(Çuhadaroğlu) Öğrenci Proje Yarışması 2019'da Teslim Tarihi: 2 Eylül 2019
Kale Grubu'nun 60. kuruluş yıldönümünü kutluyoruz.
Serbest Mimarlar Derneği’nin (SMD) 30.yılını kutlar, Türkiye’de mimarlık adına yaptığı çalışmaların devamını dileriz.
Eczacıbaşı Topluluğu'na Başsağlığı Dileriz. Bu sabah (10.03.2017) İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinde TÜYAP yakınlarında, Eczacıbaşı Grubu’na ait bir helikopter düştü. Atatürk Havalimanı’ndan 11.16’da kalktığı, 11.21’de de düştüğü bildirilen Sikorsky S-76 tipi helikopterde ikisi pilot beşi yolcu toplamda yedi kişi olduğu söyleniyor. Eczacıbaşı Grubu’na ait helikopteri, kaptan pilotlar Alaaddin Nacar ve Ahmet Bulut kullanıyordu. Şirketin Bilecik'in Bozüyük ilçesindeki tesisine gitmekte olan helikopterde, Vitra Rusya Genel Müdürü Salim Özen ile Rusya’dan gelen müşteriler Aleksander Vanin, Igor Koçergin, Ludmina Çurova ve Elena Badraga bulunuyordu. İstanbul Valisi Vasip Şahin, ilk açıklamalarda kazada beş kişinin hayatını kaybettiğini ve gerekli incelemelerin yapılacağını söyledi. Eczacıbaşı Topluluğu'na başsağlığı diliyoruz.
(Türk YTONG)'un Kuruluşunun 53. Yılını Kutlarız!
Ülkemizde son bir yıl içinde çoğu canlı bomba ve bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen saldırılarda, dört yüze yakın yurttaşımız hayatını kaybetmiş, iki binden fazla yurttaşımız ise yaralanmıştır. 10 Aralık 2016 Cumartesi günü ise, İstanbul Beşiktaş İlçesi'nde yaşanan saldırıda resmi verilere göre 30'u güvenlik görevlisi toplam 38 yurttaşımız yaşamını yitirmiş, 155 yurttaşımız yaralanmıştır. Ülkemizde ve bölge coğrafyasında her geçen gün daha geniş bir alana yayılan terör, çatışma ve savaşın getirdiği, giderek yükselen şiddetin sonuncusu olan ve Dünya İnsan Hakları Günü'nde yaşanan bu saldırıyı ve yaşam hakkına kast eden insanlık suçu tüm saldırıları kınıyoruz. Antik uygarlıkların kesişiminde yer alan, tarihi ve kültürel zenginliklerin beşiği olan coğrafyamızda etkin olan şiddet ve çatışmalarla hiçe sayılan güvenlik, hürriyet ve yaşam haklarının korunduğu; hiçbir ayrım, mahrumiyet ve kısıtlamanın yaşanmadığı uygar bir gelecek umudu ve inancıyla; "yaşamın ve barışın" yanında açık tavır aldığımızı vurguluyoruz. Mimarlar Odası olarak yoğunlaşarak artan saldırılar ve büyük acılar nedeniyle kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygı ile anıyor, ailelerine ve toplumumuza başsağlığı, saldırıdan yaralı olarak kurtarılanlara acil şifalar diliyoruz. Değerli kamuoyumuza saygı ile duyurulur. TMMOB Mimarlar Odası
Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 677 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname (KHK), Resmi Gazete'nin 22 Kasım 2016 sayısında yayımlandı. Bu kapsamda Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) de faaliyetlerine devam edecek. 15 Temmuz sonrası OHAL kapsamında kapatılan KONUTDER açıldı. KONUTDER’in yeniden faaliyete geçmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik şunları söyledi; “KONUTDER’in kapatıldığını Resmi Gazete’de gördüğümüz andan itibaren, derneğimizin kapatılmasında bir yanlışlık olduğunu her fırsatta dile getirdik. İlk günden itibaren de bu kararın düzeltilmesi için tüm resmi kurumlar nezdinde ve resmi yazışmalarla İçişleri Bakanlığına müracaatta bulunduk. Yine ilk günden itibaren de derneğimizin kapanmasında bir yanlışlık olduğu ve KHK’yla kapanan bir kurumun açılmasının yeni bir KHK’yla mümkün olacağı resmi kaynaklar tarafından bize iletildi. Biz de bu kapsamdaki ilk KHK’nın çıkacağı günü beklemeye başladık. Bu KHK da bugün Resmi Gazete’de yayımlandı ve KONUTDER açıldı. Mutluyuz. KONUTDER, bundan sonraki süreçte de, kaldığı yerden aynı şevkle, hem sektörümüzün hem de ülke ekonomimizin gelişmesi için çalışmaya devam edecektir.”
Haftanın Projesi bölümünde her hafta farklı bir mimarlık ofisinin mimari ve/veya iç mimari projesine, detaylı malzeme künyesiyle birlikte yer veriyoruz. Yayınlanmasını istediğiniz, 2010 ve sonrasında inşa edilen (bitmiş) projelerinizi bi_özet künyesini doldurup, yapının fotoğrafları ile birlikte editor@bi-ozet.com adresine yollayabilirsiniz. bi_özet künyesine buradan ulaşabilirsiniz.
Türkiye Müteahhitler Birliği olarak, demokrasimize karşı gerçekleştirilen darbe girişimini şiddetle kınıyoruz. 
 
Demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçecek bu girişime, başta vatandaşlar olmak üzere, hukumet ve muhalefet partileri, sivil toplum örgütleri,  tüm medya, polis ve askeri ile toplumun tüm kesimlerinin  hep birlikte ortak tepki vermesini büyük bir takdirle karşılıyoruz. 
 
Türkiye’nin en kısa zamanda bu zor günlerden birlik ve beraberlik içinde, daha da güçlenerek çıkacağından hiç şüphe duymuyoruz. 
 
Tüm milletimizin refah ve huzur içerisinde yaşayacağı demokratik bir sistemin ülkemizde kalıcı olarak yerleşmesi hepimizin ortak hedefi olmalıdır. 
 
Tüm vatandaşlarımızın birlik, beraberlik ve sağduyu içerisinde Cumhuriyete, demokratik değerlere sahip çıkmaya devam edeceğine güvenimiz tamdır.  
 
 
Türkiye Müteahhitler Birliği
 

29 Haziran 2016

Tüm dünyada ve özellikle ülkemizin de içinde bulunduğu bölge coğrafyasında yaşanan ve son yıllarda giderek artan çatışmaları, işgalleri, savaş süreçlerini ve vahim boyutlara ulaşan terör olaylarını kaygıyla izlemekteyiz. 2011 yılında Ortadoğu’da başlayan iç savaşların ardından geçen beş yılda; bölge coğrafyasında ve ülkemizde etkin olan şiddet politikaları ve savaş stratejileri; milyonlarca sivilin ölümüne, sakat kalmasına, yaşam çevrelerini terk ederek göç etmelerine sebep olmaktadır. Çatışma ve kayıplara neden olan bu politikaların sonlandırılması ve barışın sağlanması insani ve tarihsel bir sorumluluktur. Ülkemizde bu beş yıllık süreçte giderek sıklaşan terör saldırıları; katılımcı politikaları reddeden ve yasama organının tüm yetkilerini kendinde toplayan siyasi iktidar tarafından yürürlüğe konan politikalar nedeniyle son bir yıl içerisinde daha da artmış, sürekli kayıplar yaşanır hale gelmiştir. 2015 yılı Haziran ayından bugüne sayıları onu aşan bombalı saldırılarda iki yüz ellinin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiş, yüzlerce vatandaşımız ise yaralanmıştır. 28 Haziran 2016 Salı günü İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde yaşanan, Cumhuriyet tarihinde havalimanlarımıza düzenlenmiş olan en ağır terör saldırısı olarak kayıtlara geçen olayda ise; resmi verilere göre 36 kişi yaşamını yitirmiş, 147 kişi yaralanmıştır. Yaşam hakkına kast eden insanlık suçu tüm saldırıları kınıyor;  terör, şiddet, çatışma ve savaş süreçlerinin; toplumsal birlikteliği güçlendirecek barışçıl ve akılcı politikalar yoluyla aşılabileceği umudu ve inancımızı; “yaşamın ve barışın” yanında açık tavır aldığımızı vurguluyoruz Yoğunlaşarak artan saldırılar nedeniyle hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı saygı ile anıyor, ailelerine ve toplumumuza başsağlığı, yaralanan yurttaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.

