(Arter)’de CAN BİLSEL ile “BERGAMA STEREOTİP” Üzerine Çevrimiçi Yorumlama Etkinliği…

Bergama Sunağı’nın Pergamonmuseum’daki rekonstrüksiyon tasarısını gösteren tam ölçekli maket (ahşap, alçı, kâğıt), 28 Ocak 1926, Architekturmuseum TU Berlin.

Arter’in çevrimiçi yorumlama etkinlikleri, mimar ve akademisyen Can Bilsel’in 12 Kasım Perşembe günü saat 19:00’da gerçekleştireceği “Kayıp Zamanın İzinde: Bergama Stereotip, Özgünlük ve Yeniden Üretim (1880–2020)” başlıklı konuşmayla devam ediyor. Cevdet Erek’in Arter’deki Bergama Stereotip başlıklı kişisel sergisi bağlamında gerçekleştirilecek konuşmada Bilsel, Berlin’deki Pergamon rekonstrüksiyonlarının 1880’den günümüze kısa bir tarihini sunarak Erek’in yapıtını tarihsel ve politik bir perspektiften değerlendirecek. Almanya’da bulunan arkeoloji ve müze arşivlerinden fotoğrafların eşlik edeceği konuşma, Marcel Proust’a atıfla, “kayıp zamanı yeniden üretmek mümkün mü?” sorusu etrafında şekillenecek. Katılımın ücretsiz olduğu etkinlikle ilgili ayrıntılı bilgiye Arter’in internet sitesinden ulaşılabilir.


“Kayıp Zamanın İzinde: Bergama Stereotip, Özgünlük ve Yeniden Üretim (1880–2020)” – Can Bilsel
Tarih:
12 Kasım Perşembe saat 19:00


Ziyaretçilerini gerekli sağlık önlemleri çerçevesinde ağırlayan Arter’de, Dinleyen Gözler İçin, Yağmur Ormanı V (varyasyon 3), Gökcisimleri Üzerine, KP Brehmer: Büyük Resim, Alev Ebüzziya Siesbye: Tekerrür, Cevdet Erek: Bergama Stereotip ve Altan Gürman sergileri izleyicilerle buluşuyor. Arter’in Öğrenme Programı kapsamında sunduğu etkinlikler ise sergileri ve yapıtları çevrimiçi ortamda katılımcıların yorumuna açıyor.

Mimar ve akademisyen Can Bilsel, Cevdet Erek’in Arter’de devam eden kişisel sergisi Bergama Stereotip kapsamında 12 Kasım 2020 Perşembe günü saat 19:00’da “Kayıp Zamanın İzinde: Bergama Stereotip, Özgünlük ve Yeniden Üretim (1880–2020)” başlığıyla çevrimiçi bir yorumlama etkinliği gerçekleştirecek. Bilsel konuşmasında, Berlin’deki Pergamon rekonstrüksiyonlarının 1880’den günümüze kısa bir tarihini sunarak Erek’in özgün yapıtını, sanatçının da katılımıyla, tarihsel ve politik bir perspektiften değerlendirecek.

Berlin’deki Büyük Bergama Sunağı’nı –bir çocuk şarkısından uyarlarsak– “gitmesek de görmesek de bizim” yapan, toplumsal belleğimize kazınmış bir imgeye dönüştüren nedir? Berlin Pergamon Müzesi’ndeki sunum ziyaretçileri, kuşaklar boyunca karşılarındaki eserin Anadolu’dan getirilmiş antik bir mimari yapının ta kendisi olduğuna inanmaya teşvik eder. Oysa müzedeki sunum, Carl Humann’ın Berlin’e taşıdığı heykel-friz levhaları mimari bir bağlama oturtan tuğla ve harçtan üretilmiş modern bir yerleştirmedir. Antikitenin Teşhiri: Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde Özgünlük Rejimleri adlı kitabında Can Bilsel, Bergama Sunağı’nın 1880–1930 yılları arasında geçirdiği dönüşümü ve giderek güçlenen bir “sahicilik” payesiyle algılanmaya başlamasını, seri üretim çağıyla ve kitle toplumunun ortaya çıkışıyla ilişkilendirir. Bilsel’e göre Berlin’de benzersiz bir kitle tüketim nesnesine dönüşen bu sunumda, panoramik ön görünümün cisimleştiğine ve görselliğin hegemonik bir hâl aldığına tanık oluruz. Aynı zamanda bu kültür imgesinin, Bergama yerine bir Avrupa başkentinde deneyimlenmesi kültürel alanda “merkez” ve “çevre” ilişkisi yaratan bir şiddet içerir.

Cevdet Erek
Bergama Stereotip, 2019-2020
Mimari konstrüksiyon ve 13 kanal ses
Hoparlörler, amfiler, bilgisayar, ses arayüzü, ahşap, metal, molton perde
Değişken boyutlar ve süreler
Fotoğraf: flufoto

Almanya’da bulunan arkeoloji ve müze arşivlerinden fotoğrafların eşlik edeceği konuşmada, Bergama Sunağı’nın Berlin’deki sunumlarının 1880’den bugüne kadar aldığı formlara ilişkin yeni sorgulamalar Cevdet Erek’in de katılımı ve katkılarıyla ele alınacak. Turbinenhalle ve Hamburger Bahnhof’ta gösterilen Bergama Stereo ve Arter’de yer alan Bergama Stereotip, Bergama Sunağı’nı nasıl dönüştürmektedir? Dayatmacı bir bellek nesnesini dönüştürmenin yolu yeni bir hatıra evi oluşturmaktan geçebilir mi? Daha da önemlisi, Erek’in ses ve mimari yerleştirmesi, Bergama Sunağı’nı yeniden yorumlaması ve mimarlığın yankı yoluyla yeniden üretilmesi müzelerin görsellik üzerinde kurduğu 140 yıllık tahakküme son verebilir mi? Marcel Proust’a atıfla, “kayıp zamanı” yeniden üretmek mümkün mü?

Arter Öğrenme Programı’nın Yorumlama Etkinlikleri kapsamında çevrimiçi olarak düzenlenen Kayıp Zamanın İzinde: Bergama Stereotip, Özgünlük ve Yeniden Üretim (1880–2020) başlıklı etkinlik ücretsizdir. Katılım için ayrıntılı bilgiye Arter’in internet sitesinden ulaşılabilir.


CAN BİLSEL:
Can Bilsel, mimarlık derecesini ODTÜ’de, yüksek lisans ve doktora eğitimini Massachusetts Institute of Technology ve Princeton Üniversitesi’nde tamamladı. San Diego Üniversitesi’nde profesör ve Mimarlık Program Başkanı olarak görev yapmaktadır. İngilizce yayınları arasında “Bizim Anadolu: Türk Hümanizması ve Organik Kültür” (2007), Antikitenin Teşhiri: Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde Özgünlük Rejimleri (Oxford, 2012), “Korumada Kriz: Restorasyon ve Direniş Arasında İstanbul Gezi Parkı” (JSAH, 2017) ile Mimarlık ve Konut Sorunsalı (Routledge, 2021) başlıklı derleme sayılabilir.