek, içerisinde yaşadığınız güzel anlar ve hissettiğiniz rahatlık, sıcaklıktır. Kameraların, güvenlik görevlilerinin sağladığı güvenliğin değil gözünüzü kapattığınızda dostluğunu hissettiğiniz komşuların güvenliği size gerçek ev huzurunu yaşatır. Komşuluk ilişkileriniz güçlüyse marketin kapanma saati ile ilgili endişe duymazsınız. Çünkü lazım olabilecek herhangi bir şeyi bir komşuda olmazsa diğerinde bulma ihtimaliniz yüksek.

Biz hepimiz kapıların bile kapanmadığı, öğle yemeğini başka bir evde, akşam yemeğini başka bir evde yediğimiz mahalle kültüründen geliyoruz. Şu an yaşadığımız hayata bakınca o günleri o kadar çok özlüyoruz ki… Çocuklarımızın o kültürle hiç tanışmamış olmalarına da çok üzülüyoruz.

Bizim bir sloganımız da “hem komşu hem ev alın” şeklinde. Bunu nasıl yapıyorsunuz derseniz; Belki de sektörde bir ilk olarak proje henüz inşa aşamasındayken ‘Komşuluk Günleri’ düzenliyoruz. Nazenin Konakları’ndan ev almış olanları ya da ev almayı düşünenleri samimi bir etkinlikte bir araya getiriyoruz. Bu sayede komşular daha taşınırken dostlukları, paylaşımları başlamış oluyor. Düşünsenize; yeni dairenize taşınırken neredeyse tüm komşularınızı tanıyor olacaksanız.

Kaan Pehlivan:

Bizim bu projedeki en büyük iddiamız şudur; Nazenin Konakları ev sahiplerini titizlikle seçen tek projedir. Konutların satışında acelemiz olmadığı gibi ticari kaygılarımız da en arka plandadır. İstanbul’da kaybolduğu dile getirilen komşuluk ilişkilerini bu projede samimiyetle yaşatacağımıza inanıyoruz. Yatırım amaçlı satın almaları da bu yüzden engelliyoruz. İstiyoruz ki, projede yaşam başladıktan sonra özlenen komşuluk ilişkilerimiz canlansın ve biz de hedeflediğimiz başarıyı yakalamış olalım.

Maalesef günümüzde insanlar yıllarca karşı komşularının kim olduklarını bile bilmiyorlar. Çok basit bir ihtiyaçları için ya da acil durumlarda kilometrelerce uzaktaki yakınlarından yardım istiyorlar. Hâlbuki komşularının kapısını çalabilseler her şey çok daha kolay ve kısa zamanda çözülebilir. Çocukluğu, gençliği mahalle kültürünün sıcak ve güvenli ortamında geçmiş insanlar olarak bu projede o eski günleri yaşatabilmek adına elimizden ne geliyorsa yapmak istiyoruz.

Biz Nazenin Konakları’nda yaşamayı isteyen ailelerimizin; komşuluk ilişkilerine değer veren, onların hak ve özgürlüklerine saygı duyan, paylaşımcı insanlar olmalarını arzu ediyoruz.

İkinci Nazenin Konakları’nında Çengelköy’de başlanacağını duyurdunuz. Çengelköy’de olması tesadüf mü? Bu semtin sizin için anlamı nedir?

Kaan Pehlivan:

Aslında biraz tesadüf oldu. Biz ikinci proje için arsa araştırması yaparken bu arsayı bulduk ve anlaşma sağladık. Çengelköy özellikle benim için çok özel. Bu semtte büyüdüğüm için farklı bir yeri var.

Öncelikle Çengelköy’ün konumundan kısaca bahsetmek gerekiyor. Bildiğiniz üzere Anadolu Yakası’nda boğaz hattının tam ortasında yer alıyor. Boğaz köprülerinin ortasında, TEM, E5 bağlantı yollarının merkezinde yer alan bir semt.

Çengelköy’ü asıl değerli kılan özellikleri ise; İstanbul’un tarihi dokusu en az tahribata uğramış semtlerinden biri olması. Koruma alanında bulunduğu için ahşap binalarıyla, dar sokaklarıyla, efsaneleriyle gerçek İstanbul’u yaşayabileceğiniz birkaç semtten biridir. Bugün her gün binlerce kişi Çengelköy’ün güzelliklerini görmek, büyüleyici havasını solumak için bu semte geliyor. Çengelköy’de yaşamak isteyenlerin de sayısı artıyor ancak konut azlığından dolayı kiralık ve satılık konut bulmanız çok zordur.