TMMOB Mimarlar Odası

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 2015 yılından beri devam eden çatışmalar ve operasyon sonrası oluşan ağır hasardan sonra, Sur'da bundan sonra ne olacağı büyük bir tartışma konusuydu.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 29.09.1988 tarih ve 38 sayılı kararıyla Kentsel Sit Alanı ilan edilen, içerisinde 147 adedi anıtsal yapı niteliğinde 595 tescilli taşınmaz kültür varlığı bulunan ve 04.07.2015 tarihinde Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş olan Sur ilçesinde 16 mahallenin acele kamulaştırılmasına karar verildi.
Kamulaştırılan yerler arasında; mülkiyeti Mimarlar Odası’na ait tescilli taşınmaz kültür varlığının da yer aldığı UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tescilli yapılar da bulunuyor.
Tüm bu kültür varlıklarına evsahipliği yapan Suriçi’nin, “RİSKLİ ALAN” uygulamasına konu olması gereken bir alan değil, aksine korunması gereken bir alan iken Hükümet tarafından “kentsel ihya” projesi olarak açıklanmasının ardından riskli alan ilan edilmesi ve acele kamulaştırma kararının alınması, projenin ardında yatan örtülü amacı ortaya koymaktadır.
Yaklaşık 50 bin nüfusun yaşadığı bölgenin neredeyse tamamının acele kamulaştırma kararıyla o bölgede yaşayan yurttaşların elinden alınması sadece mülksüzleştirme değil tarihin  ve kültürün yeniden yaratılması anlamına gelmektedir.
Suriçi ve çevresi, tarihi, kültürel ve mimari birikimiyle evrensel bir öneme sahiptir. Rant amaçlı, içinden geniş yolların geçirildiği Selçuklu ve Osmanlı mimari geleneğinin devamı olduğu iddia edilen kopyalar ile bezeli bir yenileme Suriçi’nin geleneksel dokusunu ve mimari mirasını yok edecektir.
Mimarlar Odası, barınma ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının, tarihi ve kültürel mirasın korunması çerçevesinde, binlerce yurttaşı ve birçok kültür varlığını etkileyen hukuka aykırı riskli alan ve acele kamulaştırma kararlarını yargıya taşımıştır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Mimarlar Odası
MİMARLAR ODASI: İNSALIK MİRASININ KORUNMASI İÇİN ÇAĞRI Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde Kasım ayı içerisinde şiddetlenen çatışma ve saldırılarda Paşa Hamamı, Yoğurt Pazarı, Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin de aralarında olduğu pek çok kültür varlığı zarar görmüştür. Son olarak; 25 Kasım tarihinde Şeyh Mutahhar Camii Dört Ayaklı Minaresi ayakları ağır silahlarla açılan ateş nedeniyle; ardından Fatih Paşa Camisi (Kurşunlu Cami) ise 7 Aralık tarihli çatışmalarda çıkan yangın nedeniyle tahrip olmuştur. Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı; 28 Haziran 2015 tarihinde başlayan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi 39. Toplantısında Dünya Kültür Mirası Listesine alınmıştır. Bölgede 124 anıtsal, 410 adet tescilli sivil mimari yapı bulunmaktadır. Sorunların barışçıl yollardan çözümüne yönelik çabaların arttırılması yerine; katılımcı politikaları reddeden savaş stratejileri sebebiyle ülkemizde etkin olan gerilim ve çatışma; sivil yurttaşların ölümüne, sakat kalmasına, yaşam çevrelerini terk ederek göç etmelerine sebep olurken aynı zamanda insanlığın ortak değerleri olan kentlerin, tarihsel, kültürel ve doğal mirasın geri dönülemez biçimde zarar görmesine neden olmaktadır. Antik uygarlıkların kesişiminde yer alan, mimarlık ve sanatın kültürel ve tarihi zenginliklerin beşiği olan ülkemizde; giderek daha geniş bir alana yayılan çatışma ve yıkımın getirdiği şiddetin biran önce durdurularak toplumsal barışın sağlanması, doğa ve kültür değerlerinin korunması yaşamsal bir önem taşımaktadır. Türkiye; “Lahey Silahlı Çatışma Halinde Kültür Varlıklarının Korunmasına Dair Sözleşme”yi 1965 yılında ve “Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme”yi 1983 yılında kabul ederek imzalamıştır. Ulusararası sözleşmelerin yanı sıra anayasamız gereği devlet; kültürel varlıkların tespiti, korunması ve gelecek nesillere aktarılması için gerekli tedbirleri almakla; ayrıca silahlı bir çatışmanın etkilerine karşı bu varlıkları önceden güvence altına almakla yükümlüdür. Bu bağlamda, insanlığın mirası olan kültür mirasının korunması için duyarlı tüm kesimleri ve sorumluları harekete geçmeye çağırıyoruz. Mimarlar Odası olarak; kültürel, sosyal ve coğrafi farklılıkların sürdürülebilirliği konusundaki sorumluluğumuzu biliyor; kültürün, çatışmanın ön saflarında değil; barışın inşasının ön saflarında olması gerektiğini yineliyoruz. Sahip olduğumuz mesleki uzmanlık kapsamında, zarar gören mimari ve kültürel mirasın korunması için katkı ve yardımlarımızı sunmaya hazır olduğumuzu vurguluyoruz. Değerli kamuoyumuza saygı ile duyurulur.   TMMOB Mimarlar Odası
HAYATI DURDURUYORUZ! Değerli meslektaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız; 10 Ekim 2015 tarihinde "SAVAŞA İNAT BARIŞ HEMEN ŞİMDİ" Emek, Barış, Demokrasi Mitingi'ne yapılan bombalı saldırı sonucunda onlarca yurttaşımızın hayatını kaybetmesi, yüzlercesinin yaralanması üzerine, TMMOB, TTB, DİSK ve KESK tarafından alınan karar uyarınca grevdeyiz. Grev süresince, 12-13 Ekim 2015 Pazartesi ve Salı günleri Mimarlar Odası birimlerinde hizmet verilmeyecektir. Katledilen yurttaşlarımızı saygıyla anıyor, yaralanan kardeşlerimizin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyor ve bu insanlık dışı katliamı protesto ediyoruz. Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız! TMMOB Mimarlar Odası
MİMARLAR ODASI DÜNYA MİMARLIK GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI:
KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ UYGARLIĞIMIZI TEHDİT ETMEKTEDİR!
Dünya Mimarlık Günü 5 Ekim 2015 tarihinde “Mimarlık, Bina ve İklim” teması ile Uluslararası Mimarlar Birliği’ne (UIA) bağlı 124 ülkede, yaklaşık bir milyon üç yüz bin mimar tarafından kutlanacaktır. Mimarlar Odası, her yıl olduğu gibi, tüm birimleri ve 50 bini aşkın üyesiyle; Dünya Mimarlık Günü’nün olduğu haftayı, Ekim ayı boyunca sürecek olan “Mimarlık Haftası Etkinlikleri” ile kutlayacaktır. Uygarlığımız küresel ısınma, çevre sorunları, savaş, sömürü, açlık, yoksulluk, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi nedenlerle varlığını sürdürebilme sorunları ile karşı karşıya bulunmakta ve insanlığın tarih boyunca yarattığı evrensel değerlerin hiçe sayıldığı bir dönemden geçmektedir. Biyolojik çeşitliliğin hızla kaybolması ve çevre sistemlerinin genel kirlenmesi olarak görülen iklimsel değişiklik nedeni ile küresel ısınmaya bağlı olarak uygarlığımızın geleceği tehdit altındadır. Buna karşın ülkeler gerekli tedbirleri almamakta ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemektedirler. İklim değişikliği, tüm dünyada ve bölgemizde en çok hızlı kentleşme, nüfus artışı ve göçün dönüştürücü etkilerinin görüldüğü büyük yerleşimlerde etkisini göstermektedir. Doğal kaynaklarını kaybeden kentlerimizin iklim değişikliğine ve bu değişikliğin getireceği afetlere karşı koyabilme kapasitesi giderek azalmaktadır. Barınaktan kentsel boyuta kadar, bütün yerleşimlerin fiziksel ortamını oluşturan yapı ve mekân tasarımı olan mimarlık; küresel iklim değişikliğine karşı güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir yapılı çevrenin üretimi ile yükümlüdür. Ülkemizde bütün bu çevre kirliliğine ve küresel ısınmaya yol açan politikalar; 1980 sonrası neo-liberalizmin kentleri ekonominin merkezine oturtan, bütün değerlerini ve doğayı metalaştıran, esnek üretim modeli ile yatırım ve karlılık alanı olarak gören politikalarla birleşmiştir. Son 10 yılı aşkın sürede merkezden yerele doğru “Kentsel Dönüşüm” adı altında yürütülen operasyonlarla bütün yaşam değerleri yok edilirken; sosyal, ekonomik ve kültürel kayıplar çığ gibi büyümektedir. Tarihsel süreç içersinde uygarlık değerlerinin üretildiği kentlerimize kimliksizlik, toplumsal ayrışma ve otoriter süreçler dayatılmaktadır. Toplumsal duyarlılıklara karşın sürdürülen bu uygarlaşma karşıtı politika ve uygulamalar; doğal ve kültürel değerleri yok ederken; giderek sosyal barışı ortadan kaldıran yaşamsal bir sorun haline gelmektedir. Bu durum bütün toplum kesimlerine çok önemli tarihsel sorumluluklar yüklemektedir. Yaşam çevrelerinin oluşturulması aşamasında; en temel insan haklarından olan sağlıklı ve güvenli bir çevrede, barış içinde yaşama hakkının korunması; mimarların, merkezi-yerel yönetimlerin, ilgili tüm kurumların ve meslek örgütlerinin ortak sorumluluğudur. Gelinen aşamada küresel ısınma ve afetlere neden olan iklim değişikliğine karşı mücadele hiçbir şekilde yavaşlatılamaz, ötelenemez ve görmezden gelinemez. Bu çerçevede mimarlık ve şehircilik ilkelerine aykırı gerçekleştirilen yatırım, planlama ve yapılaşmaya karşı duyarlı bütün kesimlerin bilinçli ve demokratik tepkilerinin yükselmesi; tarihi, doğal değerlerin korunması, sağlıklı ve demokratik bir gelecek için tek güvence haline gelmiştir. Bu bilinçle deneyim, birikim ve bilgilerimizi iklim değişikliklerine neden olan koşulları değiştirmek ve dönüşüm baskısı altındaki kentlerimiz için toplum yararına kullanmaya kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Dünyamızın, ülkemizin de içinde bulunduğu bölgemizin ve kentlerimizin büyük afet riskleri altında olduğu, yaşama hakkımızın dahi tehdit edildiği bu zorlu dönemde meslektaşlarımızın ve toplumumuzun Dünya Mimarlık Günü’nü kutluyoruz. Değerli kamuoyumuza saygı ile duyurulur… TMMOB Mimarlar Odası
Son dönemde PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilmekte olan elim saldırılar bizleri derin üzüntüye boğmaktadır. Şehitlerimize rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Türkiye Müteahhitler Birliği olarak bu hain saldırıları nefretle kınıyor, tüm ülkemize başsağlığı diliyoruz. Şiddete ve teröre karşı toplumun tüm kesimlerinin göstereceği sağduyu ve hassasiyet Türkiye’nin en büyük gücüdür. Ülkemizin huzur ve barış ortamına en kısa zamanda yeniden kavuşmasını teminen tüm yetkili ve ilgililerin birlik ve beraberlik içerisinde üzerlerine düşen görevleri gecikmeden yerine getirmelerini bekliyoruz.  
Türkiye Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu
 
Yeni Yangın Yönetmeliğine (MARDAV ) Mantoloma Sistemlerinden Çözümler

Yeni yönetmelikle beraber Türkiye’deki mantolama kültürü biraz değişecek. Bu değişimle kullanılan malzeme kalitesi artacak ve yangın konusunda önlemler alınacaktır.

Yeni yönetmelikle beraber ETAG 004’ de belirtilen 13501-1+A1:2013 yangın testinden geçemeyen paketler kullanılamayacak. Bu da demek oluyor ki toplama paketler mantolamada kullanılamayacak.

Bir diğer husus da bina yüksekliklerine göre getirilen yangın önlemleriyle ilgili;

Bina yüksekliği 28,5 metreden fazla olan binalar hiç yanmaz malzeme ile mantolanmalıdır.

Bina yüksekliği 6,5 metre ile 28,5 metre olması durumunda eps veya xps ile yapılan mantolomanın pencere yan kenarları 15cm genişliğinde ve üst başlığı da 30 cm genişliğinde hiç yanmaz malzeme ile yangın bariyeri yapılmalıdır.

Buna ek olarak zemin kotundan yukarı 1,5 metre mesafe hiç yanmaz malzeme ile kaplanmalıdır.

Mardav Mantoloma sistemleri olarak yangın testinden başarı ile geçmiş bulunmaktayız ve aşağıdaki çözümleri sektöre sunuyoruz... "

Mardav Yalıtım İş Geliştirme ve Ürün Müdürü

Eray Doğan

  Yangın Yönetmeliği Görsel 1 Yangın Yönetmeliği Görsel 2        

Türkiye’nin önde gelen çimento ve yapı malzemeleri üreticilerinden Çimsa, 2015 yılının ilk 6 ayında satış gelirinin 564 milyon TL’ye ulaştığını açıkladı. Şirketin dönem karı ise 129,6 milyon TL olarak gerçekleşti.

40 yılı aşkın süredir Türkiye’deki çimento sektörünün öncüsü olan Çimsa, 2015 yılının ilk 6 aylık dönemine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Buna göre, 30 Haziran 2015 tarihi itibarıyla şirketin cirosu 564 milyon TL oldu. Sürdürülen faaliyetlerden vergi öncesi kar 161,8 milyon TL olurken, dönem karı ise 129,6 milyon TL olarak gerçekleşti. Çimsa Genel Müdürü Nevra Özhatay: Hedefimiz, operasyonel performansımızı istikrarlı bir şekilde sürdürmektir Hedeflerinin, ilk yarıyılda olduğu gibi yılın ikinci yarıyılında da operasyonel performanslarını istikrarlı bir şekilde sürdürmek olduğunu belirten Çimsa Genel Müdürü Nevra Özhatay, Çimsa’nın bu dönemde satış gelirini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artırarak 564 milyon TL’lik ciroya ulaştığını vurguladı. Nevra Özhatay Sürdürülebilirlik yaklaşımının getirdiği bakış açısıyla; finansal hedeflerle çevresel ve sosyal etki arasında bir denge kurmaya çalıştıklarını belirten Özhatay, “Şirketimizin organizasyon yapısına, iş yapış süreçlerine, ürün ve hizmetlerine de bu anlayış yansıyor. Ülke ekonomisi için yarattığımız doğrudan katma değerin yanı sıra enerji verimliliğini sağlayan ve atıktan enerji üretme yoluyla gerçekleştirilen faaliyetlerle çevresel etki azaltılarak sektörümüz için örnek teşkil ediyoruz.” dedi. 
İnşaat Malzemeleri Bileşik Endeksi Haziran ayında 0,5 puan azalarak 103,9 puan olarak gerçekleşmiştir. Faaliyet Endeksinde artış yavaşlarken, Güven ve Beklenti Endeksleri gerilemiştir. Mevsimsellik ile faaliyetlerde artış olmasına karşın seçim sonuçları ile oluşan koşullar Beklenti ve Güven endekslerinde gerilemeye yol açmaktadır. Faaliyetlerdeki artış da aynı koşullar ile yavaşlamıştır. Faaliyetlerde yurtiçi satışlar ile üretimde artışlar yavaşlamıştır. İhracat faaliyeti ise durağan kalmaya devam etmektedir. Güven endeksi gerilemektedir. İnşaat sektörüne ve inşaat malzemeleri sektörüne ilişkin güven düşmüştür. Ekonomiye olan güven ise halen gerilemektedir. Beklenti endeksinde de gerileme yaşanmıştır. Yurtiçi siparişlerdeki artış beklentisi de uzun süre sonra gerilemiştir. Ekonomiye ilişkin beklentiler ise halen zayıftır. Nisan ve Mayıs aylarında faaliyetlerde yaşanan hızlı toparlanma ardından seçim sonuçları ile ortaya çıkan belirsizlik nedeniyle zayıflayan beklentiler ve güven faaliyetlerin de yavaşlamasına yol açarak mevsimsel toparlanmayı sınırlamaya başlamıştır.